ülker ince etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ülker ince etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2013 Salı

Benjamin Button'ın Tuhaf Hikâyesi

# Benjamin Button'ın Tuhaf Hikâyesi #

Usta yönetmen David Fincher tarafından başrolünde Brad Pitt'in yer aldığı, aynı isimle sinemaya uyarlanan Benjamin Button'ın Tuhaf Hikâyesi, F. Scott Fitzgerald'ın yazmış olduğu bir hikâyedir. Bu hikâye F. Scott Fitzgerald'ın Türkçede Everest Yayınları tarafından külliyat olarak basılan Fitzgerald kitaplarının dördüncüsü olan Caz Çağı Öyküleri'nde Ülker İnce çevirisiyle yer almaktadır.

                     

"Ben delirdim mi?" diye gürledi Bay Button, korkusu öfkeye dönüşmüştü. "Bu kötü bir hastane şakası mı?"

Hasta bakıcı sertçe yanıtladı: "Bu bize hiç de şaka gibi görünmüyor. Ayrıca sizin deli olup olmadığınızı bilmiyorum; ama bunun sizin çocuğunuz olduğu kesin."

Bay Button'ın alnındaki soğuk terler iki katına çıktı. Gözlerini kapattı, sonra açtı, yeniden baktı. Hiçbir yanlışlık yoktu, yetmiş yaşında bir adama bakmaktaydı - yetmiş yaşında bir bebeğe, yattığı yatağın kenarlarından ayakları aşağı sarkan bir bebeğe.

Yaşı adam önce birine, sonra ötekine baktı, son birden çatlak ve eskimiş bir sesle konuştu: "Sen benim babam mısın?"

Bay Button ile hasta bakıcı fena halde irkildiler.

"Çünkü babamsan," diye devam etti yaşlı adam azarlar gibi, "beni buradan çıkarmanı istiyorum - ya da en azından söyle onlara, buraya rahat bir sallanan koltuk koysunlar."

Bay Button aklını oynatmış gibiydi, "Tanrı aşkına sen nereden çıktın? Sen kimsin?" diye patladı.

"Sana tam olarak kim olduğumu söyleyemem," dedi o mızmız şey, "çünkü doğalı daha birkaç saat oldu - ama soyadım kesinlikle Button."

"Yalan söylüyorsun! Sen bir dolandırıcısın!"

Yaşlı adam hasta bakıcıya döndü, "Yeni doğan bir çocuk böyle mi karşılanır," diye yakındı zayıf bir sesle. "Ona yanıldığını söyle, neden söylemiyorsun?"

"Yanılıyorsunuz, Bay Button," dedi hasta bakıcı sertçe. "Bu sizin çocuğunuz ve elinizden geleni yapmak zorundasınız. Biz sizden olabildiğince kısa bir zamanda onu alıp eve götürmenizi isteyeceğiz - bugün içinde bir ara."

"Eve mi?" dedi Bay Button kulaklarına inanamayarak.

"Evet, onu burada tutamayız. Gerçekten, tutamayız, biliyor musunuz?"

"Buna sevindim," diye mızıldandı yaşlı adam. "Sessizlikten hoşlanan bir çocuk için doğrusu burası ne de hoş bir yer. Bunca zırıltı, ululma arasında gözüme uyku girmedi. Yiyecek bir şeyler istedim -burada itirazını dillendirirken sesi cırlaklaştı-, bana ne getirseler beğenirsiniz, bir şişe süt!"

---

F. Scott Fitzgerald - Caz Çağı Öyküleri | Everest Yayınları, Öykü, Çeviren Ülker İnce, 352 sayfa, Mayıs 2013.

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

23 Mayıs 2013 Perşembe

F. Scott Fitzgerald - Caz Çağı Öyküleri | Kitaptan okuma parçası

# F. Scott Fitzgerald - Caz Çağı Öyküleri | Kitaptan okuma parçası #

F. Scott Fitzgerald'ı neden bu kadar çok seviyoruz? Sebebi bir hayli fazla. Muhteşem Gatsby'nin yazarı olması, döneminin toplumsal dönüşümlerine ve olaylarına ilgisiz kalmaması, karısı Zelda'ya deli divane âşık olması, harikulâde bir anlatım tekniğine sahip olması; ve belki de en önemlisi, sürekli yazması, yazması, yazması... Yazıya olan o büyük inancı...

Fitzgerald'ın Caz Çağı Öyküleri (Jazz Age Stories) Everest Yayınları'dan Ülker İnce çevirisiyle çıktı. Külliyatın ikinci kitabı olan Uçarı Kızlar ve Filozoflar'ı okuyanların bildiği üzere Fitzgerald'ın hikâyelerini romanlarından ayrı bir şekilde okumak ve incelemek gerekiyor. Gürültülü Yirmiler'in yazarı, tanık olduğu dönemi ustalıkla kâğıda aktarırken okurunu sürekli düşünmeye sevk ediyor. 2012 TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı'nda Everest Yayınları'nın standında Fitzgerald'ın (o dönem külliyatın iki kitabı satıştaydı, Buruktur Gece ve Caz Çağı Öyküleri henüz çıkmamıştı) kitaplarını satın alırken insanların yüzünde gördüğümüz o sevinç pırıltılarını unutmamız mümkün değil. "Ritz Büyüklüğünde Bir Elmas" adlı hikâyeden tadımlık bir okuma parçası sunuyoruz...


Rizt Büyüklüğünde Bir Elmas

- 1 -

John T. Unger, Mississippi Irmağı kıyısında küçük bir kasaba olan Hades'in, birkaç kuşaktır tanınan bir ailesine mensuptu. John'un babası, pek çok hararetli golf maçının yapıldığı amatör şampiyonalar düzenliyordu; "kutusu sıcak olanın yatağı da sıcak olur" biçimindeki yerel deyimle, Bayan Unger, siyasal konuşmalarıyla tanınırdı; on altı yaşına yeni basan genç John Unger ise, daha uzun pantolon giyecek yaşa gelmeden, New York'ta çıkan en son dansları yapıyordu. Artık belli gir süreliğine evden uzakta olacaktı. Bütün taşraya musallat olan, taşralıların gelecek vaat eden en iyi gençlerini her yıl ellerinden kaçırmalarına yol açan, New England'da eğitim görme düşüncesine onun annesi ve babası da kapılmıştı. Oğullarının Boston yakınlarındaki St. Midas Okulu'na gitmesi dışında hiçbir şey onlar için uygun değildi, o sevgili, yetenekli oğulları için Hades çok küçük bir yerdi.


Hades'e gittiyseniz, siz de bilirsiniz ki Hades'te hazırlık okullarının ve kolejlerin daha moda olanlarının adları artık çok az anlam ifade eder. Orada yaşayanlar öyle uzun zamandan beridir dünyanın dışındadırlar ki, giyim kuşam, adap ve edebiyat yönünden çağdaş olsalar da, büyük oranda kulaktan dolma bilgilere bel bağlarlar, ayrıca Hades'de çok titizlikle hazırlanmış sayılacak bir töreni Chicago'lu bir sığır prensesi "belki biraz bayağı" bulur.

John T. Unger, yolculuk arifesindeydi. Bayan Unger, annelik saçmalığıyla oğlunun sandığına keten takımlar, elektrikli vantilatörler tıkıştırmıştı, Bay Unger ise oğluna içi para dolu amyant bir cüzdan verdi.

"Unutma, istediğin zaman buraya gelebilirsin," dedi. "Emin ol ki oğlum, bizler evin bacasını tüttürmeye devam edeceğiz."

"Biliyorum," dedi John boğuk bir sesle.

Babası gururla devam etti: "Kim olduğunu, nereden geldiğini unutma. Sen kendin için zararlı olacak bir şey yapmazsın. Sen bir Unger'sın, Hades'li bir Unger."

Böylece yaşlı Unger ile genci el sıkıştılar ve John gözlerinden sicim gibi yaşlar akarken yürüyerek uzaklaştı. On dakika sonra kasabanın sınırı dışına çıkmıştı; geriye dönüp son bir kez baktı. Bahçe kapısının üstünden görünen Viktorya dönemine özgü o eski moda özdeyiş, ona tuhaf şekilde çekici geldi. Babası onu kaç kez değiştirmek, biraz daha enerjik ve canlı bir şeye çevirtmek istemişti, örneğin üzerinde "Hades! Size Verilen Bir Fırsat!" ya da elektrik ampulleriyle deseni çizilmiş tokalaşan iki elin üst tarafına yerleştirilmiş, sadece "Hoş Geldiniz" yazan bir tabelaya. Eski özdeyiş biraz moral bozucuydu, Bay Unger böyle düşünüyordu ama şimdi...

İşte böyle, John dönüp bakmış ve kararlılıkla yüzünü gideceği yöne çevirmişti. O geri dönerken gökyüzü zemini üzerinde Hades'in ışıkları ateşli ve sevecen bir güzellikle parlıyordu.

---

F. Scott Fitzgerald - Caz Çağı Öyküleri | Everest Yayınları, Öykü, Çev. Ülker İnce, 352 sayfa, Mayıs 2013.

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır. 

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

15 Kasım 2012 Perşembe

"Fitzgerald'ın yeni kitabından bir parça..."


Bu hiç olası görünmeyen öykü, çocukların gözlerinin iris tabakası kadar mavi bir göğün altında, mavi bir düşten farksız, ipek çoraplar kadar renkli bir denizde başlıyor. Göğün batı yarısından güneş denize küçük, altın renkli paralar yağdırıyordu – yeterince dikkatli baktığınız zaman, onların bir dalganın tepesinden ötekine sıçradıklarını, sonunda sekiz yüz metre ötede toplanan ve en nihayetinde göz kamaştırıcı bir günbatımına dönüşecek, altın paralardan oluşmuş büyük bir gerdanlıkta birleştiğini görebiliyordunuz. Florida kıyısı ile altın gerdanlık arasında, aşağı yukarı tam ortada bir yerde, çok genç ve zarif, beyaz, buharlı bir yat demirlemiş duruyor, kıç tarafında beyaz mavi bir tentenin altında sarışın bir kız hasır bir şezlonga uzanmış yatıyor, Anatole France’ın Meleklerin İsyanı’nı okuyordu.


Aşağı yukarı on dokuz yaşındaydı; dal gibi ince ve esnek bir kız, alımlı bir ağız, ışıltılı bir merakla dolu zeki gri gözler. Ayaklarını yanı başındaki şezlongun kolunun üzerine atmıştı, çorapları yoktu, ayak başparmaklarına taktığı mavi saten terliklerini tembel tembel sallıyordu. Okurken arada bir, elinde tuttuğu yarım limonu hafifçe diline değdirerek kendisine ikramda bulunuyordu. Suyu iyice emilmiş olan öteki yarısı ayakucunda, güvertenin üzerinde duruyor, dalgaların neredeyse hiç fark edilmeyen gelgitiyle sallanıp duruyordu.

O ikinci yarım limonun etli kısmı neredeyse hiç kalmamıştı, altın renkli gerdanlık da şaşırtıcı derecede genişlemişti ki, birden yatın çevresindeki uykulu sessizlik tok ayak sesleriyle bozuldu ve iniş merdiveninin tepesinde, düzgünce taranmış gri saçları, beyaz flanel takım elbisesiyle yaşlı bir adam göründü. Orada, gözleri güneşe alışıncaya kadar bir an durakladı, sonra tentenin altında kızı görünce uzun ve yatay bir itiraz hırıltısı çıkardı.

F. Scott Fitzgerald, Uçarı Kızlar ve Filozoflar’dan “Açık Deniz Korsanı” hikâyesinden. Everest Yayınları, Kasım 2012.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

7 Kasım 2012 Çarşamba

"F. Scott Fitzgerald'ın merakla beklenen kitabı çıktı..."


"F. Scott Fitzgerald'ın merakla beklenen kitabı çıktı..."

Amerika'nın önde gelen yazarı, Muhteşem Gatsby'nin yaratıcısı F. Scott Fitzgerald'ın külliyatı ilk defa Everest'te!

F. SCOTT FITZGERALD KİTAPLIĞI DEVAM EDİYOR!

Fitzgerald’ın yeteneği, bir kelebeğin kanatlarındaki desen kadar doğaldı.” Ernest Hemingway

Genelde Muhteşem Gatsby romanıyla bilinen F. Scott Fitzgerald, aynı zamanda Amerikan edebiyatında derin izler bırakmış, seçkin bir öykü yazarıydı. Döneminde –kendi tabiriyle Caz Çağı’nda– genç kuşağın hoppalık kisvesi altında gizliden gizliye süren mutluluk arayışını işleyen Uçarı Kızlar ve Filozoflar, yazarın ilk öykü derlemesidir.

1920’de, Fitzgerald’ın ilk romanıyla aynı yıl yayımlanan Uçarı Kızlar ve Filozoflar, yazarın sekiz öyküsünü bir araya getiriyor. Fitzgerald'ın öykü kahramanlarında, yazarın kendi kaygılarının ve yaşadığı döneme dair tüm çatışmalarının birer birer vücut bulduğunu görebiliyoruz.

Fitzgerald'ın Gürültülü Yirmiler’inin şatafatı, şimdi Ülker İnce’nin pırıltılı diliyle birlikte Türkçe okurlarına ulaşıyor.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap