Kahraman Tazeoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kahraman Tazeoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Kayıp Yüzyılın Prensesi Oylum

Kayıp Yüzyılın Prensesi Oylum, Kahraman Tazeoğlu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınları, Deneme, 9786054455607, 136 Sayfa, Ekim/2013
Kitabın 11. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Uyku, uyku olduğunu ancak o uyurken anlayabiliyordu ve kendini sadece o bedende güzel buluyordu. Şu baş belası gün ışığı da olmasa, daha uzun kalacaktı o bedende. Pencereden odaya süzülen gün ışığı, baygın bir sevinçle etrafa yayılıyor ve o muhteşem güzelliğin yüzüne dokunup, onu uyandırmak için ıtır kokuları getiriyordu.
Prensesin kırpışan göz kapakları, uykunun hüzünlü bir sis gibi dağılışını haber verdi odaya. Oda, sessizce ağlamaya başladı... Görünmeyen gözyaşları, gece boyunca bağrında Prensesi uyutan yatağa yağdı. Bu hep böyle oluyordu. Prenses uyanıp gidiyor, oda yalnız kalıyordu. Oda, Prenses gelene kadar ağıt yakıyordu.
Yatağında yavaşça doğruldu Prenses. Şimdi kederlenme sırası yataktaydı. Gece boyunca onu sıcacık tutan, sabaha kadar aldığı nefesleri sayan, yastığa ve yorgana Prensesin rahat uyuyabilmesi için bir komutan edasıyla emirler yağdıran yatak, şimdi yenik askerler gibi, kırık bir hüznü taşıyordu çarşafında. O gidecekti. Geride birkaç dakika sonra uçup gidecek olan sıcaklığını ve kokusunu bırakarak gidecekti. Elbette geri gelecekti ama o gelene kadar buzlar ülkesinin kölesi olacaktı o sıcak yatak.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

25 Mayıs 2014 Pazar

Ölü Bir Kentin Morg Alfabesi

Ölü Bir Kentin Morg Alfabesi, Kahraman Tazeoğlu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da % 20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınları, Roman, 9786054455522, 72 Sayfa, Kasım/2013
Kitabın 5. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Uyandığımda ağır ağır ilerleyen bir otobüsün içinde buldum kendimi. Ölü bir kentte, yıkıntılar arasında yol alıyorduk. Başım cama yaslıydı. Uyuyakalmıştım. Bir an o cama başka alınların da değdiğini düşünüp tiksindim. Neden bu otobüsün içindeydim? Hafızamı zorluyorum ama hiçbir şey hatırlamıyorum. Arka koltukların birinde uyuyakalmışım işte. Nereye gittiğimi bilmiyorum (ya da nereden geldiğimi). Birden otobüsün içinde benden başka hiç kimsenin olmadığını fark ettim. Şoför mahalline doğru baktığımda ise dehşete kapıldım. Aracı kullanan kimse yoktu. Otobüs kendi kendine ilerliyordu... Tanrım bu bir rüya olsa gerek dedim ve oturduğum yerden kalkmaya çalıştım fakat başaramadım. Çünkü vücudumun hiçbir uzvunu oynatamıyordum. Sadece gözlerimle etrafa bakabiliyordum. Otobüs kirli gri bir kentte ilerlemeye devam ediyordu. Dışarıda kimseler yoktu. Peki şimdi hiçbir sokağını tanımadığım bu şehirde ve bu otobüste ne işim vardı?
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

21 Ocak 2014 Salı

Beni Susarken Bölme

Beni Susarken Bölme, Kahraman Tazeoğlu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınları, Şiir, 9786054455294, 95 Sayfa, Ekim/2013
Kitabın 7. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Yine o ağrıyla uyandım. İnsanın içi ağrır mı hiç? Ağrıyor işte... dibe yuvarlanıyorum. Ağır geliyorum kendime... kendime birikiyorum kendimi yabancılaştırarak kendime...Tanıyamıyorum çoğu zaman beni. En sevdiğim çiçek adlarını unutuyorum bazen. Bazen de yürüdüğüm yolu. Geliyor muydum yoksa gidiyor muydum bilmiyorum!?
Aramadığın yerlerde olmayı seçiyorum nedense. Karşılaşma ihtimalimizin olmadığı... olamayacağı, ilk ışıktan sağa dönüyorum hep. Senden değil, seninle karşılaşmaktan korkuyorum. Şekil değiştirmişiz biz. Ben giderken. sen gelirken değişen ne varsa bilmediğim; karşılaştığımızda bir şamar gibi inecek yüzüme sanırım. O yüzden kaçıyorum karşılaşmalardan. Korhmak değil bu. Korkudan korkmak benimkisi... ve anladım ki ayrılığa değil, ayrı kalmaya yeniliyor insan...
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

28 Aralık 2013 Cumartesi

Eyvallah

Eyvallah, Kahraman Tazeoğlu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınları, Roman, 9786054455096, 338 Sayfa, Ekim/2013

Kitabın 250. ve 251. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


Haklı Suretiyle Suçlu Repliği
Duruluyor gibiydim. Kendimi tutuyordum. Bir konuşsam, odalardan taşar da sokaklara sığmazdı içimdeki binlerce çırpınış. Kucak açılmayan bir sevinci taşımanın, yaşamanın keyifli burgacındaydım. Şimdilik iyiydim ve biliyordum bu gidişin ardı kötü bir kötü olmaktı. Daha önce yaşadığım aşk kırıklı günleri hatırlamaya zorluyordum kendimi. Nasıl baş etmiştim o zamanlar. Ki daha çelimsizdi ruhum, daha toydu kalbim...
Anlatabilirdim her şeyi, ağlayamamanın acısıyla. Ağlanacak bir halim yoktu henüz ve susuyordum. Bıraksaydı, daha da susardı içim. Olağanlaşma yolunda yaranma dokunan varlığından, gidişiyle en hasretlisinin başlayacağını sandığım buluşmamızda, arkadaşlık adına atabileceğimiz adımların bir bir tükendiği konuşmamızda, bakışlarını bile bile ele veren gözlerimizin tutulduğu bir anda çözüldü ya da düğümlendi aramızdaki ip!
Bir aşk, bir adamın bakışlarında nasıl sizin olabilir? Siz ki küçük bir kız çocuğusunuz; o aşkı almaya cesareti nereden bulursunuz? Diyelim ki, cesaretsizliğinizin nazıyla, siz ellerinizi açmadan adam aşkı avuçlarınıza bıraktı (içinde gözleriyle birlikte). Siz nasıl taşıyabilirsiniz adama olduğu kadar aşka da çocuk kalırken?
Ve bir yazar aşk yazmışsa sayfalara, kelimeleri daha mı anlaşılır okunur? Siz henüz adım atmadığınız halde görünen ufkunun çetrefilliğinde, yolları daha mı hızlı yürünür, gidilir? Ayrılıkla başlayan bir şarkının nakarata geldikçe vuslata ters ilerleyen sözlerinde, müziği daha mı kavuşulacakmış gibi dinlenir?
Adam kaybetmediğini bulmuş olmanın sevinciyle aşka bürünüp çocuklaşırken, siz nasıl büyürsünüz suskunluğunuzla? Gözlerinizde dağların koyuluğu, neyi görmekten korkmazsınız? Adam bilirken içinizi ve yine de dilinize yabancı rolünü oyna oynamaya çalışırken,  siz neden sessizliğinizin  inadında bir "haklı" suretiyle "suçlu" repliği söylersiniz: Susacak Var!
Suskunluğum acemiydi ama ben aşkın yazılmış öykülerini hiç okumamış, aşkın kapısını hiç açmamış, aşkın gözlerini hiç görmemiş değildim. Biliyordum. Başlayan bir aşktı ve konu-şamıyordum sadece. Karşımdaki adamın heyecanını gizlemeye çalıştığı nemli sesinde, duymayı hayal bile edemediğim her şeyi dinliyordum. "her şey" dediğim, bir aşkın itirafından ibaretti. Sözün aşka gelişini hatırlamıyordum. Belki de tanıştığımız günden beri sustuğumuz tek şey "aşktı" ve sustuğumuzun konuşulmaya başladığı anda uslu bir dinleyiciye dönüşüyordum.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

23 Aralık 2013 Pazartesi

Mavi Ev

Mavi Ev, Kahraman Tazeoğlu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınları, Roman, 9786054455508, 72 Sayfa, Ekim/2013


Kitabın 28. ve 29. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Gece uyku tutmamıştı. Aklında o yabancı adam vardı. Serkam!
Evden çıkarken, niyeti okulda onu görebilmekti yine... îlk defa okul koridorlarında gözleri birisini arıyordu. Kararlıydı; o resimleri yapan adamla mutlaka konuşacaktı...
Soluğu yine atölyede aldı. Ve o beklediği an! Serkam karşısında durmuş, sanki "gel benimle tanış" der gibi bakıyordu. Heyecandan dizleri titremeye başlamıştı. Sakin olmaya çalışarak ona doğru yürüdü. Nasıl bir giriş yapacağını bilmiyordu. Aralarında birkaç adım kalmıştı ki durdu. Adam gözlerini hiç ayırmadan ona bakıyordu. Bakışları Sahra'nın gözlerini delip geçiyordu adeta. Yutkundu ve tam "merhaba" demeye çalışırken, Serkam "Neden
vazgeçtin?" dedi.
Şaşırmıştı Sahra. Yüzünde anlamsız ifadeler dolaşırken Serkam yine konuştu: "Dün o kadar yakınıma gelip, tanışmak isterken, bir öğrencinin söyledikleri neden seni vazgeçirdi?" diye sordu.
Demek olup biteni biliyordu. Nasıl duymuş olabilir diye düşünürken, Serkam'ın kafa karışıklığının yüzünde yarattığı anlamsızlığı fark ettiğini düşündü ve hemen toparlanmaya çalıştı. İstemeden, birisini etkilemek için kullandığı bakışlarını takınarak adeta "beni şaşırtamadın" dercesine atıldı. "Çünkü öğrencin çok inandırıcıydı. Doğru söylediğini düşündüm." dedi.
Yüzüne geri dönen "kendime güveniyorum" ifadesini cömertçe kullanıyordu Sahra. Artık konuşma sırası Serkam'daydı. Bakışlarını hiç çekmeden konuşmaya başladı:
-Sence doğru mu söylemiş?
-Bilmem! Daha otuz saniye oldu konuşmaya başlayalı.
—Aslında öğrenci haklı. Evet az konuşurum. Hatta bazen hiç!
—Pek öyle görünmüyor şu an.
—Resimlerimi anlayanlarla birkaç kelime konuşurum.
—Benim anladığımı nerden çıkardın.
—Gözlerinden.
—Herkes resimlerimi anlamsız bulurken, sen onlara bakışlarınla anlam yükledin dün.
—Benden habersiz beni mi seyrediyordun? Bu biraz haksızlık oldu ama şimdi.
— Evet! Tıpkı ben tek başıma şarkı söylerken, senin beni dinlemendeki haksızlık gibi.
Utanmıştı Sahra. Ne söyleyeceğini bilemedi. Yanaklarının ısındığını fark etti. Boş gözlerle adamın yüzüne bakarken, bir taraftan da ne söyleyebileceğini düşünüyordu ama sonuçsuz bir girişimdi. Adam arkasını dönüp gidiyorken, Sahra sadece "dur" diyebildi. Bir refleks haliyle söylenmiş bir şeydi. "Dur"... ama gerisi yoktu. Sessizlik vardı ardında. Ne söyleneceğinin belli olmadığı aşikar bir sessizlik...
Adam durdu ve arkasına bakmadan hafifçe geriye doğru eğdi yüzünü. Sanki "ne söyleyeceksen hemen söyle" der gibi bir ifadesi vardı. Ama Sahra'nın elinde bir "dur"undan başka hiçbir şeyi yoktu. Eğer söyleyecek bir şey bulamazsa, yeni yeni aralanmaya ve içeri ışık almaya başlayan bir kapının sertçe kapanacağını duyumsadı. O kapının ardına kadar açılmasını ve adamın içeri girmesini istiyordu Sahra.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

20 Aralık 2013 Cuma

Bambaşka

Bambaşka, Kahraman Tazeoğlu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınları, Roman, 9786054455997, 230 Sayfa, Ekim/2013
Kitabın 65. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Onurumla Yaşama Hakkımı Kaybettim
Onu son gördüğümde göz altlarındaki halkalar iyice belirginleşmiş, gözlerinin feri sönmeye başlamıştı. "Ayla, neyin var senin?" diye sordum. Hiçbir şey söylemeden yanımdan geçip gitti. Sanki beni hiç tanımıyor gibiydi. Bembeyaz bir yüzle, bakan ama görmeyen gözlerle şehrin kalabalığına karıştı.
Okulun en başarılı öğrencilerinden biriydi Ayla... Her zaman rol model olan, sınıfta parmakla gösterilen, başarılarını girişkenliği ve azmiyle perçinleyen biriydi. Herhangi bir sosyal faaliyet söz konusu olduğunda, Ayla hemen atılır ve tüm sorumluluğu üstlenirdi. Altından kalkamayacağı iş yoktu onun. Yaşıtlarından çok daha olgun, akıllı ve güzeldi. Ona baktığım zaman hep ilerde çok iyi yerlerde olacağını düşünüyordum. Liseyi birincilikle bitirip Boğaziçi Üniversitesini kazandığında da ne kadar haklı olduğum çıkmıştı ortaya. Hepimiz farklı okulları kazandık ve yollarımız ayrıldı. Birkaç kişinin dışında kimsenin kimseden pek haberi olmadı. Ama Aylanın Boğaziçi'ni kazandığını hepimiz öğrenmiş ve hiç şaşırmamıştık.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

13 Aralık 2013 Cuma

Susacak Var

Susacak Var, Kahraman Tazeoğlu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınları, Roman, 9786054455546, Sayfa 320, Ekim/2013


Kitabın 93. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Yeni yılda üçüncü gün, ayrılıkta son... Geliyordu yazarım. Özlem dayanılmazlığında can çekişiyor, bitecek olmanın kasvetindeki hasret... Şehrin tüm saatlerini durdurabilseydim, insanlarını uyutabilseydim ve yazarımla bana ikimizden bir kent yaratsaydım. Gözlerine benzeyen bir kent... Anıları saklayan, yâri saklayan bir kent... Olmazlar olsa bugün.
İlk olan, gülen gözleriyle beni bekleyen varlığıydı. Deli bir yan esti rüzgârımda. Koşup sarıldım boynuna. Günlerin değil, yılların özlemiydi içimde hissettiğim.
"Dur serserim. Sana bir bakayım önce."
Zayıfladığımı ama güzelliğimin yerini koruduğunu söylediği iltifatları ruhumu okşarken, onun yorgunluğu kaçmadı gözümden.
"Sen iyi misin? Çok yorgun görünüyorsun."
"Evet yorgunum. Biliyorsun İstanbul'a dün geldim. Hiç dinlenmeden, hiç uyumadan yola çıktım ve şimdi buradayım. Sana geldim. Seni özledim."
Susmasaydık, bakışlarımıza kaçıp saatlerce anlatabilirdik özlemimizi birbirimize. Hayatımda o olduğu sürece her özlemle baş edebilirdim. Onun vuslat olduğu ayrılıklar, acılı ve yarasızdı. Birlikte yemek yemeyi teklif etti. Ben yine aç değildim, ama onun sevdiği yemekleri yerken kendisini izlemek, beni heyecanlandırmaya başlamıştı bile.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

27 Kasım 2013 Çarşamba

Eyvallah

Eyvallah, Kahraman Tazeoğlu tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınları, Roman, 9786054455096, 338 Sayfa, Ekim/2013

Kitabın 217. sayfasından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Kadın Terk Ederse
"...yalnızlığa en büyük düşman senin yokluğun. Varlığını inkar edecek bir yokluk, yokluğunu yok sayacak bir varlık yok. Ben seni unutmak için sevdim! Hatırlamak için nefret ettim. Sen beni sevmek için unuttun! Nefret etmek için hatırladın..."
Hep o, ayrıldığımız gün bana söylediği sözler geliyor aklıma. Son sesli sözcükleriydi beyin bültenlerimde patlayan...
"ayrılığı seçtin mi her şeyi götüreceksin yanında. Geriye hiçbir şey kalmayacak. Söylenmemiş sözler kalmamalı bıraktığın yerde... ki ben en çok onları duydum. Gittin mi adamakıllı gideceksin. Hiçbir özlem kalmayacak dönüşleri emziren.
Demem o ki dönecekmiş gibi gitmeyeceksin. Büyük git gi-deceksen uçsuz bucaksız, dursuz duraksız git.
Telefonun numaraları sesime düşmemeli, yolların yoluma değmemeli. Hiçbir anıya, hiçbir dizeye, hiçbir şarkıya yenilmemeli ayrılık. Şiirler okununca unutulmalı, hasret dokununca uyutulmak.
Gece inmişken ayak parmaklarına kadar, yahut gün doğarken. .. yatağının diğer yastığındaki boşluk tecavüz ederken gözlerine, ne bileyim tek başına yiyeceğin sofrana iki kişilik servis açtığında susacaksın, duracaksın... gitmenin hakkını vereceksin.
Ayrılık gurur duymalı seninle. Gidensen, sözün ayaklarına geçiyorsa, ayakların yakınımdan geçmeyecek! Ayrılığı seçtin mi büyük olacak ayrılık! Ayrılığı seçtin mi?.."
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap