bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2014 Salı

Darwin'in Tehlikeli Fikri

Darwin'in Tehlikeli Fikri, Daniel C. Dennett  tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da % 30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |   Alfa Yayınları, Bilim, 9786051068343, 683 Sayfa, Ocak/2014



Kitabın 348. ve 349. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Böylesi iddiaların yarattığı, etkisi günümüzde de devam eden sonuçlardan birisi, sabit hızcılığı Darwin'e veya geleneksel yeni-Dar-wincilere atfetme alışkanlığıdır. Örneğin iyi bir bilim habercisi olan Colin Tudge, Elizabeth Vrba'mn evrimin nabzıyla ilgili güncel iddialarından bahsederken; antilop ve leoparların evrimine yönelik son araştırmaların, geleneksel görüşü temsil ettiği varsayılan çıkarımlarına işaret eder:
Geleneksel Darwinizm antilopların üç milyon yıl içinde herhangi bir iklimsel değişiklik olmasa bile sabit bir değişim geçireceğini öngörürdü, çünkü antilopların her halükârda leoparlardan korunmak için hızlı koşmaları gerekecekti. Fakat görünen o ki, geçen bu süre içinde ne antiloplar ne de leoparlar büyük bir değişikliğe uğramamıştır. Her ikisi de iklim değişikliğinden etkilenmeyecek kadar beceriklidir ve Darwin'in tahmin ettiğinin aksine, ne kendi türdeşleri ne de diğer türün bireyleri arasındaki rekabet, değişmelerine yetecek kadar seçilim baskısı meydana getirmez. [Tudge 1993, s. 35]
Tudge'ın, antilop ve leoparların üç milyon yıldır stasis döneminde bulunduklarına ilişkin keşfin Darwin'i şaşırtacağını düşünmesi alışıldık bir yanılgıdır; ama bu düşünce tarzı Darwin'in grafiklerinde (ve diğer geleneksel grafiklerde) yer alan "rampaların" kaçınılmaz yorumlanma biçiminin doğrudan veya dolaylı yoldan yarattığı bir yan üründür.
Gould aşamalı değişim ilkesinin ölümünü ilan etti, ama bütün bu olup bitenlerin ışığında acaba kendisi de zaten bir aşamalı değişim yanlısı (fakat sabit hızcı olmayan) değil miydi? Kuramının herhangi bir "şiddetli düzenek" gerektirmediğini belirttiğine göre öyle olmalı; ama bundan emin olmak zor. Çünkü aynı sayfada şunları da söylüyor;
Kesintili denge kuramına göre, değişiklikler genellikle türün tamamının belirsiz bir şekilde aşamalı değişime uğramasıyla değil; daha ziyade yalıtılmış haldeki küçük popülasyonların jeolojik açıdan ani bir biçimde yeni türlere dönüşmesiyle meydana gelir. [Gould 1992a, s. 12] Bu paragraf insanı, evrimsel değişimin hem "jeolojik açıdan ani" hem de "belirsiz bir şekilde aşamalı" olamayacağı yanılgısına düşürür. Ama sıçramaların olmadığı durumlarda evrimsel değişimin zaten böyle gerçekleşmesi gerekir. Dawkins bir denemesinde, evrimci G. Ledyard Stebbins'in ufuk açıcı bir düşünsel deneyini anlatır. Stebbins bu deneyde, fare büyüklüğündeki bir memeli hayvanın vücut büyüklüğünde artış olmasını sağlayacak küçük bir seçilim baskısını varsayar. Ancak bu baskı o kadar küçük olmalıdır ki, hayvanı inceleyen biyologların meydana gelen boyut farkını Ölçüm yoluyla fark etmesi mümkün olmamalıdır:
Karasal evrimi inceleyen bir bilim insanına göre bu hayvanlar hiç evrimleşmiyor gibi görünür; fakat aslında çok yavaş bir biçimde ve Stebbins'in matematiksel varsayımlarının ortaya koyduğu bir hızda evrimleşmektedirler. Üstelik bu yavaşlığa rağmen sonunda bir fil büyüklüğüne erişebilirler. Bu ne kadar sürer?... Stebbins varsaymış olduğu çok yavaş hız çerçevesinde bunun 12.000 nesil süreceğini hesaplar... Bir nesil ömrünü farelere göre uzun, fillere göre de kısa sayılabilecek olan beş sene olarak varsayarsak, 12.000 nesil 60.000 yıllık bir zaman dilimini kapsayacaktır. 60.000 yıl fosil kayıtlarının tarihlendirilmesi yoluyla uygulanan sıradan jeolojik yöntemler ile ölçülemeyecek kadar kısa bir zamandır. Stebbins'in de belirttiği üzere, 100.000 yıl ve ondan daha kısa bir zaman diliminde yeni bir canlı türünün ortaya çıkması, paleontologlar açısından "ani" veya "anlık" bir oluşum olarak nitelendirilir. [Dawkins 1986a, s. 242]

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

5 Aralık 2013 Perşembe

Zihin

Zihin, John Brockman tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Alfa Yayınları, Bilim, 9786051067827, 283 Sayfa, Aralık/2013



Kitabın 118. ve 119. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


İNSANIN EVRİMİNDE "İLERİYE
DOĞRU BÜYÜK SIÇRAMA"NIN İTİCİ
GÜCÜ OLARAK AYNA NÖRONLAR VE
TAKLİT YOLUYLA ÖĞRENME

V.S. Ramachandran
Nörobilimci; California Üniversitesi
Beyin ve Biliş Merkezi Direktörü, San
Diego; Phantoms in the Brain [BeyindekiHayaletler]
ve The Tell-Tale Brain [MuhbirBeyin] kitaplarının yazarı


Maymunların frontal loblarında ayna nöronların keşfedilmesi ve bu nöronların insan beyninin evrimiyle olası bağ-lantısı -bu makalede bu hususlar üzerinde duracağım- son on yılın en önemli "anlatılmamış" (ya da en azından halka du-yurulmamış) hikâyesidir. DNA'nın biyolojide üstlendiği rolü, ayna nöronların psikolojide üstleneceğini tahmin ediyorum: Bu nöronlar birleştirici bir çerçeve sunacak ve şimdiye dek gizemli kalmış, deneylere kapalı olan bir sürü zihinsel beceriyi açıklamada yardımcı olacaklardır.
İnsan zihninin ve beyninin evrimine ilişkin birçok kafa karıştırıcı soru var:
1. Hominid' beyni şu anki ölçülerine ve hatta belki de şu anki entelektüel kapasitesine, neredeyse 250 bin yıl
önce ulaştı. Lakin insana özgü olduğunu varsaydığımız çoğu özellik çok sonra ortaya çıktı. Neden? Beyin, uzun "kuluçka döneminde" ne yapıyordu? Neden oldukça geç bir zamanda ortaya çıkmış olan alet kullanımı, ateş, sanat, müzik ve dile ilişkin tüm bu gizli potansiyele sahipti? Doğal seçilimin sadece dışa vurulan becerileri seçtiği göz önüne alındığında, bu gizli yetenekler nasıl ortaya çıktı? İlk ortaya atanın Victoria döneminden do-ğabilimci Alfred Russel Wallace olması sebebiyle, bunu "Wallace problemi" diye adlandıracağım. 2.  Düzensiz bir uç yaratmak amacıyla işlenmemiş taşa vurulan birkaç darbeyle yapılan basit "Oldavan" aletler 2,4 milyon yıl önce ortaya çıktı ve muhtemelen beyin hacmi modern insan (1300 cc) ve şempanzelerin (400 cc) ortasında olan Homo habilis (700 cc) tarafından yapılmıştı. Evrimci durgunluğun hâkim olduğu 1 milyon yılın ardından, estetik olarak hoş "simetrik" aletler, üretim teknikleri ve eser biçiminin standardi-zasyonu ile birlikte görülmeye başladı. Bu, alet yapımında pürüzlü ve düzensiz bir uç yerine düzgün bir ucu temin etmek için sert çekiç kullanımından daha yumuşak, tahminen ağaçtan yapılmış çekiçlerin kullanımına geçiş gerekiyordu ve son olarak, sıradan saplı "seri üretim hattı" (karmaşık, simetrik ve iki tarafı keskin) aletlerinin icadı sadece 200 bin yıl önce gerçekleşti. İnsan zihninin evrimi neden bu teknolojik değişimin görece ani ve büyük çıkışlarıyla, "kesintili bir şekilde" ilerledi?
3.   Beynin şu anki "modern" ölçülerine neredeyse 1 milyon yıl kadar önce erişmesine rağmen bu ani patlama (sık sık "büyük sıçrama" diye anılır) teknolojik ilerilik, yaygın mağara sanatı, elbiseler, basmakalıp yapılar vb neden sadece 40 bin yıl önce gerçekleşti?
4.   Dil, Chomsky'nin öne sürdüğü gibi birdenbire mi ortaya çıktı? Yoksa önceden var olan daha ilkel bir işaret dilinden mi evrimleşti?

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

2 Şubat 2013 Cumartesi

Sedat Ölçer - Evrim Serüveni

# Evrim Serüveni, Bir Kuramın Doğuşu, Gelişimi ve Günlük Yaşantımızdaki Yeri #

   1. Kısım'da, evrim kuramının doğuşunu hikâye edeceğiz. Bunun için ilk önce Londra'daki meşhur Linne Derneği'nin bir toplantısına katılacağız (Bölüm I) ve sonrasında, bu toplantının iki kahramanına dünya yolculuklarında eşlik edeceğiz: Darwin'in Beagle gemisiyle devriâlemine (Bölüm II-IV) ve Wallace'ın Güney Amerika ve Güneydoğu Asya seyahatlerine katılacağız (Bölüm V-VII). Bu dünya yolculukları sırasında Darwin'in ve Wallace'ın gözlemlerinin ne olduğunu ve her iki kâşifin evrimsel düşünceye nasıl vardığını konu edeceğiz. Hatta iki ayrı bölümde, hikâyeyi Darwin'in (Bölüm II) ve Wallace'ın (Bölüm V) "ağzından" dinleyeceğiz. Bu ilk kısımda, evrim kuramını ana hatlarıyla tanımış olacağız. Ancak, karşımıza çıkan birçok kavramı, kitabın 2. Kısmı'nda daha kuramsal bir çatı altında toplayıp açıklayacağız.

   2. Kısım'da, evrim kuramını günümüzün bakış açısıyla anlamaya çalışacağız. Bölüm I'de, paleontoloji ile biyocoğrafyanın evrime ilişkin göstergelerini sunacağız ve Bölüm II'de, evrim kuramının başlıca ögelerini ortaya koyup özetleyeceğiz. Bölüm III'te bir adım daha ileri gidip, bu sefer türleşme olayını modern evrim biyolojisinin ışığı altında ele alacağız. Bunun ardından Bölüm IV'te, evrimin günlük hayattaki önemini göstermeye çalışacağız. Böylece, evrimin yalnızca yaşamı ve doğal süreçleri anlamaya yönelik bir bilimsel kuram olmakla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda insanın teknik ve teknolojik amaçla kullanabileceği bir olgu olduğunu örneklerle izah edeceğiz.


    Kitap evrim kuramının kapsamlı bir tarihçesini sunmayı amaçlamıyor. Ancak "Darwin-Wallace öncesi ve sonrası evrim kuramı nasıl gelişmiştir?" konusuna kısaca değineceğiz. Okur, tarih içerikli bu malzemeyi, 1. ve 2. Kısımlar arasında ayrı bir bölüm olarak bulacaktır.

   Evrimle ilgili birkaç ilginç konuyu, kitabın sonuna yerleştirilen eklerde topladık. Bu eklerde, jeolojik ve arkeolojik yaş belirleme yöntemlerini (Ek I), Darwin'e evrim kuramı hakkında yapılan eleştirileri (Ek II) ve göz, kanat gibi karmaşık ya da sıradışı özelliklere sahip olan organların nasıl evrimleşmiş olabileceğini (Ek III) sırasıyla ele alacağız.

   Biyoloji de her bilim dalı gibi hatta diğer bilim dallarının da ötesinde kendi özgün dilini ve terminolojisini geliştirebilmiş bir disiplindir. Dolayısıyla, bu kitabı kaleme alırken, okuru yoracak teknik ayrıntılara inmekten olabildiğince kaçındık, ancak kitabı teknik terimlerden tümüyle arındırmak mümkün değil. Bu yüzden, kitapta sıkça kullanılan bazı teknik terimleri, kitabın sonunda yer alan bir mini sözlükte toplamanın, okura yardımcı olabileceğini düşündük. Bir diğer hususun daha altını çizmek isteriz: Pek çok konunun teknik ayrıntısına girmedik, çok farklı görüş açılarının yalnızca bir kısmına yer verebildik. Bu bilinçli seçimlerin, kitabın okunabilirliğini korumayı amaçladığını, özellikle uzman okurlarımıza hatırlatmak isteriz.

   21. yüzyılda, dünyamızın hızla artan sorunlarına deva arayan insanoğlunun çalacağı ilk kapılardan biri, biyolojinin ve biyoteknolojilerin kapısı olacaktır. Ancak modern toplumlarda bu sorunların pek çoğu artık sadece bir araştırma grubunun ilgi alanına girmiyor ya da bir laboratuvar ortamına hapsedilemiyor. Aksine tüm insanlığı ilgilendiren bu sorunların geniş kitlelerin katkısıyla çözümlenmesi gereken meselelere dönüşmekte olduğunu görüyoruz. Bunun bir nedeni, örneğin çevre, nüfus, gıda ya da sağlık alanlarındaki sorunların çözümlenmesinde olduğu gibi, devletler tarafından alınan kararların ekonomileri derinden etkileyebilecek nitelikte olmasıdır. Çünkü burada vatandaşın "cüzdanı" söz konusudur. Bir diğer neden ise, yeni teknolojilerin –örneğin kök hücre teknolojileri ya da genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) kullanımı veya gelecekte insanı daha yakından ilgilendireceği düşünülen klonlama teknikleri– aynı zamanda etik sorgulamalara da yol açmalarıdır. Bu sorulara cevap aranan toplumlarda her vatandaşa, esas yasalarından birinin evrim olduğunu söyleyebileceğimiz biyoloji ve yaşam bilimleri konularında, çok temel seviyede dahi olsa, bilgilenmek ve seyirci kalmamak görevi düşer. Zaten Aydınlanma, sadece 18. yüzyıla mahsus bir olay olmayıp, sürekli tekrar düşünülüp yenilenmesi, güncelleştirilmesi ve ayakta tutulması gereken dinamik bir süreç değil midir? Bu kitap bu doğrultuda küçük de olsa bir katkıda bulunabilse, esas amacına ulaşmış olacaktır.

   Sedat Ölçer - Evrim Serüveni, Ocak 2013, Metis Yayınları.

   Bu alıntı tanıtım amacıyla yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap