honore de balzac etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
honore de balzac etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2013 Perşembe

Goriot Baba

Goriot Baba

Goriot Baba, Honore De Balzac | Notos Kitap, Roman, Çeviren Cemal Süreya, 370 sayfa, 9786055904708, Temmuz 2013.

Goriot Baba bir klasik. Bir Balzac klasiği. Kurgusuyla, ayrıntılı kişileriyle, usta anlatımıyla, benzersiz atmosferiyle ve içerdiği derin gerçekçiliğiyle bugün de ilgiyle okunabilen bir roman. Balzac bu romanla ilk defa kişilerin yinelenmesi tekniğini kullanarak İnsanlık Komedyası'na giden kapıyı aralıyor.

Balzac Almanlara, Jean Paul ve Beethoven'a özel bir sevgi besliyordu; karşılığını Richard Wagner ve Schönberg'den gördü bu sevginin. Görsel eğilimine rağmen, bir bütün olarak eserinde müziksel bir yan vardır. On dokuzuncu yüzyılın ve yirminci yüzyıl başının müziği, büyük dramatik durumlara eğilimiyle, tutkulu yükseliş ve düşüşleri, kural tanımazca yaşam dolu oluşuyla romanları andırırken, türün ilk örnekleri olan Balzac'ın romanları da karakterler doğurup tekrar yutan, rüyadaki gibi peş peşe dizilen karakterleri önce oluşturup sonra dönüştüren akıcılıklarıyla müziksel bir nitelik taşır.


                

Yüce ve Ünlü Geoffroy Saint-Hilaire'e, çalışmalarına ve dehasına bir hayranlık belgesi olarak

De Balzac

Kızlığında "de Conflans" adını taışımış olan Madam Vauquer yaşlı bir kadındır, kırk yıldan beri Paris'te Quatier-Latin ile Saint-Marceau arasındaki Neuve Sainte-Geneviéve Sokağı'nda bir burjuva pansiyonu işletmektedir. Vauquer Pansiyonu adıyla anılan bu pansiyonda erkeklerle kadınlar, gençlerle yaşlılar hep bir arada oturduğu halde, şimdiye kadar bu saygıdeğer kuruluşa dil uzatan biri çıkmamıştır. Ne var ki otuz yıldan beri burda genç bir kadının oturduğu görülmemiştir. Bir delikanlının burda kalması da ailesinin kendisine pek az bir para yolluyor olmasıyla mümkündür. Bununla birlikte, anlatacağımız dramın başladığı 1819 yılında Madam Vauquer'in pansiyonunda yoksul bir genç kız oturmaktaydı. Dram kelimesi, gerçi, içler acısı bir edebiyat çağında yanıltıcı ve haksız bir şekilde kullanıldığı için bugün itibarından epey şeyler yitirmiş bulunmaktadır ama bu sözü burada kullanmak zorundayız: hikâyemizin tam anlamıyla dramatik bir örgü taşımasından değil de, belki eseri okuyup bitiren okurun "gizli" ya da "açık" birkaç damla gözyaşı akıtacağından ötürü.

Eser, Paris dışında da anlaşılacak mıdır? Kuşku götürür bir şey bu. Çünkü gözlemlerle ve yerli renklerle dolu bu hayat sahnesinin özellikleri ancak Montmartre tepecikleriyle Montrouge sırtları arasında her an yıkılıp dökülmeye hazır barınakları ve kapkara çamurlu arklarıyla uzanan ünlü vadide değerlendirilebilir; elle tutulacak kadar gerçek acılarla, çoğu zaman da sahte sevinçlerle doludur bu vadi; üstelik öylesine bir karmaşa içindedir ki burada hemen silinip gitmeyecek bir coşku yaratabilmek için kim bilir neler yapmak gerekir. Yine de şurasında burasında tek tük acılara rastlarsınız, iyilik ve kötülük birikintileriyle büyümüş, görkem kazanmış acılardır bunlar: bunların karşısında bencilliklerin ve çıkar duygularının durakladığını, merhametin öne çıktığını görürsünüz; ancak bir çırpıda yenilip yutulmuş tatlı bir meyve gibidir bu. Jagannatha mabudununkine benzeyen uygarlık arabası, ezilmesi daha güç olan ve tekerleğine takılmış bir kalbi hemen ezmiş ve zafer yürüyüşüne devam etmiştir bile. Siz de böyle yapacaksınız, siz ki bembeyaz ellerinizle bu kitabı tutuyorsunuz, siz ki yumuşak bir koltuğa gömülerek şöyle diyorsunuz: "Bu kitap beni eğlendirir belki."

Goriot Baba'nın gizli acılarını okuduktan sonra akşam yemeğini büyük bir iştahla yerken duygu yönünden eksikliğinizi yazara yükleyecek, onu aşırılıkla, şairlikle suçlayacaksınız. Yalnız şunu bilin ki bu dram ne bir hikâyedir ne de bir roman; all is true. (Her şey gerçektir. Bu cümle Shakespeare'den alınmıştır.) Evet, her şey doğrudur, gerçektir bu dramda; öyle ki herkes ondaki unsurları kendi hayatında, kendi yüreğinde bulabilecektir belki.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

2 Temmuz 2013 Salı

Kırmızı Kedi Yayınevi'nden yeni kitaplar, Temmuz 2013

# Kırmızı Kedi Yayınevi'nden yeni kitaplar, Temmuz 2013 #

Kırmızı Kedi Yayınevi Temmuz ayınında okurları üç yeni kitap çıkartarak selamlıyor.

Sivas Katliamı'nın 20. yılında Murtaza Demir'in kaleminden Ateş-i Aşk - Sivas Katliamı'nın Gerçek Hikayesi okurlarla buluştu. 04 Temmuz'da ise usta polisiye yazarı Karin Slaughter'ın Acımasız romanını ve dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Honore De Balzac'tan Kuzin Bette'yi okurlarına ulaştırıyor.

1) Karin Slaughter - Acımasız

Acımasız, trafik kazası geçiren bir genç kadının Atlantadaki bir hastanenin acil servisine getirilmesiyle başlar. Ancak Dr. Sara Linton genç kadının yaralarının sadece kazadan kaynaklanmadığını, öncesinde işkence görmüş olduğunu anlar. Özel ajan Will Trent ve ortağı Faith Mitchell ile birlikte doktor da kendini bu soruşturmanın içinde bulur ve kadının geçmişini araştırır. Soruşturma ilerledikçe karşılarında acımasız bir katil olduğunu anlayacak, olay yerinde, onun yeraltındaki işkence odasına ulaşacaklardır. Katil işbaşındadır, bulunan genç kadın onun ne ilk ne de son kurbanıdır, katil tutuklanmazsa yeni bir cinayetle karşılaşacakları bellidir.

Usta polisiyeci Karin Slaughter katili ve kurbanlarını olduğu kadar onların peşindeki üç kişinin sırlarının üzerindeki örtüleri de birer birer kaldırırken güçlü ve dokunaklı, karmaşık ve unutulmaz, soluk soluğa okunacak bir gerilim romanı yaratmış.


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

2) Honore De Balzac - Kuzin Bette

Balzac'ın ölümünden önce yazdığı son büyük romanı olarak kabul edilen Kuzin Bette, intikam, tutku, zaaf ve erdem üzerine klasik bir yapıt. Mutlu bir aile yaşantısı kuran akrabalarına duyduğu kıskançlığın pençesindeki Kuzin Bette, çapkın eniştesinin göz koyduğu güzel ve şuh Valerie'yle baş başa verip entrikalar düzenler ve geniş ailesinin çöküşünü planlar. Paranın tek amaç haline geldiği devrim sonrası Fransız burjuva toplumunda, konfor ve statü için aşkı kullanan kadınların ve kudretlerini kadınları elde etmek için sonuna kadar harcayan erkeklerin iç dünyalarını ince ayrıntılarıyla işleyen Balzac, günümüzün pembe dizi senaryolarında tekrarlanmaya devam eden aşk entrikalarını da edebiyata kazandırmıştır. 

Kuzin Bette, gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olan Balzac'ın 12 ciltlik İnsanlık Komedisi'nin en önemli öğelerinden biridir.


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap