aret vartanyan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aret vartanyan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2013 Perşembe

Çırılçıplak Aşk

Çırılçıplak Aşk, Aret Vartanyan  tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınları, Kişisel Gelişim, 9786054771868, 304 Sayfa, Kasım/2013

Kitabın 13.14. ve 15.sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır. 

HER ŞEYDEN ÖNCE
Ben Yoktum ki...
Çocuktum. Sonra genç oldum. Şimdi anlıyorum ki yalnızdım ve korkuyordum... Umudum sevilmekti. Kendime ihanet ettiğim o kadar çok şey vardı ki. Ben yoktum, benden başka her şeydi hayatım.
Acı çekerken isyan ediyordum. İçimdeki yalnızlığı ve acıyı örtmek için etrafıma ışık saçtım. En büyük korkum sevilmemekti. Çocukluğumda topladığım sevgi, yetmemişti, yetmiyordu.
Kabuğuma çekildiğim anlarda, odama kapandığımda, her yalnız kaldığımda hem öfkem, çaresizliğim hem de hayallerim vardı. Bir gün gelecekti ve her şey güzel olacaktı. Bir gün gelecekti ve herkes aslında kim olduğumu öğrenecekti. Yapmam gereken umudumu kaybetmeden yaşamak ve beklemekti. Hayallerim her gün, her gece bana eşlik ediyordu. Yaşadığım tüm olumsuzlukları geçici sanıyordum. Aslında her birimiz kendi keşfimizin dayanılmaz ağırlığına bir çözüm buluyorduk.
Çocukluğunda kimimiz mutsuz ailelerde, ailelerinin sevgisizliğine tanık oldu. Kimimiz ailesinin tacizinde büyüdü. Kimimiz istenmeyen çocuk olduğunun farkına vardı. Anne babalarının gözlerine her bakışında bunu gördü. Bazılarımız yoksulluktaki yoksunluğu, bazılarımız bolluktaki yoksunluğu tadarak büyüdü. Her birimizin ayrı bir hikâyesi vardı.
Benim umudum hayallerimdi. O hayallere de eşlik eden aşk hikâyeleri vardı. Beni gerçekten seven, beni güçlü sevgilisi olarak gören, benim de yüreğimde taşıdıklarımı, gerçek "ben"i gösterebileceğim, onun mutluluk kaynağı olacağım "sevgili"nin hayalleri...
Okuduğum kitaplarda, izlediğim filmlerde, dinlediğim şarkılarda bu hayal eşlik etti yıllarca. Hayal sürerken, günlük hayatın içinde adaylar belirmeye başladı. Bunlardan ilki ilkokula başlamadan tanıştığım Şela'ydı. Sonra İrem geldi. Ardından Chrisa... Sonrasında Pınar... Çocukluk aşklarımdı. Araya Ayşe girdi, ama hiç silinmedi. Ortaokuldayken bir gün eve dönerken, merdivenleri çıkıyorduk ve o koluma girdi. Artık, "sevgilim var" havalarındaydım. Eve girdiğimde ben artık "âşık" bir adamdım. Bu kadar kolaydı, bu kadar açtım, bu kadar çocuktum...
Senin ilk aşkın da çok mu farklıydı?.. Zaman zaman kendimizden yaşça büyük olanlara âşık olurduk. Aslına bakarsan şimdi yaşanan "aşk"tan, çok daha güçlü, çok daha masumdu o aşk. İlk aşkını hatırlıyor musun? Hatta hatırlamaya utanıyor musun (Gülücüğü hak etmiyor mu? Belki de öğretmenindi...) Hatırla, o ilk aşkında neler hissettiğini, kurduğun hayalleri hatırla. Güzel değil mi? İlk acı olan hikâyene kadar hatırla. Sonra her şey değişti zaten.
Aşk, hayatımıza hep güzellikler kattı. Aslında bizi ayakta tutacak afyon oldu. Kulaklıkları takıp, Sezen Aksu şarkılarında hayaller kurduk. Büyüdüğümüzde kuracağımız yuvayı, çocuklarımızı, o meşhur pembe panjurlu evi hayal ettik. O anda neyimiz eksikse onu kattık hayallerimize. Benim cesaretim eksikti ve şarkıcı olmak istiyordum. Benim dönemimde taverna müziği yaygındı ve VHS kasetlerde Hülya Avşar, Ahu Tuğba, Gülben Ergen, Fulden Uras aşk kadınlarıydı. Aşkın düşmanı iki isim vardı: Suzan Avcı ve Tecavüzcü Coşkun. Senin döneminde kimler vardı? Kimlerdi idolün?
O yüzden hayallerimde ben piyanist şantördüm, âşık olduğum kadın da genelevde çalışan bir hayat kadını. Ben de onu o hayattan kurtaracak ve gururla kadınımı kolumda taşıyacaktım. Kahraman bendim işte. İhtiyacım olan cesaretti, açlığım cesareteydi, hayallerimde cesaretin bütün sonuçlarını yaşıyordum.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

29 Eylül 2013 Pazar

Bir Nefes İstanbul

Bir Nefes İstanbul, Aret Vartanyan tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınevi, Kişisel Gelişim, 9786054771288, 384 Sayfa, Nisan/2013


Kitabın 29. ve 30. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

1. BÖLÜM
Üç yıl önce bir haftalığına İstanbul'a geldikten sonra Yunanistan'a döndüğümde bir İstanbul âşığına dönüştüğümü an-lamam için üç ay yetti. İstanbul aklımdan Çıkmadı. Bir metropole, bir şehre değil, bir kadına âşık olmuş gibi İstanbul'u düşündüm. 15 yaşına kadar yaşadığım bu şehir beni yeniden geri çağırıyordu.
Bir sabah "İstanbul'da geçen bir roman yazmam gerek" diyerek uyandım. Eşyalarımı toplamam yalnız yaşayan bir manik depresif yazara yakışır şekilde bir iki gün sürdü. Sonra ver elini İstanbul.
Bu satırları yazarken bir şey deniyorum. Birçok şey deniyorum. İlk kez, başlamadan, bitirmeden yazıyorum. Yaşadıktan sonra değil, yaşamadan önce yazıyorum. Defalarca başladığım günlük denemelerim başarısız oldu. Şimdi seninle yazmak istiyorum. Sen kimsin? Bilmiyorum. Kim olduğunla ilgilenmiyorum açıkçası. Bir şekilde yollarımız kesişti ve sen okumaya başladın. Bildiğim şu: Seninle beraber kaybolacağız İstanbul'da... Seni benimle sürükleyeceğim. Beni tanımıyorsun, bilmiyorsun. Benimle gelmen için bir neden yok. Ama geleceksin biliyorum. İlk an, ilk cümle, ilk dokunuş... Bu kez başlamadan yazmamın, yolculuğa çıkarken kalemimi kullanmaya başlamamın nedeni; bu kez dönüm noktalarımdan birini yaşayacağımı biliyor olmam. Bu şehir beni ya yutacak, ya adam edecek, ya bana yeni bir yol çizecek ya da sıradan bir durak olacak. Seni tanık ediyorum. Biri bana eşlik etmeli. Beraber dalmalıyız sokaklara, beraber karışmalıyız karanlığa, kalabalıklara; fırıncısını kontesini, fahişesini travestisini, Ermeni'sini Rum'unu, kilisesini camisini, yoksulluğunu zenginliğini beraber keşfetmeliyiz.

Belki de sen dahil kimse okumayacak bunları, kimseye ulaşmayacak bu yazdıklarım. 30'lu yaşlarını yalnız yaşamaya başlamış adamın biriyim. Yaşamım küçük odalarda geçti. Gezdim. Dolaştım. Yalnızlığımı örttüm. Mutsuzluktan beslenen yalnızlığımla hayata teğet geçmek yerine onun dibine indim. Budur beni İstanbul'a âşık eden. İkimiz de dipsiz kuyuyuz. İkimiz de sayısız kişiliği barındırıyoruz. İkimiz de hüznü sevinci, zenginliği fakirliği, coşkunluğu tükenmişliği, siyah ile beyazı, bütün zıtlıkları aynı anda yaşıyoruz. İstanbul'la ben birbirimize benziyoruz...
Şu anda Asmalımescit'te kiraladığım 55 metrekarelik evimdeyim. Üç ay oldu İstanbul'a yerleşeli. Burası benim yeni evim. Duvarları, parkeleri benimle solumaya başlayan bu evin âşık olduğum yeri, içinde değil dışında. Üstünde. 20 metrekarelik bir teras. Sigaramı yakıp, bir köşesine tünediğimde İstanbul'a hükmediyorum. Bir kralın sarayındaki görkemini içimde hissediyorum. 20 metrekarelik, paslı demirleri yağmurda akan bu teras, Altınboynuz'u, Adalar'ı, Topkapı Sarayı'nı önüme seriyor. Zaman içinde yolculuğa çıkıp padişahlara mütevazı terasımdan el sallıyorum.
Sabah ayazı yüzüme vuruyor. Yüzümün gerildiğini hissediyorum. Bir de şu sigarayı yakabilsem. İçmeyi bir türlü beceremediğim gibi, yakmayı da beceremiyorum şu mereti. Derin derin nefes alıyorum. İstanbul içime doluyor. İstanbul her şeyiyle içime doluyor. İstanbul'a hükmediyorum. Onunla dans ediyorum. Ben İstanbul'un içindeyim, İstanbul benim içimde. Ben hayatın içindeyim, hayat benim içimde...
Gözlerim bir şey arar gibi tarıyor İstanbul'u... Çatıdan çatıya, sağdan sola, soldan sağa, denizden karaya, Haliç'ten Üsküdar'a, Adalar'dan Boğaz'a... Uzağı görmek için gözlerimi kısıyorum. Boynum üşüyor. Yaka bağır açık bende. Oldum olası sevemedim ne balıkçı kazağını ne de atkı dolamayı. Burada günlerce kalabilirim. 


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

27 Eylül 2013 Cuma

Gerçekten Yaşıyor Musun?

Gerçekten Yaşıyor Musun?

Gerçekten Yaşıyor Musun?, Aret Vartanyan tarafından yazılmıştır. http://kitapgalerisi.com'da %20 İndirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla alabilirsiniz. | Destek Yayınevi, Kişisel Gelişim, 9786054771318, 348 Sayfa, Eylül/2013


Kitabın 9. ve  10. sayfalarından tanıtım amaçlı alıntı yapılmıştır.

Kendimizi Bilerek Yaşamadıkça Yaşadığını Sananlarız...

Senden bir fısıltı geldiğinde yelkenleri dolduran rüzgâr gibi yüreğimi dolduruyorsun. Elimizde oyuncak' larımız,
yüreğimizde umutlarımız, ruhlarımızda yaralarımızla yaşıyoruz. Hayallerimizden vazgeçmekle vazgeçmemek arasında gelgitlerdeyiz. Ben de yazıyorum, yaşıyorum, paylaşıyorum. Yazdıklarım, cümlelerim, sesim sana ulaştığında senin söylediklerin bana güç veriyor.

Sana bu sohbetimiz boyunca uzun uzun ağdalı cümleler kurmayacağım... Kuantum, anda yaşa, çekim yasası gibi popüler yaklaşımları da kaynatıp sana sunmayacağım. Bunu yapan çok zaten. Zaten neyi keşfediyoruz ki... Mevlana yüzyıllar önce, filozoflar, ilim adamları binlerce yıl önce her şeyi söylemediler mi? Ne yapmamız, nasıl yaşamamız gerektiğini biliyoruz. Ancak, yaşama geçiremiyoruz. Cümlelerimde sana ders vermeyeceğim ben. Hayatında bir sürü insan bunu yapmaya çalışıyor zaten. Kıssadan hisse gideceğim, dolandırmadan. Sen de almak istediklerini alacak, atmak istediklerini atacaksın. Sohbetin tadını hiç bozmayacağım, her sayfada yeniden buluşur gibi. Bazen de bazı şeyleri tekrar edeceğim sana. Onlar en çok sende kalmasını istediklerim. Sonuçta ben de seninle paylaşmak istiyorum: Beni ve ötesini. Ben de sende kendimi bulmak istiyorum.

Bazen de hayalimdeki sahnelere gideceğiz. Seninle bazen deniz kenarında, bazen bulutların üzerinde, bazen de boşlukta buluşacağız. Çoğu zaman odamda olacağız. Sen nasıl hayal edersen öyle döşenecek odamın kendisi de...Sana akıl hocalığı da yapmayacağım... Sana yanlış ya da doğru da demeyeceğim... Sadece kendi yaşamımda, kendi bulduklarımı, bana yaşattıklarını önüne sereceğim. Bana göre, benim için evrensel anahtarı dizlerinin dibine bırakacağım. Çırılçıplak, kurgusuz, plansız, her anımı katarak...

İnsanlar yaşamaktan korkuyor, yaşamaktan kaçıyor. Kendini yaşamaktan uzaklaşıyor. Kendimizi bize verilenlerle, dışarıdan yapılanlarla tanımlıyoruz, oysa çok daha fazlasıyız.

Aslında konuştuğumuz her şey yaşamak üzerine, yaşamın bir parçası... Ben de yaşamak istiyorum. Öyle bir yaşamak ki, geçmişe baktığımda pişman olmak istemediğim. Sen gibi ben de istediğim gibi yaşamamış olmaktan korkuyorum hâlâ... Her gün güneş doğuyor, sonra batıyor, takvim yaprakları kopup gidiyor. Hâlâ korkuyorum.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap