selim ileri istanbul kitaplığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
selim ileri istanbul kitaplığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2013 Pazartesi

İstanbul Hatıralar Kolonyası

İstanbul Hatıralar Kolonyası

İstanbul Hatıralar Kolonyası, Selim İleri | Everest Yayınları, İstanbul Kitaplığı Dizisi, 253 sayfa, 9786051416625, Ağustos 2013.

İstanbul Hatıralar Kolonyası, Selim İleri'nin hazırladığı İstanbul Kitaplığı’nın dördüncü cildidir. Bu kitap romanlarda, şarkılarda, filmlerde kalmış o kente, artık hayal İstanbul’a götürüyor bizi, büyülü bir yolculuğa davet ediyor.

                   

İstanbul Hatıralar Kolonyası, Yahya Kemal'in Bir Önerisi, sayfa 143, 144.

2005 yılının eylülü de geçip gitti. Bilmiyorum, "Günler kısaldı" diyenler oldu mu:

Günler kısaldı. Kanlıca'nın ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.

Şüphesiz, "Eylûl Sonu"nun Kanlıca'sı çoktan bambaşka bir semt oldu. Dünkü Boğaziçi şimdi sadece edebiyatımızın bazı sayfalarında, resim sanatının bazı verimlerinde yaşıyor...

Yahya Kemal, Boğaziçi'nin Bizans zamanında olmadığını söyler. Tek tük köyler, bir iki kilise dışında burası ıssızdır. Boğaziçi, fetihten sonra kurulacak, Kavaklar'a kadar, bayındır ve yalnız kendine benzer bir belde olacaktır.

Boğaziçi, bir uçtan bir uca, göl göl gider.

Yahya Kemal, İstanbul'un semtlerinde, her biri diğerinden başka, şekil açısından çok farklı havaların hissedildiğini de söylemiş:

"Bir semtten diğerine geçerken, bir yıldızdan bir yıldıza geçmiş kadar başkalık" duyulur. "Kandilli, Anadoluhisarı, Kanlıca, Çubuklu birbirine komşu köylerdir; lâkin her birinin çerçevesi, havası, güzelliği başkadır. Birinden ötekine geçerken manzara değişir."

Yangınlar, manzaranın değişkenliğine son vermiş.

Bugün, yeni hayatımızın yeni koşulları çerçevesinde yine "bir millî Boğaziçi yaratmak" önerisi Yahya Kemal'in. Millî Boğaziçi'nde tarihin varlığını duyumsamak, demeye getiriyor şair.

Tarihî eserleri korumak konusunda Bahriye Nazırı Cemal Paşa'ya ve Hisarlar Komisyonu'na görüşlerini açıklamış "Eylûl Sonu" şairi. Yaklaşık doksan yıl sonra bu görüşleri okumak keder veriyor:

"Hisar'ı harap halinde muhafaza etmeye taraftarım. Bu harabe şimdiki halinde bırakılmalı ki, gözlerimizin alıştığı timsalinin tesirini verebilsin."

----

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

%30 indirimle;

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

28 Ocak 2013 Pazartesi

Selim İleri - İstanbul'un Sandık Odası


- Yazarların İstanbul'unda -

- Âşiyan, Kuş Kafesi

Genç Yakup Kadri, Tevfik Fikret'in kendi nesillerince sevilmiş, özümsenmiş, değeri tartışılamayacak üstünlükte bir şair olduğunu söyler.

Herkes Fikret'e hayrandır. Herkes Fikret'i bir fazilet örneği saymaktadır.

Şair de, bütün yaşamını doğruluk, dürüstlük, onur arayışı içinde geçirmiştir. Sultan Hamid'in istibdadına karşı çıkmış, gelecekten çok şeyler ummuş; nihayet II. Meşrutiyet'in özgürlükçü havasını soluduğuna inanmıştır.

Sultan Hamid, tahtından indirilip sürgüne gönderilir gönderilmez, Fikret'in düşlediği özgürlükçü ortam, bu kez de İttihad ve Terakki'nin boyunduruğuna geçer.

"Sis"leri, "Tarih-i Kadim"leri yazmış şair, yeni yönetimin apaçık baskıcı, dahası, kan dökücü tutumu karşısında yıkılıp kalır. Bu ortamda yapabileceği hiçbir şey yoktur.

Ne özgür düşünce, ne uygarlık, ne insanca yaşama...

Öyle günler yaşanmaktadır ki, Hüseyin Rahmi'nin sonradan Hakka Sığındık'ta yazacağı gibi, Sultan Hamid istibdadını mumla arayanlar vardır.

Tevfik Fikret, "Doksan beşe Doğru"yu, "Han-ı Yağma"yı derin bir umutsuzluk içinde kaleme getirir. Eserinin alınyazısı değişmez: Bu harikulâde şiirler elden ele dolaşır, gizlice okunur.

Yakup Kadri, Âşiyan'a sığınmış Fikret'i ziyaret eder.

Âşiyan Farsça bir sözcük. Kuş yuvası anlamına geliyor. Ev, oturulan yer anlamına da geliyormuş.

Fikret, Âşiyan'dan arada bir çıkıyor, ders vermek üzere koleje gidiyor. Sonra yine yalnızlık köşesine dönüyor.

Kiralık Konak romancısı, yalnızlık köşesini kocaman bir kuş kafesine benzetir.

Bebek sırtlarında, Rumeli zirvesindeki köşk bakımlı bir bahçeyle çevrilidir. Şurada, Fikret'ten bazı mısralar kazılı bir kaya dibi, az ötede ağaç kütüklerinden yapılma kanepeler...

Yakup Kadri bu kez köşkün içini betimlemeye koyulur:

Köşkün içi, eşya ve döşeniş açısından, Servet-i Fünun dergisinin sararmış sayfalarında rastlanabilecek illüstrasyonları andırmaktadır, üslûp, "epok dışı"dır, özeldir, kendine özgüdür.

Âşiyan'daki köşke giren, kendi çağından, kendi ülkesinden, gününün koşullarından bir süre için uzaklaşır. Burası sanal bir yer gibidir.

Umutsuz Fikret burada, tül perdeler, kuştüyü yastıklar, birbirine sokulmuş, birbirine kucak açmış koltuklar, sedirler ortasında gelgeç bir huzur bulmaktadır.

Tavandan cami kandili gibi avizeler sarkar. Pencerelerden dışarısı bütün bir Boğaziçi tasviridir.

Tevfik Fikret resim yapar.

Resimleri bugün Âşiyan Müzesi'nde. Yüksek sesli şairin resim sanatına çokça eğilmemesine üzülmek gerekir. Güzel resimlerdir.

---

Selim İleri, İstanbul'un Sandık Odası

1. Bölüm, Yazarların İstanbul'unda, Ocak 2013, Everest Yayınları, sf: 1, 2, 3.

Bu alıntı tanıtım amacıyla yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap