roza hakmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
roza hakmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2013 Salı

John Cheever - Boşanma Mevsimi | Okuma parçası

# John Cheever - Boşanma Mevsimi | Okuma parçası #

John Cheever külliyatı Everest Yayınları'nda devam ediyor. Tomris Uyar çevirisiyle çıkan Yüzücü'yü Roza Hakmen çevirisi olan Ey Yıkılmış Hayaller Şehri izlemişti. John Cheever'ın toplu öykülerini derleyen serisinin üçüncü kitabı Boşanma Mevsimi de Mayıs 2013 tarihinde yine Roza Hakmen çevirisiyle birlikte çıktı. Serinin dördüncü kitabı Elmalar Diyarı, Toplu Öyküleri 4 (The Wapshot Chronicles) da şu an yayıma hazırlanıyor. Adını aynı adlı hikâyeden alan Boşanma Mevsimi'nden okuma parçası sunuyoruz...

                                     

                       (John Cheever kızı Susan'la birlikte, 1976. Fotoğraf: Nancy Crampton.)

- Boşanma Mevsimi

Karım kahverengi saçlı, siyah gözlü ve yumuşak mizaçlıdır. Yumuşak mizacı yüzünden çocukları şımarttığını düşünürüm bazen. Hiçbir isteklerini reddetmez. Her istediklerini yaptırırlar ona. Ethel'la on yıldır evliyiz. İkimiz de Morristown, New Jersey'liyiz, ne zaman tanıştığımızı hatırlamıyorum bile. Evliliğimiz bana hep mutlu ve başarılı bir evlilik gibi görünmüştür. Doğu Yakası'nda, Ellinci Sokak civarında asansörsüz bir apartmanda oturuyoruz. Altı yaşındaki oğlumuz Carl iyi bir özel okula gidiyor, dört yaşındaki kızımız okula gelecek yıl başlayacak. Kendi yetiştiriliş tarzımıza sık sık kusur buluruz, ama sanki biz de çocuklarımızı aynı şekilde yetiştirmek için çabalıyor gibiyiz; zamanı geldiğinde herhalde onlar da bizim gittiğimiz okullara ve üniversitelere gidecekler.

Ethel doğuda bir kız yüksek okulundan mezun olup sonra da bir yıl Grenoble Üniversitesi'ne devam etti. Fransa'dan döndüğünde bir yıl New York'ta çalıştı, sonra da evlendik. Bir keresinde diplomasını mutfak lavabosunun üstüne asmıştı, ama kısa ömürlü bir espiriydi, diplomanın şimdi nerede olduğunu bilmiyorum. Ethel yumuşaklığının yanı sıra neşeli, kolay uyum sağlayan bir kadındır; ikimiz de orta sınıfın daha iyi zamanları hatırlayabilmeleriyle tanımlanan en geniş kesimine mensup ailelerin çocuklarıyız. Kaybedilmiş para hayatımızın o kadar sabit bir unsurudur ki, zaman zaman göçmenleri çağrıştırır bana; yabancı topraklara hevesle uyum sağlamış, ama ara sıra yerlisi oldukları sahillerin dik kayalıklarını hatırlayan insanlar grubu. Hayatımız benim mütevazı maaşımla sınırlı olduğundan Ethel'ın hayatını yüzeysel olarak tarif etmek zor değildir.

                      

Ethel sabah saat yedide kalkar ve radyoyu açar. Giyindikten sonra çocukları kaldırıp kahvaltı hazırlar. Saat sekizde oğlumuzu yürüyerek okul otobüsüne götürmesi gerekir. Döndüğünce Carol'ın saçlarını örmek durumundadır. Ben evden sekiz buçukta ayrılırım, ama Ethel'ın gün boyunca yapacağı her şeyin ev işi, yemek pişirme, alışveriş ve çocukların talepleri tarafından belirleneceğini bilirim. Salı ve perşembe günleri saat on birle on iki arasında A&P süpermarketinde, havanın açık olduğu her öğleden sonra saat üçten beşe kadar çocuk parkındaki belirli bir bankta olacağını, pazartesi, çarşamba ve cuma günleri temizlik yaptığını, yağmur yağdığında gümüşleri parlattığını bilirim. Saat altıda eve döndüğümde genellikle sebze ayıklıyor ya da akşam yemeği için başka bir hazırlık yapıyor olur. Sonra, çocuklar yedirilip yıkandığında, yemek hazır olduğunda, salondaki masaya sofra kurulduğunda bir şeyi kaybetmiş ya da unutmuş gibi salonun ortasında durur; bu anlık tefekkür o kadar derindir ki, ben ona bir şey söyleyecek olsam, çocuklar seslenecek olsa hiç işitmez. Sonra geçer gider. Gümüş şamdanlardaki dört beyaz mumu yakar ve patatesli dana eti ya da ona benzer mütevazı bir akşam yemeğine otururuz.

Haftada bir veya iki kere akşamları dışarı çıkar, yaklaşık ayda bir kere de evde misafir ağırlarız. Pratik nedenlerden ötürü görüştüğümüz insanların çoğu bizim mahallede oturan kişilerdir. Cömert bir çift olan ve yan sokakta oturan Newsome'ların verdiği partilere gideriz sık sık. Newsome'ların partileri kalabalık ve kafa karıştırıcıdır; dostluğun keyfi güdüleri kısıtlanmadan ifade bulur.

---

John Cheever - Boşanma Mevsimi | Everest Yayınları, Öykü, Çev Roza Hakmen, 315 sayfa, Mayıs 2013.

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

13 Mayıs 2013 Pazartesi

John Cheever - Boşanma Mevsimi

# John Cheever - Boşanma Mevsimi #

1979'da Pulitzer Ödülü'ne layık görülen John Cheever'ın birbirinden güzel öykülerinden oluşan Boşanma Mevsimi, Roza Hakmen'in yetkin çevirisi ile dizideki yerini alıyor.

                                                  

John Cheever'ın kitapları Türkiye'de emin ellere emanet. Everest Yayınları daha önce Cheever külliyatındaki Yüzücü'yü Tomris Uyar çevirisiyle, Ey Yıkılmış Hayaller Şehri'ni de Roza Hakmen çevirisiyle yayımlamıştı.

Cheever külliyatının üçüncü kitabı Boşanma Mevsimi de 13 Mayıs tarihinde okurlara ulaştı. Kitabın çevirmeni yine usta çevirmen Roza Hakmen.

                                       

Boşanma Mevsimi, Amerika'nın Çehov'u olarak anılan John Cheever'ın toplu öyküleri serisinin üçüncü kitabı. Öykülerle Amerikan rüyasının her Amerikalı için geçerli bir hayal olduğunu hissettirecek şekilde yan yana dizilmiş evleriyle banliyöye yeniden konuk oluyoruz. Fakat Cheever, küçük insanın büyük hayallerine bir daha bakmaya çağırıyor bizi. Umuda sinsice bulaşan gelecek korkusunu, huzurun birden endişeye dönüştüğü anı ve insanın değişmeyen arada kalmışlığını hatırlamak için...

"Saat ilerledikçe hava soğudu, netleşti, durgunlaştı; o durgunlukta Doğu Irmağı boyunca uzanan fabrika bacalarından çıkan dumanlar Pepsi-Cola uçağının yazdığı netlikte kelimeler ve cümleler yazıyor gibiydi. Gün dönümü. Felaket. Çözmek zordu. Yılın çöküşe geçtiği gündü sanki -gastrit, sinüzit ve solunum yolları rahatsızlıkları açısından berbat bir gün-; başka kış mevsimlerini hatırlayıp ışık çizgilerine bakınca boşanma mevsimi olduğuna kanaat getirdim."

John Cheever - Boşanma Mevsimi | Everest Yayınları.

Öykü, Çev. Roza Hakmen, 315 sayfa, Mayıs 2013.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

12 Aralık 2012 Çarşamba

"Çok geç olmamışsa...”


“Geçenlerde gazetede okudum, birkaç öğretmen otuzlu yıllarda ülke çapında birçok okula dağıtılan bir anket bulmuş. Ülkenin değişik yerlerinden gönderilmiş, cevaplandırılmış, doldurulmuş anket formları. Karşılaştıkları en büyük sorunlar diye sınıfta konuşmak, koridorlarda koşmak gibi şeyler yazmışlar. Çiklet çiğneme. Ev ödevlerinde kopya. Bu tür şeyler.

Doldurulmamış anket formlarından birini çoğaltıp yine aynı okullara göndermişler. Kırk yıl sonra. Cevaplar gelmiş. Tecavüz, kundakçılık, cinayet. Uyuşturucu. İntihar. Bunu çok düşündüm. Çoğu zaman dünyanın gidişatı kötü filan dediğimde insanlar gülümseyip yaşlandığımı söylüyor bana. Yaşlanma göstergesiymiş.

Ama bana sorarsan insanların ırzına geçip öldürmekle çiklet çiğnemek arasında fark göremeyen bir insan benden çok daha kötü durumdadır. Kırk yıl o kadar uzun bir süre değil. Belki kırk yıl sonra bazıları uyanır. Çok geç olmamışsa.”

*Cormac McCarthy, İhtiyarlara Yer Yok, Çev. Roza Hakmen, Kanat Kitap.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

31 Ekim 2012 Çarşamba

"Javier Marias, Yarınki Yüzün serisini tamamladı"


Javier Marias, geçen günlerde İspanya'da verilen Narrativa Edebiyat Ödülü'nü reddetmesiyle gündeme gelmişti.

Hükümetlere karşı muhalif bir tavır sergileyen Javier Marias, aynı zamanda yaşayan en büyük yazarlardan biri olarak gösteriliyor.

Javier Marías'ın başyapıtı Yarınki Yüzün'ün son cildi Zehir, Gölge, Veda ilk iki ciltte bir kısmına tanık olduğumuz hikâyeyi, İspanyol çevirmen Jaime Desa'nın Londra'da gönüllü sürgün olarak yaşadığı çalkantılı dönemin hikâyesini nihayete erdiriyor.

Daha önce şöyle bir değinilerek gizem perdesiyle sarmalanan olaylar aydınlanıyor, sisler dağılıyor, yapboz tamamlanıyor.

Tıpkı ilk iki cilt gibi Zehir, Gölge, Veda da ustalıkla birbirine bağlanmış iç içe hikâyelerden oluşan, muazzam diliyle tam bir edebiyat ziyafeti çeken, düşünsel yönüyle zihne bol malzeme sunan, okura yoğun ve sıradışı bir tecrübe yaşatan bir eser.

Javier Marias, Yarınki Yüzün, 3. Cilt: Zehir, Gölge, Veda, Çev. Roza Hakmen, Metis Yayınları, Kasım 2012.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

24 Ekim 2012 Çarşamba

"John Cheever'ın 100. doğum yılı..."

















"John Cheever'ın 100. doğum yılı..."

John Cheever, (27.05.1912 – 18.06.1982) Amerikalı yazar.

Romanları ve kısa hikâyeleri ile ünlü olan Cheever, 1979'da Pulitzer Ödülü'nü kazandı.

1912’de Quincy Massachusetts’te doğan Cheever, ilk romanı "The Wapshot Chronicle" ile 1958 yılı Ulusal Kitap Ödülü’nü kazandı. Yazarın "The Whapshot Scandal", "Bullet Park", "Falconer" ve "Oh What a Paradise It Seems" adlı romanlarının yanı sıra yedi öykü derlemesi var. Cheever, Sanat ve Edebiyat Ulusal Akademisi’nin 1965 Nowells Edebiyat Onur Ödülü’nü ve 1978 Pulitzer Ödülü'nü aldı. 1982’de öldü. 2012 yılı, yazarın 100. doğum, 30. ölüm yıldönümüdür...

"Crutchman’lar öylesine mutlu, öylesine mupmutlu, ılımlı, hayattan öylesine hoşnut kişilerdi ki insan ister istemez bu ‘gülen elma’yı kemiren bir kurt ararken kendi içine kurt düşüyordu; acaba elmanın olağanüstü allığı, içini kemiren bulaşıcı mikrobun ciddiliğini, önemini gözlerden gizlemek için miydi?” - (“Bityeniği”, John Cheever) -

22 yaşındayken New Yorker'a ilk öyküsü satmıştı John Cheever. Dergi, bunun sonrasında sık sık Cheever'dan öykü talep edince, Cheever da New Yorker'ın kadrolu öykücüsü diye anılmaya başladı.

İlk kez 1993'te yayımlanan "Yüzücü" adlı toplu öykülerinin yer aldığı kitap, 18 yıl aradan sonra Everest Yayınları sayesinde yeniden okuyucuyla buluştu. Kitabın üzerinde "Toplu Öyküler 1" yazması Cheever özelinde "iyi edebiyat" tutkunları için mutluluk sebebiydi. Çünkü 2.'si de gelecek demekti bu yazı. Everest çok bekletmedi ve Türkiye'nin en iyi yazarlarından ve çevirmenlerinden biri olan Tomris Uyar imzalı "Yüzücü"den sonra, yaşayan en büyük çevirmenlerimizden biri olan Roza Hakmen çevirisiyle de "Toplu Öyküler 2: Ey Yıkılmış Hayaller Şehri"ni yayımladı.

Amerika'nın Çehov'u olarak adlandırılan bu büyük ustayı kaçırmamanızı tavsiye ederiz.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap


21 Eylül 2012 Cuma

Ian McEwan...



Ian McEwan, 1948’de İngiltere’de doğdu. Sussex Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı eğitimi gördü. East Anglia Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı üzerine yüksek lisansını yaparken romancı Malcolm Bradbury’den yaratıcı yazarlık dersleri aldı.

Üç kere Booker Ödülü’ne aday gösterildi, "Amsterdam’da Düello" ile bu ödülü kazandı. 2006’da Cumartesi adlı romanıyla James Tait Black Anı Ödülü’nü kazandı.

Kitaptan:

Toplantıyı yöneten Teğmen Lofting’di. “Dinleyin Marnham. Daha yeni geldiniz, dolayısıyla buradaki durumu bilmeniz beklenemez. Burada sorun Almanlar ya da Ruslar değil. Hatta Fransızlar da değil. Sorun Amerikalılar. Hiçbir şey bildikleri yok. İşin kötüsü öğrenmiyorlar da, laf dinlemiyorlar. Huyları böyle.”


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

19 Eylül 2012 Çarşamba

Tim Parks - Kader


“İngiltere’ye döndükten üç ay kadar sonra, kitap halinde bir araya getirildiğinde saygın bir meslek hayatını bir şahesere dönüştürecek olan –itiraza katiyen yer bırakmayacak kadar kapsamlı ve nihai bir kitap yazmayı planlıyordum- malzemeyi toplamayı nihayet toparlamışken –tek can sıkıcı eksik, Andreotti’yle yapılacak röportajdı- tesadüf bu ya, Knightsbridge’de, Rembrandt Oteli’nin resepsiyonunda, bir bakıma hem bir alandaki başarılarımı hem de bir diğerindeki başarısızlıklarımı simgeleyen bir yerde durduğum sırada, oğlumun intihar ettiğini telefonla haber aldım.”

Tim Parks ülkemizde tanınmayan bir yazar.

Kader, Türkçedeki ilk romanı.

İtalya'da yaşayan bir İngiliz olan Parks, Kader'de belki kendinden de izler taşıyan bir hikâye anlatıyor:

İngiliz gazeteci Chris Burton yıllarca İtalya muhabiri olarak çalışmıştır. Karısı da soylu bir İtalyandır...

Tam da, bir şaheser olacağını düşündüğü kitabını yazmaya başlayacakken şizofreni hastası oğlunun intihar etmiş olduğu haberini alır...

Ve okur, daha ilk sayfadan, romanın kahramanının zihnindeki girdaplara kapılır.

Kader bir yolculuk hikâyesi olabilir: İngiltere'den İtalya'ya, Torino'dan Roma'ya, havaalanından tren garına...

Kendi kendine konuşmak da denebilir Kader için: Ne yapmak istiyordum? Ne yaptım? Ne yapmalıydım? Ne yapabilirdim?

Dolambaçlı olsa da yalın, kederli olsa da zevkle okunan, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış çarpıcı bir metin.

Tim Parks, Kader, Çev. Roza Hakmen, Kanat Kitap.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap