algan sezgintüredi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
algan sezgintüredi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2013 Cuma

Jeremy Dyson - Tekinsiz Kitap | Kitaptan okuma parçası

# Jeremy Dyson - Tekinsiz Kitap | Kitaptan okuma parçası #

2009 yılında bir gazeteci İngiltere'nin farklı yerlerinden derlediği gerçekten yaşanmış hayalet öykülerini kağıda dökmek için elinizdeki kitabın yazarı Jeremy Dyson ile temasa geçer.

Tekinsiz Kitap, o ana dek katı bir şüpheci olan Dyson'ın bu öykülerin ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmak üzere çıktığı yolculuğu ve kendisinin de zamanla lanetli bir öykünün parçası haline dönüşmesini anlatıyor.

ÇOK BİLE ANLATTIN.

          

Nealon'dan Kitson'a

Greg evi yerel gazetenin ekinde görmüştü. Yeni işinden emin olana dek kirada kalacaktı -Brighton'daki yaşamından sonra epey ciddi bir değişiklikti yaptığı- ama Leicester'daki işi mükemmeldi: Haftalık çocuk dergilerinin kapaklarına iliştirilen hediyeleri üreten bir firmada kıdemli pazarlamacılığa başlamıştı. Çocukluğunda bu dergilere "çizgi roman" denirdi ve hediyeler nadiren, yılda bir, belki iki defa, belki yeni bir yayının tanıtımı ya da yüzüncü satı türünden önemli bir dönüm noktasının kutlanması amacıyla verilirdi. Bugünlerdeyse her hafta hediye veriliyor ve hediyeler, çocukların satın alma deneyimlerinin önemli bir parçası sayılıyordu. Greg ara sıra bu yenilikten hoşlanmadığı hissine kapılırdı. Bugünkü nesil ikramın sınırlamasının getirdiği heyecanı asla tadamayacaktı. 2000AD dergisinin, koluna yapıştırıldığında insana sahiden bir canlı bilgisayarmış hissi yaşatan Biyonik çıkartmalı ikinci sayısını ne heyecanla beklemişti... Oysa benzer zevkler artık haftalıktı; herhangi bir pazar öğleden sonrasından daha özel değillerdi.

Ancak iş gayet uygundu Greg'e. Çoğu evden bile halledilebilecek dört iş günü (aslında tümünü üç buçuk günde halledebilirdi) çalışacaktı sadece. Kalan zamanını Leicester'ın gayet nezih bir semtinde bulunan ofiste harcayacaktı. Bu sayede haftanın yarısını keyfince geçirebilecekti.

Londra'ya gitmeyi seviyordu. Spor salonuna gitmeyi seviyordu. Çekici sayılırdı; kırk birine vardığı gerçeğini itiraftan çekinmiyordu artık. İyi giyinmekten hoşlanıyordu ve takımlarını, gömleklerini ve pabuçlarını Willoughby House'daki büyük Paul Smith mağazasından almak için Nottingham'a gidiyordu. Pazarlama becerisi insan doğasını makul ölçüde kavrayabilmesini sağlamıştı ve bu sayede bir başka hobisini uygulayabiliyordu: Genç kadınları baştan çıkarıp yatağa atmak... Sapsarı saçları ve gayet yerinde fiziksel durumu sayesinde kolaylıkla kendini otuzlarında gösterebiliyordu. Bu sayede yirmiliklere hatta daha gençlere dahi erişebiliyordu. En sevdiği eğlencelerinden biri, perşembe akşamları Londra'ya gidip West End'in kaliteli otellerinden biri takıldıktan sonra geri dönmekti. Arkadaş arayanları sezmede ustalaşmıştı. Başka memleketlerden gelme, yuvalarından uzak, ofis ve mağazalarında yalnızlık çeken kızlar... Cezbetmenin sırrının, muhatap olunan kişiye içtenlikle ilgi göstermekten geçtiğini öğrenmişti. Uzun vadeli bir ilişki aramadığını hiç açık etmediği doğruydu ama tümden aldatıcı davrandığını da hissetmezdi. Saygılı, cömert, becerili bir sevgiliydi. Birlikte olduğu kadınların hakkında söyleyebilecekleri en kötü şey, birlikte iyi vakit geçirdikleriydi. Verdiği telefon numarasının uydurukluğu yalancılığa giriyordu ya, kötülük ettiğini düşünmüyordu Greg. Gerçek kimliğini ve nasıl yaşamak istediğini çok öne keşfetmişti. Gerçeği kabullendikten sonra istediği gibi yaşamaya dalmıştı.

(...)

Geceleri ev aşırı derecede sessizdi. Greg daha önce hiç müstakil evde oturmamıştı ama yatağa girdiğinde her yanı sarmalayan sessizliğe şaştı. Aldırmamaya çalışarak, insan sessizliğe nasıl aldırmayabilirse artık, yattı. Televizyonun kapanmasıyla ev neredeyse derhal, ahşap parkelerle seyrek möbleli odaların teşvik ettiği mağaramsı bir sessizliğe bürünmüştü. Işığı kapadığında doluşan his demeti huzurunu kaçırmıştı. Adlarını koyma zahmetine girmedi ama fazlasıyla rahatsızlık vericiydiler. Karanlıkta dikkat kesilip kalın perdelerin ötesindeki hayatın işaretlerini duymaya çalıştı. Garipti; geçip giden bir arabanın sesi bile içini ferahlatıyordu. Üçüncü ve ya dördüncü gecesinde, tam uykuya dalarken evin bomboşluğunun bir yerlerinde yankılanan sert çatırtı, yattığı yerden kalbi gümbürdeyerek dikilmesine yetti. Öyle tedirginleşmişti ki gürültünün kaynağını keşfe kalktı. Gürültünün buzdolabından kaynaklandığını anladı sonunda; soğutma mekanizmasıyla ilgili bir sorundu. Tamir ettirdi ve izleyen bir küsur hafta boyunca sessizlik, sadece sessizlikten ibaret kaldı. Aşağıdakiler olana dek...

---

Jeremy Dyson - Tekinsiz Kitap | Domingo Yayıncılık, Roman, Çeviren Algan Sezgintüredi, 344 sayfa, Haziran 2013.

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

10 Haziran 2013 Pazartesi

Algan Sezgintüredi - Katilin Şahidi

# Algan Sezgintüredi - Katilin Şahidi #

"Hitchcock yaşasaydı, bu romanı sinemaya uyarlardı, tek kelimeyle şahane, iki kelimeyle çok şahane" - Murat Menteş

Son birkaç yıldır İngilizceden yapılan kitap çevirilerinde öne çıkan bir isim var, özellikle Jonathan Safran Foer'in Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın romanını okuyanlar da hatırlayacaklardır; Algan Sezgüntüredi. Sezgintüredi, şenlikli bir polisiye olan Katilin Şahidi'ni kaleme aldı, kitap Aylak Kitap'tan çıktı, bize de okumak kaldı...


Özel dedektifler sadece Amerika'ya mı özgü? Elbette değil.

Sezgintüredi'nin yarattığı özel dedektif Vedat Kurdel, ortağı Tefo'yla birlikte mühim cinayetlerin arka planını araştırdı, birçok vakayı çözdü. Ancak şimdilerde boynuzlu eşler için sokakları zımparalıyor. Sıkıntılı.

31 Aralık 2011 akşamı, çöpçatanlık kokan bir yılbaşı gecesi geçirmek üzere elinde hindi, asansör çalışmadığı için merdivenlerden inerken kafası karışık. Derken dört el silah sesi… Hayat böyledir işte. Doğru zamanda doğru yerde bulursunuz kendinizi ya da doğru zaman ve doğru yer sizi bulur… Sesler hemen şu daireden geldi. İçerde vücuduna istavroz şeklinde nişan alınmış kurban yatıyor.

Katil içeride değil, kapıdan çıkmadığına bizzat Vedat şahit. Katil nerede? Polisin gelmesiyle birlikte apartmana giriş çıkışlar kapatılır ve yılbaşı gecesi olması dolayısıyla da anlam taşıyan Papaz Kaçtı partisi başlar… Vedat kafasında kuyrukları birbirine isabet etmeyen tilkilerle, Tefo ise rasyonalize etmedeki ustalığıyla bu macerayı felsefi sorgulamalarla dolu, gündelik hayata ve insan doğasına göndermeler yapan mizah dolu bir polisiye şenliğe dönüştürüyor.

Algan Sezgintüredi, dile hakimiyet konusunda kendine ait bir yerde durur, Türkçeye kaptırıp gider. Bu meziyetini çok cana yakın ve inanılır karakterleri, sağlam olay örgüsü ve esprisiyle birleştirince, “Katilin...” diye başlayan dizisi de kendine ait bir yerde duruyor. Ama benim için Vedat ile Tevfik’in maceralarını asıl vazgeçilmez yapan, Algan’ın dil ustalığına ve cüretkârlığına eşlik eden enfes çağrışımlarıdır... Okumuş muydunuz? İşte bir tane daha. Hiç okumadınız mı? Pes! Hemen başlayın.” - Sevin Okyay

Algan Sezgintüredi - Katilin Şahidi | Aylak Kitap, Roman, 192 sayfa, Haziran 2013.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

18 Ocak 2013 Cuma

"Roman en kolay yakılan sanat biçimidir..."


"Roman en kolay yakılan sanat biçimidir. On dokuzuncu yüzyılın ortasında kasabamızın tüm sakinleri - tüm erkek, kadın ve çocuklar - en az bir roman yazabilecekleri kanısına vardılar... 272 anı kitabı, 66 suç romanı, 97 savaş öyküsü yazıldı. Romanların 107'sinde erkek kardeşini öldüren bir adam vardı. Geleceği merak eden çiftler 29'unda yer alıyorlardı; 68 tanesi bir öpücükle son buluyordu ve 35'i hariç hepsinde "utanç" kelimesi yer almıştı."

Jonathan Safran Foer Her Şey Aydınlandı, Çev. Algan Sezgintüredi, Siren Yayınları.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

24 Aralık 2012 Pazartesi

"Jedediah Berry - Hafiyenin El Kitabı"


"Jedediah Berry - Hafiyenin El Kitabı"

"Wes Anderson bir Kafka uyarlaması çekecek olsaydı ortaya böyle bir fantezi çıkardı." -New Yorker-

"Berry'nin iddialı çıkış romanı Kafka ve Paul Auster yankılarıyla çınlıyor." -Publisher's Weekly-

Dashiell Hammett Ödülü, 2009

William L. Crawford Ödülü, 2010

Rüyalar ve gerçekler... İkisini ayırt edebildiğinizden emin misiniz?

Hatırladığınız bir şeyi kaç kere rüyanızda gördüğünüzü, ama aslında yaşamadığınızı fark ettiniz? Rüyanızda gördüklerinizin gündelik yaşantınızda karşınıza çıktığı oldu mu hiç?

Kaç kere belki bir gün öncesinde çözülmez görünen bir sorunu uyanınca çözüverdiniz?

Yağmurun hiç durmadan yağdığı bir kent. Masa başında çalışan, hayat yoksunu bir adam. Kentin orta yerinde, paslanmış, küflenmiş, çürümüş bir panayır.

Düşleri bile belgeleyen, herkesi izleyen amansız bir takip sistemi. Ve tüm bunların ortasında, olanca şaşkınlığıyla, durmaksızın düşlere uyanan bir adam.

Hafiyenin El Kitabı, cinayetler, filler ve düşler ekseninde dönen amansız bir macera. Algının tüm kapılarını zorlayan, yakanıza yapışan, ısrarlı bir rüya gibi.

Jedediah Berry 1977 yılında, Amerika'nın New York eyaletinde dünyaya geldi. Dashiell Hammett Ödülü ve William L. Crawford Ödülü'ne layık görülen ilk romanı Hafiyenin El Kitabı ile adım attığı edebiyat sahnesinde kitabında yarattığı atmosfer, Terry Gilliam ve David Lynch gibi dev yönetmenlerin filmleriyle kıyaslandı.

Jorge Luis Borges, Franz Kafka, Italo Calvino ve Angela Carter gibi yazarlardan ilham aldığını belirten Berry, polisiye kurgulu ilk romanı Hafiyenin El Kitabı'nda eşi benzeri olmayan bir şehri karanlıkları ve kabusları ile birlikte inşa ediyor.

Hafiyenin El Kitabı, adını ileride daha sık duyacağımız parlak yazardan etkileyici ve eğlenceli bir ilk roman.

Jedediah Berry, Hafiyenin El Kitabı, Çev. Algan Sezgintüredi, Siren Yayınları, Şubat 2012.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

10 Eylül 2012 Pazartesi

Jonathan Safran Foer


  Soru: Yazarken nelerden esinleniyorsunuz?

 Jonathan Safran Foer: Bana kalırsa yazmak boş sayfa karşısında iradenizi korumaktan ve özgüveninizi sınamaktan ibarettir. Yazmak insanı türlü türlü duyguya boğar, kendi kendinizin fazlasıyla farkında, korunmasız ve sersem hissederseniz ama yine de kelimeleri sayfaya aktarmak için mücadele edersiniz. Beni esinlendiren, yazma eyleminin sevdiğim tarafı da budur işte; sihirli bir yanı olmaması.

 (Jonathan Safran Foer, esin kaynaklarını açıklıyor. Görselde New Yorker’ın efsanevi karikatüristi Saul Steinberg ve kağıt torba, beraberce poz veriyor.) Kaynak: Sirenin Sesi.