bir cihan kafes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bir cihan kafes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2013 Perşembe

Bir Cihan Kafes

Bir Cihan Kafes, İclal Aydın tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Artemis Yayınları, Roman, 9786051422787, 325 Sayfa, Kasım/2013

Kitabın 1.2. ve 3.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır. 

Anne karnında her şeyden ve hepsinden evvel kal-bin, sonra omuriliğin beliriyor. Ardından tomurcuk açıyor ellerin.
Kalbin önceliği var hepsinin içinde. Bu yüzden kalbi eğitmek diğerlerinden daha zor. O kalbi büyütmek, eylemek, teselli etmek, demire döndürmek için akıp giden bütün yıllar, yani dünya üzerindeki bütün serüvenin aslında bir göz açıp kapamadan ibaret.
Her kalp aynı buluşmayla oluşup benzer bir yarayla çürüyor üstelik...
Bir insanın yumruğu kadardır kalbi, derler.
Demek ki kalbin kadar insansın.
Avcunun içine düşen kalp kadar merhametin...
Umutsuzlukla tütsülenmiş bütün kalpleri, kendini kalabalığın içine savurup sağır ve dilsiz olmak isteyenleri, yalnızlığının kuyusunun başından ayrılmadan, durmaksızın kederinin yankısını dinleyenleri görür görmez tanırım.

Çünkü sana bu hikâyeyi anlatmak için uzun bir yoldan geliyorum.
Çöllerden, Atlas Dağları'ndan, mutsuz bakışlı çocuklardan, bezgin develerden, binlerce martıdan, yüzlerce balıkçı teknesinin yan yattığı limanlardan, karides yiyen kedilerden, rengârenk çarşaflarıyla sadece bakan; güzel bakan, hüzünlü bakan, ağıtla bakan, cilveyle bakan kadınlardan, gül, amber ve sandal ağacı kokusundan hemhal, esrarlı avlulardan, iman aşkıyla yatsı namazına duranlardan, sabah ezanıyla duasına bütün dileklerini sığdıranlardan, elindeki kehribar tespihin her boncuğunda Allah'ın güzel isimlerini bir bir sayanlardan ve şifalı otları taş bir havanda döven köylülerden nakşedilmiş toprakların üzerinden yürüdüm.
Ve toprağın artık bittiği yerden, dünyanın sonudur sanılan uçurumdan, denizden önceki son kıtanın en batısından baktım uzaklara. Rüzgâr beni alıp okyanusa vuracaktı neredeyse.
Bu rüzgâra yenilmemiş kâşiflerin, yeni ülkeler, yeni baharatlar için çıktıkları yoldan devam ettim ben de.
Göçmenlerin aç biilaç beklediği adalarda bekledim, hatıraları üzerinde uyudum. Belki de anlamak için durdum. Kayboldum. Siyahla beyazın arasında, zenginle fakirin, uzunla kısanın, yeniyle eskinin, büyükle küçüğün, kadınla erkeğin, başlangıçla bitişin, yazla kışın, esaretle özgürlüğün, prangayla kamçının, çığlıkla sükûtun arasında kayboldum.
Hayatlara girdim çıktım. Sevişmelere, intiharlara, büyük sırlara, alçaklıklara, masumiyete, depremlere, kazalara tanık oldum. Ve yüz binlerce aşka ve milyonlarca yalnızlığa ve milyarlarca çaresizliğe şahit durdum. İşte o vakit bir çığlık gibiydi yazmak.
Günlerden bir gün, neyi aradığımı bile unutmuş dolanırken bir trene bindim. Aklım mı karışmıştı artık? Yorgun muydum? Nerede indiğimi bilmeden indim. Trene bindiğimde güneşliydi hava. İndiğimdeyse tozları, gazete kâğıtlarını ve yaprakları savuran bir rüzgâr çıktı. Sonra gök delinmişçesine yağmur yağmaya başladı. Nerede, neden yürüdüğümü bilmeden yürüyordum. Sadece yürüyordum. Yağmur beni ıslatıp rüzgâr oradan oraya itelerken bir bina çıktı karşıma. Ev desen ev değil, fabrika desen fabrika değil. Kırmızı tuğlalarla örülüp beyaza boyanmış, fakat yağmurda, karda boyası akmış, eski mi eski bir yapı.
Durdum.
Kapısı açıldı ansızın. Bembeyaz saçlı, siyahlar giymiş, ihtiyar bir zenci gülümseyiverdi. Kalpten gülümseyenleri hemen ayırt ederim. Dişlerinin beyazı bütün yüzüne yayıldı. Kapıyı ardına kadar açmış, girmemi bekliyor gibiydi. Giriverdim içeri.
Günlerden pazardı. Yoksulların pazar günleri farklı olur. Dinle bak, burada da öyle oldu... Tanıklıklarım hep böyle gelişti. Kendiliğinden...
Bu yapı öyle sıradan bir yapı değilmiş. O daracık, yoksul sokağın ilk ve tek kilisesiymiş meğer. Tam elli yıl önce imeceyle dizmişler tuğlalarını tek tek. Bu çatının altına sığınıp yakarmışlar Tanrı'ya. El ele tutuşmuşlar.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

17 Mayıs 2013 Cuma

KitapGalerisi'nde çok satan kitaplar, Mayıs 2013

# KitapGalerisi'nde çok satan kitaplar, Mayıs 2013 #

KitapGalerisi'nde çok satan kitapları açıkladığımız bu liste son iki haftalık dönemde yapılan satışları kapsıyor. Çoğunluk edebiyat okurlarından oluşurken, beklenen kitaplara olan ilginin fazlalığı dikkati çekiyor.

                            

İclal Aydın'ın büyük ilgi gören ilk romanı Bir Cihan Kafes, 10 Mayıs'tan itibaren en çok ilgi gören kitap olma özelliğini taşıyor. Ondan hemen sonra Ahmet Altan'ın Son Oyun kitabı listenin ilk sırasını zorlamaya devam ediyor. (Son Oyun'un toplam baskısının 200.000 adede ulaştığını belirtelim.) Mümin Sekman'ın 8 yılda 1 milyon satışı gören kitabı Her Şey Seninle Başlar, yenilenen baskısıyla tekrar talep almaya başladı. Alev Alatlı da Beyaz Türkler Küstüler romanıyla Or'da Kimse Var mı? serisinin 5. kitabıyla çok konuşulmaya devam ediyor. (Belirtelim; Alev Alatlı'nın kitapları genelde set olarak alınıyor.)

Dan Brown'un Inferno / Cehennem romanı ise daha ön siparişteyken talep görmeye başlamıştı. Son üç günde yaşanan satışlar Cehennem'in ilk 5'e girmesini sağladı. Bunun hemen ardından Zülfü Livaneli'nin Kardeşimin Hikâyesi adlı romanı yer alıyor ki, Kardeşimin Hikâyesi hem karton kapaklı edisyonuyla hem de ciltli edisyonuyla ilgi görüyor.

Bahadır Yenişehirlioğlu'nun büyük beğeni toplayan romanı Kerime'den sonra çıkan Son Hasat, yazarın takipçilerinin hemen ilgi göstermesini sağlarken, yazara yeni takipçiler de katmış olacak ki, son iki haftadır çok satan kitaplar arasında kendine yukarılarda yer buluyor. Serdar Özkan'ın yeni romanı Aşkın Resmi sessiz sedasız çıktı; ancak yazarın okurları bu kitaba da kayıtsız kalmadı.

Yasemin Çongar'ın Ex-Libris yazılarından oluşan ikinci kitabı İsyan ve Yerçekimi, güncel siyaset ve edebiyat yazıları okumak isteyenlerin gözdesi olmuş durumda. Listenin 10. sırasında ise 2012'de 2. kez Man Booker'ı kazanarak tarihe geçen Hilary Mantel, Ölüleri Getirin romanıyla yer alıyor.


12) Lorraine Freeney, Tara McCarthy - Şahane Hatalar 4 - Cumartesi


14) Jess Walter - Güzel Harabeler

15) Eric Berkowitz - Seks ve Ceza

16) Hasan Ali Toptaş - Heba

17) Joseph Roth - Radetzky Marşı

18) İskender Pala - Efsane

19) David Eagleman - Incognito

20) Beşir Ayvazoğlu - Ateş Denizi

--- KitapGalerisi

15 Mayıs 2013 Çarşamba

İclal Aydın - Bir Cihan Kafes | Kitaptan okuma parçası

# İclal Aydın - Bir Cihan Kafes | Kitaptan okuma parçası #

İclal Aydın oyuncu, sunucu ve yazar. İlk romanı Bir Cihan Kafes merakla bekleniyordu. Bu bekleyiş Artemis Yayınları'nın özenli baskısı sayesinde 10 Mayıs 2013 tarihinde nihayetine erdi. "Bir Cihan Kafes"ten tadımlık bir parça sunuyoruz...

                                     

Her hikâye nasıl da benziyor birbirine

Anne karnında her şeyden ve hepsinden evvel kalbin, sonra omuriliğin beliriyor. Ardından tomurcuk açıyor ellerin.

Kalbin önceliği var hepsinin içinde. Bu yüzden kalbi eğitmek diğerlerinden daha zor. O kalbi büyütmek, eylemek, teselli etmek, demire döndürmek için akıp giden bütün yıllar, yani dünya üzerindeki bütün serüvenin aslında bir göz açıp kapamadan ibaret.

Her kalp aynı buluşmayla oluşup benzer bir yarayla çürüyor üstelik...

Bir insanın yumruğu kadardır kalbi, derler.

Demek ki kalbin kadar insansın.

Avcunun içine düşen kalp kadar merhametin...

Umutsuzlukla tütsülenmiş bütün kalpleri, kendini kalabalığın içine savurup sağır ve dilsiz olmak isteyenleri, yalnızlığının kuyusunun başından ayrılmadan, durmaksızın kederinin yankısını dinleyenleri görür görmez tanırım.

Çünkü sana bu hikâyeyi anlatmak için uzun bir yoldan geliyorum.

Gelirken koyu kırmızı biberle domatesi, unutulmaya yüz tutmuş gençliğiyle yıllardır bastırdığı hasretlerini bir güzel karıp 'acılı ezme' yapan kadınların mutfağının önünden, sakızağaçlarının içinden, depremlere direnememiş büyük kalelerin üzerinden, parmaklarının arasındaki telli çalgısının inlemesine ağlayan adamların ve karşı kıyıya bakarak ihtiyarlayanların yanından geçtim. Tarihin en eski tepesinden baktım öğle güneşinin yaktığı sokaklara. Evindeki gölgeye kaçıp uyuyanların ve suratlarına konan sineklerin, limanlarda bekleyen yük gemilerinin, gönül derdi gibi tüten yasemin kokularının peşinden gittim.

Sonra uçsuz bucaksız yeşil bir vadinin içindeki taş evlerin ve şatolarının efendilerini, o efendilerin bağlarını, şaraplarını, sirkelerini ve pekmezlerini, bereketli topraklarını ve zenginliklerinden doğan yeniçağın kalıtlarını gördüm. Taze ekmeklerini, böldüğünde içinden süt akan peynirlerini ve kokusu dağları alan reyhanlarını yedim. Köprülerinin üzerinden kuleli manastırlarına, tahta arabaları çeken doru atlarına baktım.

Yağmur altındayken tipiye yakalandım. Üzüm bağlarının koyu yeşil sıcağı, mavi ışıklı kiliselerin penceresine yağan karın ayazına kavuştu. Geyiklerin sessizce geldiği kara ormanlardan, milyonlarca kadın, erkek ve çocuğun yakıldığı fırınların utanç kasabalarından, sepetle para taşıyarak ekmek almaktan usanmış halkın açlıklarını, fakirliklerini içlerindeki lanetli Orta Doğulunun fırıncı ve doktor ve öğretmen olabilmesine bağlayan ve buna bir son vermeye kararlı o büyük zalimin peşinden gittikleri savaş şehirlerinden geçtim.

O kudretin yerle bir ettiği başka ülkelerin turuncu gökyüzünü ve o göğün, göğsünü delmek ister gibi uzanan çelik yapıları gördüm. Taze, uzun ekmeklerin arasına peynirler, jambonlar dizen kırmızı yanaklı kızları ve kaldırımlar boyu peşi sıra oturup kahve içen gezginleri, mutsuz fahişeleri, belki de şansının yolunu değiştirecek bir suluboya resmi tokluk parasına satan ressamları izledim.

Yel değirmenlerini, tereyağı tulumlarını, lale bahçelerini, birbirine yapışmış gibi duran rengârenk oyuncak evleri, tahta ayakkabılı peynircileri, terk edilmiş bisikletleri, sigara saranları, birbirini kesen kanallarda kaybolmuş, gözleri esir insanları ardımda bıraktım.

Nehirlerde aktım. Bir dala takıldım. Yolumu, yönümü rüzgâra bıraktım.

---

İclal Aydın - Bir Cihan Kafes | Artemis Yayınları, Roman, 340 sayfa, Mayıs 2013.

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

%30 indirimle;

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

7 Mayıs 2013 Salı

İclal Aydın'dan ilk roman: "Bir Cihan Kafes"

# İclal Aydın'dan ilk roman: "Bir Cihan Kafes" #

Uzun zamandır sessizliğe bürünen İclal Aydın'dan yine çok konuşulacak, yine çok satacak bir ilk roman: "Bir Cihan Kafes"

Bir Cihan Kafes, Artemis Yayınları'nın başarılı kapak çalışmasıyla birlikte 10 Mayıs 2013 günü satışa çıkacak. İlk basımı 50.000 adet yapılan bu romanı, İclal Aydın takipçileri kadar, İclal Aydın'a yeni başlayacak olanlar da çok sevecek...

                       

Zorba, itaatkârın üzüntüsüyle beslenir...

“Sevgin direğimiz, üzerimize saldığın korku çatımız olmuş meğer. Mutsuzluğumuzdan örülü bir devlet yaratmışsın hepimize. Sen en çok beni severdin ya. En çok beni köle yapmışsın kendine.” Samire, Yaşar, Lorin.

Birbirlerinin gölgesinde saklanan, birbirlerinin masalını yazan üç küskün kadın.

Yaraları doğuştan, lanetleri miras...

Yalnızlığın kuyusunun başından ayrılmadan, kederlerinin yankısını dinlediler.

Her masalın sonu gece değildi elbet.

Üç, ikiden ve dahi birden iyiydi.

Ve her yanlışın doğrusu kendi içinde gizliydi.

Kanadı kırık üç kadın, ödedikleri ağır bedellerin karşılığını, içinde çırpınıp durdukları, kapısı açık olsa da çıkıp gidemedikleri gölge kafeslerinde bekledi. İhtiyaç duydukları inanç, temize çekecekleri geçmişte saklıydı.

Bir Cihan Kafes'ten tadımlık bir bölüm okumak için tıklayınız...

----

Bir Cihan Kafes, İclal Aydın, Roman, 340 sayfa, Mayıs 2013, Artemis Yayınları.

%30 indirimle;

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap