sarah jio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sarah jio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Yağmur Sonrası

Yağmur Sonrası, Sarah Jio tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Arkadya Yayınları, Roman, 9789759996741, 347 Sayfa, Mayıs/2014
Kitabın 178. ve 179. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
Pazaryeri her zamankinden sessiz, sakin ve bir o kadar da ürkütücü görünüyordu. Erkeklerin çoğu savaşa gönderildiğinden mallarını satmak için az sayıda adalı gelmişti. Ama Atea'nın orada olmasını umuyordum. Onunla konuşmam gerekiyordu. Kilisedeki o unutulmaz Noel Arifesi olayının üzerinden aylar geçmişti. O günden beri Atea'yı görmemiştim ve onun için endişeleniyordum. Battaniyeler, onun iyi olduğundan emin olmak için sadece bir bahaneydi.
"Affedersiniz," dedim, kucağında bir bebekle oturan dişsiz bir kadına. Üzerinde bir yığın muz ve birkaç parça tozlu, egzotik görünümlü yeşilliğin bulunduğu bir masanın ardında oturuyordu. "Atea'yı gördünüz mü?"
Kadın beni şüpheli bakışlarla süzdükten sonra, "O burada değil," dedi, ilgisiz bir şekilde.
"Ah," diyerek battaniyeleri uzattım. "Ben sadece bunları ona vermek istemiştim."
İyi niyetim, kadının tutumunu değiştirmişti. Yumuşayarak birkaç yüz metre ilerideki bir bayın işaret etti. "O, Tita ile birlikte. Yeşil ev. Sen onu evde bulmak."
"Teşekkürler," diyerek bayıra doğru döndüm. Kamyonun kampa dönmesine bir saatten az bir süre vardı, o yüzden hızla kadının gösterdiği tepeye çıkan patikaya doğru yürüdüm. Fildişi rengi rugan ayakkabılarım çamurla kaplanmıştı, ama umursamıyordum. Koluma konan bir sivrisineği ezdikten sonra ağaçlıkların içine uzanan patikayı takip ettim. Gökyüzünü bir örtü gibi kapatan tropikal ormanın altında etraf daha karanlıktı. Sanki doğanın bir parçasıymış gibi yamaca uyum sağlayan küçük, yeşil evi az kalsın göremeyecektim. Bu, o ev olmalı, diye geçirdim içimden.
Tek odalı küçücük evin duvarına bir bisiklet dayalıydı. Ev, sahile vuran tahta parçalarından yapılmış gibi görünüyordu. Kapıyı çalmak üzere elimi kaldırdığım sırada bir tavuk ciyaklayarak beni ürküttü. Buraya bu şekilde gelmekle aptallık mı ettim?
Kapıda yaşlı bir kadın belirdi. Gri renkli saçları, tek bir örgü şeklinde örülmüştü.
Çekingen bir şekilde, "Atea'yı görmek için geldim," dedim ve battaniyelerin olduğu sepeti gösterdim.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

13 Mayıs 2014 Salı

Böğürtlen Kışı

Böğürtlen Kışı, Sarah Jio tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Arkadya Yayınları, Roman, 9789759997199, 353 Sayfa, Şubat/2014
Kitabın 194. ve 195.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Charles gaz pedalına basarak arabayı hareket ettirdi. Tanıdığım kimsenin arabası yoktu. Motorun sesi ve radyoda çalan caz müzik hoşuma gidiyordu. "Neden Çabana Kulüp'e gitmiyoruz? Akşam yemeği yer, belki sonra da tekrar dans etmek için şansımızı deneriz."
"Çok isterim," dedim, yanağımı omzuna dayayarak.
Seattle, Buick'in içinden muhteşem görünüyordu. Arabanın ön camı, dünyayı daha güzel gösteren pembe gözlükler gibiydi. Rahat koltuğumda otururken, tanıdığım düzinelerce yoksul ailenin, akşam yemeğinde bayat ekmek yedikleri karanlık apartman binalarını görmüyordum. Ya da anneleri benim annem gibi geç saatlere kadar çalışan çocukların başıboş bir şekilde beştaş oynadıkları çöp dolu ara sokakları fark etmiyordum. Onun yerine, Charles'ın dünyasında, hayatın önünüze bir tabakta sunulduğu o dünyada yaşamanın nasıl bir şey olduğunu hayal ediyordum.
Charles arabayı yol kenarına çekerek, benim tarafımdaki pencereden dışarı bakmak için üzerime doğru eğildi. Bana bu kadar yaklaşmasına aldırış etmedim.
Kulübün kapısında 'Kapalı' yazan bir levha asılıydı. "Hay aksi," dedi Charles. "Pekâlâ, bunun yerine doğruca otele gitmeye ne dersin? Bu gece hava çok güzel. Annemle babamın süitinin balkonunda akşam yemeği yiyebiliriz."
"Anne ve babanın süiti mi?"
"Evet," dedi Charles. "Misafirlerinin çoğunu orada ağırlarlar. Babam geç saatlere kadar çalışacağı ve sessizliğe ihtiyacı olduğu zamanlar, haftada birkaç gece orayı kullanır. Ya da annemle aralarındaki bir anlaşmazlığı çözüme kavuşturmak için oraya çekilirler ki bugünlerde bunu daha sık yapar oldular."
"Sanırım olabilir," dedim utangaç bir şekilde.
Charles arabayı sokağın yalnızca birkaç blok aşağısında-ki otelin girişine sürdü. Anahtarları valeye uzatarak kapıdaki görevliyi başıyla selamladı. Ardından doğruca asansöre yöneldik. Charles, on yedi numaralı düğmeye bastı.
Yutkundum.
"Asansöre ilk binişin mi?"
"Evet," diye itiraf ettim, asansörün aniden yukarı çıkmaya başlamasıyla kendimi bir tuhaf hissetmiştim.
"Korkma," dedi Charles, iki eliyle belimden tutup, beni kendine çekerek.
Gözlerinin içine baktım. "Peki, ya... düşerse?" "Düşmeyecek," diyerek bana sıkıca sarıldı. "Söz veriyorum."
Asansör durup kapılar açıldığında, beyaz takım elbiseli bir adam bizi bekliyordu. "İyi akşamlar, efendim," dedi Charles'a. Ardından başıyla beni selamladı. "Süitiniz hazır. Bu gece yemeğinizi içeride mi, yoksa dışarıda mı yemek istersiniz?"
Charles bana baktı. "Balkonda yesek olur mu?" Evet dercesine başımı salladım. Anın büyüsüne ve ihtişamına öylesine kapılmıştım ki bir sesim olduğunu bile unutmuştum.
Otel görevlisi, anahtarı kilidine yerleştirdikten sonra kapıyı bizim için açtı. Charles'm peşinden içeri girdiğimde, gördüğüm manzara karşısında nefesim kesildi. İpek kanepeler, şark halıları ve yakut rengi, kadife perdeleriyle, burası bir saraya benziyordu. En azından hayallerimdeki sarayların görüntüsü böyleydi.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Son Kamelya

Son Kamelya, Sarah Jio tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Arkadya Yayınları, Roman, 9789759997441, 345 Sayfa, Mayıs/2014

Kitabın 214. ve 215. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

"Bir fikrim olabilir aslında," dedim. "Dün gece uyuyamadım, o yüzden yürüyüşe çıkmıştım. Ve şey, Bayan Dilloway bana Leydi Anna'nın üzerinde çalıştığı şeyi gösterdi. Rex, sanırım çok uzun zaman önce burada kötü bir şey olmuş."
"Gerçekten mi? Ne gibi bir şey?"
"Şimdilik emin değilim," dedim. "Sanırım, bir şeyleri ortaya çıkarmak için bu öğleden sonra kasabaya ineceğim."
"İyi fikir," diye onayladı Rex. "Keşke sana eşlik edebilsey-dim, ama bugün için bir kez dışarı çıkmam yeterli. Hem öğlen ustayla buluşacağım."
"Usta mı?"
"Evet, babamın tamirat için tuttuğu adam."
Birtakım değişiklikler yapılacağını biliyordum, ama köşkte büyük değişikliklerin yapılması fikrinden de nefret ediyordum. "Kötü bir şey yapmazlar, değil mi?"
"Emin değilim," dedi. "Ama bu benim karar verebileceğim bir şey değil. Ailem çoktan planlarını yapmış. Ben yalnızca son detaylara imzamı atacağım."
Serayı düşünüyordum. Buranın yerle bir edilmesine mi karar verilmişti? Acaba burayı sinema odasına mı çevireceklerdi? Begonviller, düz ekran televizyona yer açılsın diye yerinden sökülecek miydi?
Kalbim hızla atmaya başlamıştı. "Rex?"
"Addison?" dedi gözlerimin içine bakarak.
Yüzündeki son derece dürüst ve güçlü olan ifadeyi inceledim. O benim değerlim, huzurum, sahip olduğum tek ailemdi. O zaman neden ona kalbimden geçen şeyi söyleyemiyordum? Sera, Bayan Dilloway ve geçmişimdeki korku dolu zamanları simgeleyen turuncu gülleri... Ağzımı açsam da dudaklarımdan hiçbir kelime dökülmemişti.
"İyi misin, hayatım?" diye sordu Rex, boynum ve sağ omzum arasında kalan yeri öperek. Çantasını merdivenlere koyduğunda, üzerinde "Amanda" yazan bir dosya dahil, birkaç dosya yere düşmüştü.
Dosyaları çantasına koymak için hemen eğildi ve sonra yüzüme baktı. O an, gözlerinde mesafeli bir bakış sezdiğimi sanmıştım. Bu sanki, birbirimiz hakkında hiçbir şey bilmediğimizin bir göstergesiydi.
Zorla gülümsedim. "Elbette iyiyim."
Rex merdivenlerden meraklı gözlerle bana bakıyordu. "Kasabaya giderken dikkatli ol, tamam mı?"
Başımı evet dercesine salladım ve yaprakları parlak bir alevi andıran turuncu çiçeklerin yanından geçtim.
Kasabaya giderken, yaklaşmakta olan bir aracı fark etmeyip son anda arabayı bir sola bir sağa sürdüm. Yanından geçtikten sona, arkamdan korna çalmıştı. Rex ile sık sık İngiltere'ye gelmemize rağmen, sağdan akan trafiğe hiç alışamamıştım.
Gün içindeki planlarımı bir daha düşünerek, arabayı park yerine çektim. Burada ne bulacağımı düşünüyordum ki? Ar-navutkaldırımlı yol boyunca uzanan vitrinlere göz gezdirdim. Postane. Ayakkabı tamircisi. Gretchen'ın Kafeteryası. Milton'ın Barı. Belinde copu sallanan bir polisin kırmızı kapılı bir tuğla binaya girişini izledim. Adımlarımı hızlandırıp yanına yaklaştım.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap