trend yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trend yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2014 Cuma

Buda Bir Gün Bara Girer


Buda Bir Gün Bara Girer, Lodro Rinzler  tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Trend Yayınevi, Kişisel Gelişim, 9789944342223, 248 Sayfa, Ocak/2014


Kitabın 206. ve 207. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


Her şeyin akıl olduğunu bilen kimse Bir kaynak gibi görünen ne varsa onu kullanır
Milarepa


Eski bir Budist fıkrası vardır. Dalai Lama, sosisli sandviç satan adama yaklaşır. Satıcı sorar: "Ne isterdiniz?"
Dalai Lama cevap verir: "Bana bir tane karışık." Fıkra şöyle devam eder. Dalai Lama sandviçi alıp adama on dolarlık bir banknot uzatır. Bir süre geçer ve Dalai Lama adama sabırsızca sorar: "E paranın üstü?"
Satıcı cevap verir, "Paraymış pulmuş, canım sen de bırak artık bu dünya işlerini."
Yolun bu noktasında, hem içsel hem de dışsal değişim arzusu duyuyor olabilirsiniz. Belki daha sakin, daha odaklanmış, hayatınızın daha farkında olmak istiyorsunuz. Aynı zamanda etrafımızdaki dünya karmaşa içindedir ve yardımcı olmak arzusu içindesinizdir. îçsel düzeyde bir miktar değişim çoktan yaşanmıştır ama, dünyada bütünsel anlamda büyük çaplı değişimleri tetiklemek, yaptığınız şeyler meditasyon ve hayatınızı en iyi şekilde yaşamaktan ibaret olduğunda göze imkânsız görünebilir.
İnternette açılış sayfam olarak CNN.com kayıtlı. Bugün siteyi açtığımda, yabancı bir hükümetin düşmesi, hayvanlara korkunç saldırılar, küçük bir çocuğun katledilmesi hakkındaki hikâyeleri ve şu manşeti gördüm: "Kayıp kadın önce dövülmüş ve çığlık atmış." Bu denli bunaltıcı sefalet karşısında, kendinizi güçten düşmüş hissedebilirsiniz. Böyle zamanlarda, soru şuna dönüşür: "Çamura batmış bir dünya için ne yapabilirsiniz?"
Aklımdaki şu: Hayatı yaşamak için iki seçeneğiniz var. Çevremizi sarmış belirsizliğe boyun eğebilirsiniz. Saturday Night Live komedi şovundaki karakter Debbie Downer gibi karamsarlıkla acının her bir hücrenizi esir almasına izin verip akla gelen her şeyi dünyanın ne kadar berbat bir yer olduğuna yorabilirsiniz. Bu seçenek, dünyanın emin bir yer olmayışını İçselleştirip sonunda kendi iyiliğimizden emin olmamaya ve diğer herkesin temelde kötü olduğundan emin olmaya kadar gider.
Diğer seçenek, kendi temel iyiliğinize ve başkalarının iyi olduğuna gönülden inanmaktır. Başkalarının temelde kötü olduğuna inanmamayı seçebilirsiniz.
Ne var ki, bu ikinci yolu seçtiğimizde, pratik olmak zorundayız. Dünyanın bir şekilde daha iyi bir yer olmayacağının farkında olmalıyız. Yeni bir devlet başkanı seçemeyeceğimize, yeni bir din kuramayacağımıza ya da yeni bir para birimi icat edemeyeceğimize göre dünyadaki bütün sorunlar da bir anda yok olmayacaktır. Dünyada olumlu bir değişim yaratmak için daha kibar ve daha sevecen davranmayı öğrenecek sizin benim gibi insanlara ihtiyaç var.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Emma Garcia - Terkedildim.net | Kitaptan okuma parçası

# Emma Garcia - Terkedildim.net | Kitaptan okuma parçası #

Emma Garcia - Terkedildim.net | Trend Yayınevi, Çeviren A. Şirin Okyavuz, 358 sayfa, Temmuz 2013.

Emma Garcia, üniversiteden mezun olduktan sonra öğretmen olarak çalışıp Asya'yı dolaştı, Londra'ya döndüğünde kendini manyaklarla dolu havasız bir ofiste çocuk yapbozları tasarlarken buldu.

Defalarca evlenme teşebbüsünde bulunsa da 2004 yılında hevesi, hayalleri ve kalbi kırılan yazar sonunda aşka sırtını dönmüştür. Sonra bir gece sonunda kendisini "değişik" hissettirmeyi başaran o adamla tanıştı. Şans bu ya, adam da onu sevmişti ve birlikte York'a kaçtılar. Bugün hâlâ York'ta üç çocukları Frankle, Rafael ve Lula ile yaşıyorlar.

terkedildim.net Garcia'nın gerçek hayatıyla paralellikler taşımaktadır.


Giriş: 1. Bölüm

Rob Waters onunla yattıktan üç ay sonra bana evlenme teklif etmişti. Kuaförlerdeki dergilerde okuduğumuz türden, insanın ayaklarını yerden kesen bir aşk yaşadığımızı düşünmüştüm. Aradan beş yıl geçip de, düğünümüz iki defa ertelenince, ilişkimizin aslında uzun ince bir yolda ilerlediğini kabullendim.

Ama iki ay sonra, sonunda, "evet" diyecektik. Bu sefer tüm organizasyonu yapmıştık. Onun ailesine yakın Burnby Castle'da Mavi Salonu rezerve etmiştik, düğünü, o anı ölümsüzleştirmek için bir belgeselmiş gibi çekecek profesyonel fotoğrafçıyı ayarlamıştık ve bir Rolls-Royce kiralamıştık. Rob da her şeyle ilgilendi ve bana destek oldu. Hatta çilek dolgulu şeker ve undan yapılmış sepet şeklinde kurabiyeleri yaptırmayı o akıl etti.

Resmî bir düğün olmayacaktı. Rob, lacivert Hugo Boss marka bir takım elbisenin içine, benim düğün buketimdeki güllerle aynı renkte, açık pembe bir gömlek giyecekti. Gelinliğim ise gayet sade kesimliydi ve abartılı olmayacak şekilde dantelle süslüydü. Önceki iki düğün için aldığım kabarık gelinlikleri internette satmıştım.

Ama hâlâ alyanslarımızı seçmemiştik. Nişan yüzüklerimizle uyumlu olması için platin alyanslar seçecektik. Aslında komik ama bu tek taşı bana verdiği günden beri parmağımdan çıkarmadım; düğünümüzü (kilise törenlerinde tedirgin olduğu için) ertelediğinde, hatta ikinci kez (otuz beş yaşında olmayı pek de sindiremediği için) ertelediğinde bile çıkarmamıştım. Herhâlde ben Rob Waters'ı çok seviyordum. Ona gerçekten âşıktım; hem de, çok yakışıklı olduğu ve çok zengin olduğu için de değil. Tanrı özenerek yarattığı için, dolgun dudaklar, kıvırcık sapsarı saçlarından dolayı... Yürüyüşüne ve bir çocuk gibi kıvrılarak uyumasına da âşıktım. Odaklandığında burnunu buruşturup çekmesine de âşıktım. Bana 'tavşanım' demesini bile seviyordum artık. Hatta sevişirken, "Sen yaramaz bir tavşancıksın, değil mi?" diye bağırdığında buna aldırmayacak kadar seviyordum. "Öyleyim," diyordum sadece.

Biraz sonra spordan eve gelecekti, o yüzden de en sevdiği yemekleri, somon, mercimekli pilav ve radika salatası hazırlıyordum akşam yemeği için. Mutfakta çalışırken bir şarkı mırıldanıyordum. Dünyanın en harika şehri olan Londra'nın merkezindeki güzel bir dairede yaşadığım için çok şanslı bir kadındım. Genç sayılırdım ve evlenmek üzereydim. Hayatta istediğim her şeye sahiptim.

Kapını açılıp kapandığını duydum. Erken dönmüştü. Merdivenlerin başına gittim. Başını kaldırıp bana baktığında o kadar yakışıklı göründü ki gözüme, karnımda kelebekler uçuşmaya başladı.

"Hoş geldin." Gülümsedim. "Yemek hazır olmak üzere."

"Ne haber Viv," dediği anda sesinden bir şeylerin ters gittiğini anladım. salona geçip bekledim. Herhâlde işte kötü bir gün geçirmişti. Odaya girip öylece durduğunda mavi gözlerindeki ifâde kanımı dondurdu. Bu daha önce, aslında iki defa gördüğüm bir ifadeydi. Gözlerini yüzümden ayırmadan yavaş yavaş, üzgün bir ifâdeyle başını salladı.

"Olamaz," diye fısıldayarak Graham-Green marka kanepeye çöktüm.

"Yapamayacağım Viv," dediği anda kalbimin, üzerine basılan ince buz gibi kırıldığını hissettim.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

9 Temmuz 2013 Salı

Steve Chandler - Sen Değiş Dünya Değişsin | Kitaptan okuma parçası

# Steve Chandler - Sen Değiş Dünya Değişsin | Kitaptan okuma parçası #

Steve Chandler - Sen Değiş Dünya Değişsin | Trend Yayınevi, Kişisel Gelişim, Çeviren Bahar Akçura, 300 sayfa, Haziran 2013.

Aklınızı korkudan uzaklaştırın, artık hiçbir şeyden korkmadığınızı göreceksiniz. Neden korkuyorsanız, dişinizi sıkın ve yapın. Yazarken tıkandığınızda, ellerinizi hareket ettirmeye devam edin. Yaşamanızın yazarı sizsiniz. Elleriniz hareket etmeye devam etsin. Bugün, evrenle olan sözleşmenizi yazıyorsunuz.

Yunan alfabesinin dördüncü harfi olan Δ (delta), fen ve matematikte peşinden gelen kavramın anlam veya rakam biçiminden değişikliğe uğradığını ifade eder. Latin alfabesindeki "D" harfi de buradan gelmektedir. Bu kitapta da "değiş" kelimesi, Δ ile karşılanmıştır.


Bölüm 1: Fırsat hemen yanı başınızda

Geçmişte, öylesine durup birilerinin bana büyük bir fırsat vermesini beklerdim. Neler yapabileceğimi gösterebilmek için ihtiyacım olan tek şeyin bu olduğunu düşünürdüm!

Bunlar zihinsel Δimimin başlamasından önceki günlerdi... Düşüncelerimin şu şekilde olduğu günlerdi:

"Hele birileri bana bir şans versin, sen beni o zaman gör!"

"Doğru işi bulduğum zaman mutlu olacağım."

"Düzgün bir işim olduğunda, gerçek mesleğimi de bulmuş olacağım; işte o zaman gerçek yeteneğimi, gerçek 'ben'i ortaya koyabileceğim.

Sonra bir gün zihnimde bir Δim gerçekleşti: 'Gerçek seni, şu anda da gösterebilirsin' diye düşünmeye başladım. Karşılaştığın her zorlukta böyle düşünebilirsin. Eğer istersen, en küçük görevi bile coşkulu bir yaratıcılıkla başarabilirsin. Zihinsel Δimin gerçek anlamı budur işte. Her kelimede bir ışık bulabilirsin.

Zihnimdeki bu Δim 'düşlenen daha iyi' bir gelecek beklentisinden, 'bu mükemmel an'a doğru gerçekleşmişti.

Bunlardan başkaları da olacaktı.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter