23 Aralık 2013 Pazartesi

Mavi Ev

Mavi Ev, Kahraman Tazeoğlu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınları, Roman, 9786054455508, 72 Sayfa, Ekim/2013


Kitabın 28. ve 29. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Gece uyku tutmamıştı. Aklında o yabancı adam vardı. Serkam!
Evden çıkarken, niyeti okulda onu görebilmekti yine... îlk defa okul koridorlarında gözleri birisini arıyordu. Kararlıydı; o resimleri yapan adamla mutlaka konuşacaktı...
Soluğu yine atölyede aldı. Ve o beklediği an! Serkam karşısında durmuş, sanki "gel benimle tanış" der gibi bakıyordu. Heyecandan dizleri titremeye başlamıştı. Sakin olmaya çalışarak ona doğru yürüdü. Nasıl bir giriş yapacağını bilmiyordu. Aralarında birkaç adım kalmıştı ki durdu. Adam gözlerini hiç ayırmadan ona bakıyordu. Bakışları Sahra'nın gözlerini delip geçiyordu adeta. Yutkundu ve tam "merhaba" demeye çalışırken, Serkam "Neden
vazgeçtin?" dedi.
Şaşırmıştı Sahra. Yüzünde anlamsız ifadeler dolaşırken Serkam yine konuştu: "Dün o kadar yakınıma gelip, tanışmak isterken, bir öğrencinin söyledikleri neden seni vazgeçirdi?" diye sordu.
Demek olup biteni biliyordu. Nasıl duymuş olabilir diye düşünürken, Serkam'ın kafa karışıklığının yüzünde yarattığı anlamsızlığı fark ettiğini düşündü ve hemen toparlanmaya çalıştı. İstemeden, birisini etkilemek için kullandığı bakışlarını takınarak adeta "beni şaşırtamadın" dercesine atıldı. "Çünkü öğrencin çok inandırıcıydı. Doğru söylediğini düşündüm." dedi.
Yüzüne geri dönen "kendime güveniyorum" ifadesini cömertçe kullanıyordu Sahra. Artık konuşma sırası Serkam'daydı. Bakışlarını hiç çekmeden konuşmaya başladı:
-Sence doğru mu söylemiş?
-Bilmem! Daha otuz saniye oldu konuşmaya başlayalı.
—Aslında öğrenci haklı. Evet az konuşurum. Hatta bazen hiç!
—Pek öyle görünmüyor şu an.
—Resimlerimi anlayanlarla birkaç kelime konuşurum.
—Benim anladığımı nerden çıkardın.
—Gözlerinden.
—Herkes resimlerimi anlamsız bulurken, sen onlara bakışlarınla anlam yükledin dün.
—Benden habersiz beni mi seyrediyordun? Bu biraz haksızlık oldu ama şimdi.
— Evet! Tıpkı ben tek başıma şarkı söylerken, senin beni dinlemendeki haksızlık gibi.
Utanmıştı Sahra. Ne söyleyeceğini bilemedi. Yanaklarının ısındığını fark etti. Boş gözlerle adamın yüzüne bakarken, bir taraftan da ne söyleyebileceğini düşünüyordu ama sonuçsuz bir girişimdi. Adam arkasını dönüp gidiyorken, Sahra sadece "dur" diyebildi. Bir refleks haliyle söylenmiş bir şeydi. "Dur"... ama gerisi yoktu. Sessizlik vardı ardında. Ne söyleneceğinin belli olmadığı aşikar bir sessizlik...
Adam durdu ve arkasına bakmadan hafifçe geriye doğru eğdi yüzünü. Sanki "ne söyleyeceksen hemen söyle" der gibi bir ifadesi vardı. Ama Sahra'nın elinde bir "dur"undan başka hiçbir şeyi yoktu. Eğer söyleyecek bir şey bulamazsa, yeni yeni aralanmaya ve içeri ışık almaya başlayan bir kapının sertçe kapanacağını duyumsadı. O kapının ardına kadar açılmasını ve adamın içeri girmesini istiyordu Sahra.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder