Can Dündar Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Can Dündar Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2014 Pazartesi

Yağmurdan Sonra

Yağmurdan Sonra, Can Dündar tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Can Yayınları, Roman, 9789750714702, 150 Sayfa, Kasım/2013

Kitabın 106. ve 107. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Oğullar Baba Olunca
Yusuf İslam'la bir televizyon röportajı yapmak için Londra'ya uçarken bütün çocukluğuma damgasını vuran o hazin şarkı çınlıyordu kulaklarımda... Müşfik ve babacan bir ses, yuvadan uçma vaktinin geldiğini hisseden oğluna öğüt veriyordu şarkıda... "Daha çok gençsin," diyordu: Öğreneceğin çok şey var.
Aceleye gerek yok. Sabırlı ol. Bir kız bul, evlen.
Ren de senin gibiydim bir zamanlar. Şimdi yaşlıyım ama mutluyum. Yarın sen yine burada olacaksın, ama düşlerin...
O sırada gençten bir ses olanca hırçınlığıyla bozuyordu şarkının ritmini...
Oğul cevaplıyordu babasını:
Oldum bittim, hep aynı eski hikâye Dillendiğim andan beri Hep dinlemem emrediliyor Ama bir yol var biliyorum Ki artık gitmem gerekiyor...
"Father and Son"ı dinlediğimde 15-16 yaşlarındaydım en fazla... Çat pat îngilizcemle elde sözlük, bu platin sesin söylediklerini anlamaya çalışıyordum. Sanki beni anlatıyordu. 15-16 yaşındaki her yeniyetme gibi, bu türden öğütler dinlemekten bitap düşmüştüm. Ve artık "gitme vakti'nin geldiğine inandırıyordum kendimi. Çünkü hissediyordum ki kalırsam, "yarın yine burada olacağım... ama düşlerim, artık beni terk etmiş olacak..."
Ergen ruhumuzda isyan ateşleri yakan bu sözlerin sahibini, Ankara'da bir plakçı dükkânının vitrininde görmüştüm ilk kez... Uzun siyah saçları ve Hz. İsa tablolarını andıran oval, narin yüzüyle bir long-play'in arkasından gülümsüyordu...
Ve işte bu ilk karşılaşmadan yaklaşık on beş yıl sonra o gülümseyen narin yüzün sahibiyle tanışmaya gidiyordum Londra'ya...
Dünkü yeniyetmeler, o on beş yıl içinde ya babalarının sözünü dinleyip sabretmiş ve bir kız bulup evlenmiş ya da o hırçın delikanlının sözüne kanıp ayaklanarak meçhul bir yolda düşlerinin peşine düşmüşlerdi.
Ya o şarkıyı söyleyen delikanlı?..
O, babasına resti çekip evi terk ettikten sonra kendini önce karanlık sokaklara, sonra bol ışıklı caddelere vurmuş, derken hiç ummadığı bir anda huzuru bir cami avlusunda bulmuştu.
"O şimdi Müslüman "di.
Hayatımın en tuhaf söyleşilerinden biriydi.
Ben Müslüman bir ülkede Cat Stevens'la yetişmiştim.
O, Cat Stevens'lığından, Müslüman olmak adına vazgeçmişti.
Ben onun şarkılarını anlayabilmek için İngilizce öğrenirken o, İslam'ı öğrenebilmek için Arapçaya merak sarmıştı. Sanki ikimiz de sahip olduğumuz kimlikten (Doğulu ya da Batılı, Müslüman ya da ateist, müzisyen ya da mümin) başka bir şey olabilmek için yola koyulmuştuk. Ben (ve Türklerin çoğunluğu) İslam'a sırt çevirip doludizgin Batı'ya koşarken o, Batı'dan kaçış yolunda İslam'a rastlamıştı. İşte ters yönlere doğru yelken açarken şimdi yolda karşılaşmıştık.
Söyleşi boyunca ikimiz de birbirimize terk ettiğimiz mazilerimizden dem vurduk. Ben ona eski kimliğini ve şarkılarını anımsattıkça o da bana Türklerin o şarkıları dinlemeden önce, hilafet döneminde ne kadar mutlu yaşadıklarını anlattı durdu. Ben ona "Lady d'Arbanville"in ölen bir sevgilinin ardından yazılmış bir ağıt olduğunu öğrendiğimde ne kadar üzüldüğümden söz ederken o bana, Yusuf Peygamber'in onca felaketten sonra nasıl selamete erdiğinden bahsediyordu.
Türkiye'deki Cat Stevens hayranları, nasıl onun "kandırılmış bir star" olduğuna inanıyorsa, o da Türkiye'deki Cat Stevens hayranlarının "kandırılmış Müslümanlar" olduğunu düşünüyordu.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

2 Aralık 2013 Pazartesi

Yıldızlar

Yıldızlar, Can Dündar tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Can Yayınları, Roman, 9789750718229, 260 Sayfa, Kasım/2013

Kitabın 106. ve 107. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


Kol Kırılır, yen içinde

Bu "ilk defa" notu önemli. Çünkü kendinden önce yazılmış özyaşamöykülerine ilişkin bir eleştirisi var Pamuk'un:
"Türkçede yazılmış en güzel otobiyografilerden biri Aziz Nesin'inkidir. Ama orada annesi bir melektir. Babası yanlış birkaç kör fikre saplanmış da olsa çok çalışkan bir insandır. Baştan aşağı methiyedir aileye... Hiç kimse, ailesinin içinde neler olup bittiğini anlatmaz, 'kol kırılır yen içinde'dir. Benim ailemde olup biten şey, Türk toplumu içinde olup bitene göre çok kısıtlıdır muhtemelen; ve birazcığını döktüm; işimin zor olacağını biliyordum. Ama edebiyatın, ünümün beni koruyacağını da hissediyordum. Benim anlattığım sıradan itiş kakış, aldatma gibi şeylerin her ailede olduğunu biliyorum. Bunları, insanları suçlamak için değil, İşte hayatlar böyle yaşanıyor,' diye anlattığımın anlaşılacağından da eminim. Medyada beni sıkıştıranlar ya da kitabın içinden bazı bölümleri cımbızlayanlar da bunu biliyor ama bilmezmiş gibi yapıyorlar."


Dayak ve özgürlük hissi
Evde kimse yokken bütün gücümüzü verdiğimiz bu boğuşmalarda (..) çok hırpalandıktan sonra kendi cenazesini hayal edip içlenen çocuklar gibi ağlaya ağlaya halıların birinin üzerinde uyuyakalırdım. (...) Dayak yiyip aşağılandıktan sonra kendimi özgür hissederdim. (s. 281)
Şimdi  yazdığı  satırların  muhasebesini  yaparken,  "Yazmasam dürüstlüğümden çalmış olurdum," diyor Pamuk: "Annemin, ağabeyimin üzülmesini istemiyordum; ama kitabım için de ben üzülmek istemiyordum."
Yayımlanmadan okutmamış ailesine... Konuşmamışlar bile... "Bu konularda mesafeli durmaları gerektiği"ni herkes biliyormuş.
Batı'daki standardı örnek veriyor:
"Ben onları, onların mahremiyetini, benim mahremiyetim içine girdiği kadar yazabilirim. Benim hayatımı ilgilendirmeyen mahremiyete girmem. Bu kitap bu kurala uyuyor."

Başka, kadınlar
Ancak sınır çizgilerinin iç içe geçtiği bölümler var:
Daha sonraki yıllarda, babamın "yok olma" vakalarından ve ağabeyimle ölümüne boğuşmamızdan yıldığı zamanlar tepesi iyice atan annem umutsuzlukla, "Alıp başımı gideceğim," (bir keresinde güzel bacaklarından tekini pencerenin eşiğine atmıştı), "o zaman babanız da o kadınla evlenir," dedikçe benim gözümün önüne yeni anne adayı olarak annemin bazen öfkeyle adını ağzından kaçırdığı ve çoğu zaman hiç sözünü etmediği kadınlardan birinin hayali değil, beyaz tenli, toparlak, iyi niyetli ve şaşkın dadı gelirdi. (s. 84)
"Kim hatıra yazsa bu mahremiyet konusu tartışılır," diyor Pamuk. "Okurun güvenini kaybetmek istemem. Tersine, 'Helal olsun, iyi geçirmişsin,' diyecek okura da oynamam. 'Bana ne abi,' deyip öfkenin meşruiyetini göstermeyen bir metin de çıkarabilirdim, onu yapmak istemedim. Zaman zaman metnin tadını kaçır-sa da öfkemin nedenini arayan akılcılık, benim ihtiyacını duyduğum bir şeydi. Çünkü kahramanımı da açıklamak istiyordum."

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap