zadie smith etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zadie smith etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2014 Çarşamba

NW Londra

NW Londra, Zadie Smith tarafından yazılmıştır.http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. |  Everest Yayınları, Roman, 9786051417011, 368 Sayfa, Ocak/2014


Kitabın 176. ve 177.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.


Sonrasında Felix, nahoş ve terli yakınlığı hissederek Annic'nin üzerine uzandı ve gitmek için hangi zamanın uygun olacağını düşündü. Fazla beklemedi. Yuvarlanıp sırtüstü döndü. Annie, saçını yana çekti ve başını Felix'in göğsüne yasladı. Covent Garden'a giden bir polis helikopterinin geçişini izlediler.
'Özür dilerim,' dedi Felix.
'Niye ki?'
Felix eğilip kotunu yukarı çekti. 'Hâlâ alıyor musun?' Felix, Annie'nin yüzünde belirip kaybolan hiddeti, nasıl frenlendiğini ve sigara paketini açmak, içinden bir tane alıp yakmak ve amansızca gülümseyip kahkaha atmak suretiyle nasıl savuşturulduğunu fark etti.
'Gerek yok. Yıldırım çarpma riski daha fazla, Damarlardan kan akmaya devam ediyor, ama inan bana: Memba neredeyse kurudu. Doğanın kanunu işte. Her şeyi mahvediyor! Mahvediyor demişken, sevgili kardeşim James, ortak çöküşümüzü kutlamak için beni Wolseley'ye götürecek - dün telefon etti, sesi çok doğal geliyordu. Gören de her gün konuşuyoruz sanır. Çok saçma. Ama hiç bozuntuya vermedim; "Merhaba, canım ikizim!" falan... Doğum günü yemeği yiyelim, dedi -bu arada doğum günümüz ta elcimde, dikkatini çekerim- ben de olur, dedim, ama tabii aslında aklından geçenleri çok iyi biliyorum, adıma satış yapabilmek için bana evrak imzalatmak istiyor. O ne düşünürse düşünsün, o yerin bir bölümünün bana ait olduğunu anlamıyor ve kim bilir minnoşlarının eğitimi için ne kadar ipotek etmiştir, hepsini etmiştir, eminim, bir kuruş bile bırakmamıştır, zaten herkes biliyor ki beni ana rahmindeyken silip süpürmediğine pişmandır, ama ne yazık ki bunu başaramadı, ayrıca annem yaşarken buranın satılması bana çok anlamsız geliyor - satılırsa o nereye gidecek? Kaldığı yerin parasını kim Ödeyecek? Böyle bakılmak para istiyor. Ama James her zaman böyle: Hep tek çocuk gibi, sanki ben yokmuşum gibi davranıyor. Babamla o, benim arkamdan ne derlerdi biliyor musun? Döl eşi. Bir içki daha içelim mi? Hava çok bunaltıcı.'
Annie yine Felix'in göğsüne uzandı. Felix'in tişört yakasını çevreleyen yerleri öptü. Felix, parmaklarını Annie'nin saçlarına koydu.
'Belki şu diğer haplardan -sonrasında aldıklarından- alsan iyi olur. Ne olur ne olmaz.'
Annie, bezmiş gibi bir ses çıkardı.
'Senden çocuk istemiyorum, Felix. Seni temin ederim, her gece burada oturup acınası, düşkün bir kadın gibi senden çocuk doğurmanın hayalini kurmuyorum.' Tırnağıyla karnının üstünde bir sekiz rakamı çizmeye başladı. Bu, önemsiz bir hareket gibi görünüyordu, ancak tırnak güçlü bir baskı yapıyordu. 'Elbette sen de farkındasındır, tam tersi durum geçerli olsaydı ortada gerçek bir kanun olurdu: Yüce divanda, John Jen'le karşı karşıya gelir, Jen'in beş yıl boyu kendisiyle taammüden seviştiğini, sonra onu yaratıcılığının sonbaharında habersizce terk ettiğini ve henüz yirmi dört yaşında, kolum kadar penisi olan genç bir fırsatçıyla düşüp kalktığını söylerdi. Mahkeme John'un lehine karar verirdi. Her zaman. Ten tazminat öderdi. Hem de büyük meblağlar. Ayrıca altı ay hapis yatardı. Hayır - dokuz ay. İlahi adalet. İşte o zaman sen de ...'
'Ne diyeceğim? Benim kaçmam lazım.' Felix, Annie'nin vücudunu üzerinden çekti, ardından tişörtünü indirip ayağa kalktı. Annie doğruldu ve kollarını göğsünde kavuşturdu. Nehre doğru baktı.
'Evet, geç bile kaldın?'
Felix eğilip veda öpücüğü verecek oldu, ancak Annie bir çocuk gibi başını çevirdi.
'Neden böyle yapıyorsun? Gitmem gerekiyor, hepsi bu.' Felix yanlış bir şey hissetti: Aşağı baktı ve fermuarının açık olduğunu gördü. Fermuarını çekti. Ona öyle geliyordu ki Annic'nin kapısından girdi gireli, planladığı şeylerin tam aksini söylemiş ve yapmıştı.
'Üzgünüm,' dedi.
Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

12 Aralık 2013 Perşembe

İnci Gibi Dişler (Cep Boy)

İnci Gibi Dişler (Cep Boy), Zadie Smith tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %30 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Everest Yayınları, Roman, 9789752899216, 608 Sayfa, Temmuz/2012



Kitabın 402. ve 403. sayfalarından  tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.
 

Biraz İngiliz eğitimi tehlikeli olabiliyor. Alsana'nın buna en çok örnek göstermeyi sevdiği öyküde Lord Ellen-borough, Sind ilini Hindistan'dan aldıktan sonra Delhi'ye tek kelimelik bir telgraf çekmiş; Günah işledim anlamına gelen Latince bir kelime, peccavi. Alsana tiksintiyle, "İngilizler, hem malınızı çalıp hem de aynı zamanda sizi eğitmeye kalkan yegâne insanlardır," derdi. Alsana'nın Chal-fen'lere karşı duyduğu güvensizlik bundan az değildi.
Clara, daha çok ailevi nedenlerden dolayı ona katılıyordu; Bu, Bowden ailesinde hiç unutulmayan bir kötü niyetin hikayesiydi. Kendi annesi, henüz annesinin karnındayken (bu öyküyü anlatabilmek için hepsini, Rus matruşkaları gibi birbirlerinin içine sokmak zorundayız: Irie'yi Clara'nın, Clara'yı Hortense'in, Hortense'ı da Ambrosia'nın içine), bir İngiliz erkeği aniden senin eğitilmen gerektiğine karar verirse, neler olacağına sessizce tanık olmuş. Çünkü Jamaika'ya yeni tayin edilen Yüzbaşı Charlie Durham'a, 1906 Mayısı'nda, sarhoş olduğu bir gece, Bowden'ların kilerinde, ev sahibesinin yeniyetme kızının ırzına geçmek yetmemişti. Onun sadece bekâretini bozmakla yetinmemişti. Ayrıca ona bir şeyler öğretmesi de gerekiyordu.

Ambrosia Bowden, karnındaki Hortense olan küçük çıkıntıya elini koyup elinden geldiğince masum görünmeye çalışarak, "Bana mı? Bana mı öğretmek istiyor?"
diye sormuştu. "İyi ama neden?"
Annesi, "Haftada üç kere," dedi. "Nedenini sorma. Ama Tanrı biliyor ya senin de bir şeyler öğrenmeye ihtiyacın var. Bu cömertliği için minnet duy. Bay Durham gibi yakışıklı ve saygın bir İngiliz beyefendisi cömert davranmak istediği zaman nedeni, niçini sorulmaz."
On dört yıllık yaşamında hiç okul yüzü görmemiş, kaprisli ve uzun bacaklı bir köylü kızı olan Ambrosia Bowden bile, bunun yanlış bir öğüt olduğunu biliyordu. Bir İngiliz erkeği cömert davranmak istediği zaman ilk yapılacak şey nedenini sormaktır, çünkü her zaman bir nedeni vardır.
"Sen hâlâ burada mısın? O seni görmek istiyor. Seni kovalamam mı gerek!"
Böylece Ambrosia Bowden, karnındaki Hortense ile, yüzbaşının odasına koşmuş ve ondan sonra da ders yapmak için haftada üç gün gitmeyi sürdürmüştü. Harfler, sayılar, İncil, İngiltere tarihi, trigonometri, bunlar bitip de Ambrosia'nın annesi evden uzaklaşınca daha uzun süren ve kıkırdayarak sırtüstü yatan öğrencinin üstüne yatılarak verilen bir ders olan anatomi. Yüzbaşı Durham ona bebeği için endişelenmemesini, ona zarar vermeyeceğini söylemişti. Yüzbaşı Durham, esrarengiz çocuklarının Jamaika'daki en zeki zenci erkek çocuk olacağını söylemişti.
Aylar geçtikçe Ambrosia, yakışıklı yüzbaşıdan harikulade şeyler öğrendi. Yüzbaşı ona Eyüp'ün sabrını incelemesini, vahiylerin uyarılarını anlamasını, kriket sopasını kullanmasını, "Kudüs" şarkısını söylemesini öğretti. Bir sütun dolusu sayıyı toplamayı.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

30 Kasım 2012 Cuma

"Flavorwire'a göre New York'un yaşayan 100 önemli yazarı"


"Flavorwire'a göre New York'un yaşayan 100 önemli yazarı"

Flavorwire, bilenlerin yakından takip ettiği güzel bir internet mekânı. Yıl sonuna doğru hemen her (kitapla ilgili) internet sitesi, dergi ve/veya gazete yılın en iyilerini seçer ya, bunlar da New York'un hâlâ yaşayan ve yazdıklarıyla etkili olan 100 yazarını seçmişler.

Aralarında bu kıyılarda adını hiç duymadıklarımız var ve çoğunluktalar. Amerika ya da İngiltere'de basılan her kitabın Türkçeye çevrilmesine zaten olanak yok. Türk yayıncılar en çok ilgi görecek kitapları çevirtiyorlar malumunuz. Pek haksız da sayılmazlar hani...

Her liste eksik listedir diyerek lafı fazla uzatmadan bu 100 yazarlık seçkide kimler varmış belli örnekler verelim. Her 10 sırada bir kimin listede yer aldığını belirttik ve Türkçeye çevrilmiş eserleri olan yazarların üstüne tıklayarak Türkçeye çevrilen kitaplarına da ulaşabilmenizi de sağladık.

Listenin tepesinde ise artık yazmayı bıraktığını açıklayan efsane yazar Philip Roth'un olduğunu görünce bir hayli sevindik...

Listenin tamamına şuradan bakabilirsiniz.

100) Jay McInerney
90) Adrian Tomine
80) David Grann
70) Chad Harbach
60) Said Sayrafiezadeh

55) Joshua Ferris (Siren Yayınları)
54) Téa Obreth (Siren Yayınları)

50) Paula Fox

48) Oliver Sacks (Yapı Kredi Yayınları)
45) Anne Carson (Metis Yayınları)

40) Teju Cole

30) Gary Shteyngart (Everest Yayınları)

28) Micheal Cunningham (Can Yayınları)
26) Jonathan Safran Foer (Siren Yayınları)
21) Patti Smith (Domingo Yayınları)

20) E. L. Doctorow

15) Paul Auster (Can Yayınları)

12) Tom Wolfe
10) Tony Kushner

9) Zadie Smith (Everest Yayınları)
8) Jonathan Franzen (Sel Yayıncılık)
7) Jennifer Egan (Pegasus Yayınları)
6) Don DeLillo (Everest Yayınları)
4) Salman Rushdie (Metis ve Can Yayınları)

1) Philip Roth (Ayrıntı ve Yapı Kredi Yayınları)

- Kitap Galerisi

"New York Times Book Review 2012 Yılın En İyi Kitapları Seçkisi"


"New York Times Book Review 2012 Yılın En İyi Kitapları Seçkisi"

Yakında Artemis'ten çıkacak olan 2012 Man Booker Ödüllü, Hillary Mantel "Bring Up The Bodies" NY Times Book Review'un Yılın En İyi 5 Romanı seçkisinde!

Ayrıca kitaplarını ülkemizde Everest Yayınları basan Zadie Smith de NW romanıyla listede!

Kurgu Dalında Seçilen Kitaplar:

1) Hilary Mantel - Bring Up The Bodies
2) Chris Ware - Building Stories
3) Dave Eggers - A Hologram For The King
4) Zadie Smith - NW
5) Kevin Powers - The Yellow Birds


Kurgu Dışında Seçilen Kitaplar:

1) Katherine Boo - Behind The Beautiful Forevers
2) Andrew Solomon - Far From The Tree
3) Robert A. Caro - The Passage Of Power
4) David Nasaw - The Patriarch
5) Jim Holt - Why Does The World Exist?

- Kitap Galerisi

15 Kasım 2012 Perşembe

"Zadie Smith'in yeni kitabı "Bugün Farklı Düşünüyorum"dan bir bölüm..."


"Tanrı'ya Bakıyorlardı: 

İçli Ne Demek?"

On dört yaşımdayken, annem bana Tanrı'ya Bakıyorlardı kitabını vermişti. Kitabı okumak içimden gelmiyordu. Annemin onu bana ne amaçla verdiğini biliyor ve yaptığım çıkarıma içerliyordum. Annem, aynı niyetle beni Geniş Geniş Bir Deniz ve En Mavi Göz'le de tanıştırmıştı ve ikisinden de hoşlanmamıştım (daha doğrusu, onlardan hoşlanmaya razı olmamıştım). Özgürce seçtiğim, heterojen okuma listesini tercih ediyordum. Çok geniş bir yelpazede okuduğum ve genetik ya da sosyokültürel nedenlerle kitap seçmediğim için kendimle gurur duyuyordum. Annem, yatağımın başucundaki komodinin üzerinde açılmadan duran Tanrı'ya Bakıyorlardı'yı gördüğünde ısrarla şöyle dedi:

"Hoşuna gidecek ama."
"Neden, yazarı siyahi olduğu için mi?"
"Hayır - iyi bir kitap olduğu için."

"İyi kitap" hakkında kendimce bir fikrim vardı. Bu, vecize kabilinden ifadeler ya da açıkça "lirik" bir dil, mitsel betimlemeler, çok doğru sunulmuş "halk dili" ya da kadınların aşk çilelerini içermeyen bir kategoriydi. Bütün yazınsal savun mekanizmam, Tanrı'ya Bakıyorlardı karşısında harekete geçmiş durumdaydı. Derken ilk sayfayı okudum:

"Her adamın hayali uzaktaki gemilerde saklıdır. Bu gemiler, kimileri için akıntıya kapılıp gelir. Kimileri için de sonsuza dek ufukta dolanır durur; ne gözden kaybolur ne de kıyıya yanaşır, ta ki Gözleyen pes edip gözlerini başka tarafa çevirinciye ve alaycı Zaman hayallerini öldürünceye dek. Hayat böyledir işte.

Şimdi kadınlar, hatırlamak istemedikleri her şeyi unutuyor, unutmak istemedikleri her şeyi de hatırlıyorlar. Hayaller gerçeğin ta kendisi. Kadınlar davranışlarını ve işlerini buna göre ayarlıyorlar."

Bu bir aforizmaydı ama beni yere mıhlamıştı, onun gücünü yadsıyamıyordum. Zaman büyük harfle yazılmıştı (soyut isimlerin büyük harfle yazılmasına karşıydım) fakat kendimi bu isimsiz adamlar ve onların kaçınılmaz kayıpları için hüzünlenirken bulmuştum. Kadınlar hakkındaki ikinci bölüm ise, zihnimde kendi ailemi canlandırmıştı. Hâlâ da annemle beni bundan daha iyi tasvir eden bir ifadeye rastlamış değilim: "Kadınlar davranışlarını ve işlerini buna göre ayarlıyorlar." Peki, o zaman. Sandalyemde arkama yaslanıp kalemimi yere bıraktım. Kitabı bir solukta okudum. Üç saat sonra kitabı bitirmiş, hıçkıra hıçkıra ağlıyordum; gözyaşlarım, acıklı sonla ilgili olduğu kadar değildi de.

Zadie Smith, Bugün Farklı Düşünüyorum, Çev. Özlem Gayretli Sevim, Everest Yayınları, Kasım 2012.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

7 Kasım 2012 Çarşamba

Günün kitap önerisi: "Zadie Smith - Bugün Farklı Düşünüyorum"


Günün kitap önerisi: "Zadie Smith - Bugün Farklı Düşünüyorum"

"İnci Gibi Dişler" romanı ile yazarlığa adım atan Zadie Smith, Bugün Farklı Düşünüyorum'da "genç yaşta ilk romanı yayımlanan, yazını da onunla birlikte -ve göz önünde- gelişen bir yazarın" hayata bakışını özetliyor. Smith, okumak, olmak, görmek, hissetmek ve anımsamak başlıklarından oluşan denemelerinde algısındaki değişimlerin izlerini sürüyor.

Okumak bölümünde yazar, "Barthes yazarı öldürdü ise Nabokov diriltebilecek mi? E. M. Forster'ın hassasiyetle eleştiri demekten kaçındığı tavsiyeleri neler? Kafka neden sabaha karşı üçte yazardı?" gibi sorular eşliğinde, okuru yankı odası diye adlandırdığı bir buluşma noktasına davet ediyor. Görmekte ise Katharine Hepburn ve Greta Garbo'ya olan hayranlığından, gişe filmleri için yazdığı eleştirilere kadar sinema tutkusuna tanık oluyoruz. Olmak bölümündeki kökeni ve yazarlığıyla hesaplaşması ile Hissetmek'teki aile bağları ve çocukluk anıları, kültürel olanı kişisel bir yakınlığa taşıyor. Son bölüm olan Anımsamakta ise David Foster Wallace'ı ve yazınını anıyor.

Yankı odasının güçlü seslerinden J. D. Salinger'ın dediği gibi, "bir kitabı okuduktan sonra yazarı ile arkadaş olmak istiyorsanız o, iyi bir kitaptır."

Zadie Smith, denemelerindeki rahat ve içten üslubuyla okurlarıyla arasında yakın bir bağ kurmayı başarıyor.



Zadie Smith kimdir?

Jameikalı bir annenin ve İngiliz bir babanın kızı olan Zadie Smith 1975'de Kuzeybatı Londra'da doğdu ve halen romanlarının ilham kaynağı olan o bölgede yaşıyor. Üç yıl King's Koleji'nde okudu ve daha sonra da Cambridge'e girdi. İngiliz Edebiyatından birincilikle mezun oldu.

Yazarın henüz yirmi dört yaşındayken yayımlanan ilk romanı "İnci Gibi Dişler", İngiltere'de 2000 yılının en çok konuşulan romanı oldu ve onu hemen bir edebiyat yıldızına dönüştürdü. Guardian Ödülü, Frankfurt Kitap Fuarı'nın En İyi E-Kitap Ödülü ve yine adanın en prestijli ödüllerinden olan En İyi Yeni Yazar Ödülü gibi pek çok ödülü silip süpüren ilk romanın ardından, edebiyat dünyası heyecanla genç dehanın yeni kitabını beklemeye koyuldu.

2002 yılında yayımlanan yeni kitabı "İmza Toplayan Adam", daha çıkar çıkmaz büyük sükse yaparak Booker Ödülü'ne aday oldu.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap