ayrıntı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayrıntı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2013 Cuma

Yalnız Gezgin

Yalnız Gezgin

Yalnız Gezgin, Jack Kerouac'tan hem gezi hem öykü kitabı. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve aynı gün kargoya teslim | Ayrıntı Yayınları, Çeviren  Funda Uncu, 192 sayfa, 9789755397658, Eylül 2013.

Yalnız Gezgin, sadece kaleme aldıkları metinlerle değil aynı zamanda bir yaşam tarzı olarak temelleri atılan Beat Kuşağı'nın öne çıkan yazarı Jack Kerouac'tan bir gezi yazıları ve öyküler toplamı diyebileceğimiz bir denemeler bütünüdür...

Kötü bir niyetim yok. Sadece başka bir dünyaya gitmek istiyorum ben.

                        

Yalnız Gezgin, Lonesome Traveler adıyla Kerouac'ın ilk otobiyografik eseri olarak karşımıza çıkıyor. Yazarın çalkantılı hayatı boyunca kalemi elinden bırakmaması takdire şayan iken, Yolda'nın ilk yazıldığı dönemde içeriği yüzünden kendine uzunca bir süre yayıncı bulamaması da biliniyor. Ancak gerekli kırpmalar ve bazı yerlere uygulanan sansür sonucunda 1957'de yayımlanabilen Yolda, daha sonra orijinal metni içeren edisyonuyla okurlarla buluşmuştu.

Yalnız Gezgin'i gezilerini, çektiği acıları, hayat tarzını bir anlamda metinlerine de yansıtan Kerouac'ın ne tamamen denemesi ne de tamamen kurgusal bir özellik kazanan bir kitabı. Bir katolik olarak yetiştirilen Kerouac aldığı bir futbol bursuyla üniversiteye başlamış olsa da sonradan yaşadığı bir sakatlık nedeniyle hem futbolu hem de okulu bırakmıştı. Bunun ardından Amerikan Donanma Kuvvetleri'ne katılmış ancak uyumsuzluğu nedeniyle kendine konan "şizoid" tanısıyla ordudan da atılmıştır.

Yalnız Gezgin'in temellerini atacak olaylar o günlerden beri Kerouac'ın zihninde toplanmaya başlamıştı demek ki. Ordudan atılmasından sonra Budizm ve doğu felsefesine ilgi duymaya başlayan Kerouac aşağı yukarı aynı dönemde William S. Burroughs, Allen Ginsberg, Neal Cassady, Gregory Corso, John Clellon Holmes gibi isimlerle Beat Kuşağı'nı oluşturmaya başlamıştı. (Tabii bu Budizm merakı o dönemde dünyanın her yerinde büyük bir meraka ve yeni bir yaşam tarzına yol açan Hermann Hesse'nin Siddhartha'sıyla da alakalı olabilir.)

"Gemiye binmek için Staten Adası’ndan kahrolası Pedro’ya 5.000 kilometrelik yol yapmamın sebebi sadece gemiye binip dünyayı görmek, Swettenham Rıhtımı'nda güzel zaman geçirmek, Bombay’da kız tavlamak, pis Karaçi’deki uyurları ve neyzenleri bulmak, Kahire’deki Kazbah’da kendi devrimimi başlatmak ve bunu Marsilya’dan öteki tarafa doğru yaymak değildi, sebebi sensin, eskiden yaptığımız şeyler..."

Yalnız Gezgin, Yolda, Big Sur, Zen Kaçıkları gibi kitaplarını bilen, okuyan, takip eden "Beat Ruhu"nu taşıyan okurlara çok iyi gelecek bir Kerouac kitabıdır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

25 Temmuz 2013 Perşembe

Gece Yarısında Aydınlık

Gece Yarısında Aydınlık

Gece Yarısında Aydınlık, Erica Wallach | Ayrıntı Yayınları, Otobiyografi, Çeviren Gün Zileli, 448 sayfa, 9789755397573, Ağustos 2013.

Gece Yarısında Aydınlık, alışılmışın dışında bir otobiyografidir. Kitabın yazarı Erica Wallach, son derece yüce gönüllü davranarak bu kitabını "son derece sıradan bir dünyada yaşamış sıradan bir kadının hikâyesi,” olarak tanımlıyor.

Gece Yarısında Aydınlık, Noel Field'ın hikâyesiyle başlıyor. Amerikan kökenli Noel bir komünisttir. Cumhuriyetçi savaş yaralılarına yardımcı olabilmek amacıyla İspanya İç Savaşı'nda bulunur, bu sırada karısı Herta'yla beraber, ismi Erica olan, henüz on yedi yaşındaki bir genç kızı evlat edinirler. Noel, ikinci Dünya Savaşı'nda Nazi'lerin mağdur ettiği insanlara yardım elini uzatır, bu dönemde Komintern'in deşifre olmuş görevlilerinden biridir.


Noel, 1949'da bir üniversitede görev yapmak üzere gittiği Prag'da ortadan kaybolur. Kocasının kayboluşunun akıbeti üzerine bu olayın peşine düşen karısı Herta da, bu durumu görüşmek üzere Çekoslovak Komünist Partisi'ne gider ve o da ortadan kaybolur.

Noel'in kardeşi Hermann, ağabeyinin başına neler geldiğini öğrenmek üzere harekete geçer, o da Varşova'da tutuklanır ve bir şatonun mahzeninde esir tutulur.

Bu dönemde Noel ve Herta'nın evlat edindikleri Erica evlenir ve Amerikalı kocasının soyadı olan Wallach'ı alır. Erica'nın komünist geçmişi yüzünden Amerika onu kabul etmez, Erica da evlenebilmek için Alman Komünist Partisi'nden ayrılır. Üvey babası ve annesinin başına neler geldiğini öğrenmek için o da harekete geçer. Erica, Doğu Berlin'de tutuklanır, Sibirya'nın kuzeyindeki toplama kamplarından birine gönderilir.

Gece Yarısında Aydınlık'ta Erica Wallach, Doğu Berlin’de tutuklandığı 1950 yılından Moskova’da serbest bırakıldığı 1955 yılına kadar başından geçenleri, inanılmaz sorgu yöntemlerini, hapishaneleri, toplama kamplarını, kendisi gibi binlerce talihsiz kadın mahkûmun öyküsünü büyük bir sadelikle anlatıyor kitabında.


(Erica ve üvey babası Noel, Cenevre. Kaynak.)

Gece Yarısında Aydınlık'ın çevirmeni Gün Zileli kendi sitesi olan gunzileli.com'da kitapla ilgili bilgiler vermiş. Bu bilgilerden kitabın adının önce Gece Güneşi olarak çevrileceğini sonra kararın değiştiğini öğrenebiliyoruz. Bu sitede yer alan kitaptan bir bölümü paylaşıyoruz:

“ ‘İyi akşamlar’ diye karşıladı beni Gorbunov. ‘Sizi bu geç saatte çağırdığım için özür dilerim, fakat hakkınızda karar yeni verildi ve sanırım bunu öğrenmek hoşunuza gidecek. Lütfen oturun. Davanızın kapandığını bildirmek benim için zevktir. Suçsuz bulundunuz ve artık özgür bir insansınız.’

“Oturup ona baktım. ‘Bir sigara alır mısınız?’ dedi, biraz huzursuz. ‘Lütfen bir tane alın. Beş yıldan sonra bu büyük bir şok olmalı… Anlatamam… sizin adınıza ne kadar mutlu olduğumu…’

“ ‘Teşekkür ederim’ diye cevapladım otomatik bir şekilde, derin bir nefes alarak. ‘Artık özgür müyüm?’

“ ‘Özgürsünüz. Kapı açık. Şimdi çıkıp gitmek isterseniz sizi kimse durdurmayacak. Denemek ister misiniz?’

“ ‘Hayır, hayır, teşekkür ederim’ dedim aceleyle. ‘Size inanıyorum. Şimdi ne yapacağım? Eve… gidebilir miyim? Lütfen söyleyin ne yapacağımı.’

“Gorbunov, belli ki bir serfin ruh halinden anlıyordu; benim anlamsız tepkimden ne incinmiş ne de duygusal bir tavra girmişti. Dobra ve telaşsız halini sürdürdü.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

12 Haziran 2013 Çarşamba

Ayrıntı Yayınları'ndan yeni kitaplar, Haziran 2013

# Ayrıntı Yayınları'ndan yeni kitaplar, Haziran 2013 #

Ayrıntı Yayınları, Haziran 2013'ü iki yeni kitapla kapatıyor. Alanında uzman bir isim olan Vefa Saygın Öğütle'nin yeni kitabı Metodolojik Bireyciliğin Eleştirisi ve Konstantin Mihailoviç'in Bir Yeniçerinin Hatıraları 20 Haziran tarihinde okurlarla buluşuyor.

1) Vefa Saygın Öğütle - Metodolojik Bireyciliğin Eleştirisi

Elinizdeki çalışma öncelikle, tartışmanın en önemli kavşak noktalarında karşımıza çıkan üç teorisyenin (Max Weber, Karl Popper ve Jon Elster) metodolojik bireycilik savunularının ayrıntılı bir eleştirel analizini içeriyor. Bu analizin netice-sinde metodolojik bireycilikten sosyolojiye giden yolun kapalı olduğu meta-teorik sonucuna varan yazar, metodolojik bireyci konumlanmanın sadece metodolojik değil sosyal olanın neliğine dair ontolojik içerimler barındırdığını sergiliyor ve bunun ardından ayrıntılı ve özgün bir ontoloji ve sosyal ontoloji tartışması sunuyor.


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

2) Konstantin Mihailoviç - Bir Yeniçerinin Hatıraları

Konstantin Mihailoviç hatıratında, on yıl hizmetinde bulunduğu Osmanlıların dinsel yapılarını, kurumlarını, kuruluşundan II. Bayezid’e kadar hanedanın tarihini, kimi ikinci elden anlatıları, imparatorluğun gelenek ve göreneklerini anlatmaktadır. Mihailoviç hatıratında tüm bunların yanı sıra, Polonya ve Macaristan krallarının Osmanlılarla yapacakları muhtemel savaşlarda kullanabileceği bilgiler de yer almaktadır.


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Jeet Thayil - Narkopolis

# Jeet Thayil - Narkopolis #

Jeet Thayil'in şiirsel bir dille yazdığı muhteşem ilk romanı Narkopolis, muazzam ve bir o kadar da darmadağın bir metropolün, Bombay'ın otuz yıla yayılan dönüşümünü gözler önüne seriyor.


2012 Man Booker Ödülü’ne aday olan ve DSC Güney Asya Ödülü’nü kazanan bu roman uyuşturucudan, seksten, ölümden, sapkınlıktan, bağımlılıktan, sevgiden ve insanların inandığı tüm o tanrılardan bahsediyor. Edebi geleneklere meydan okuyan Narkopolis, ruhunu satmak üzere olan bir ülkenin, öyküsü afyonhanelerden şehre yayılan bir neslinin olağanüstü portresi niteliğinde. Modernitenin gölgesinde, kafası güzel bir halde hayatlarını sürdürmeye çalışan, Shuklaji Caddesi'ni dolduran yoldan sapmışların, fahişelerin, pezevenklerin, uyuşturucu satıcılarının, keşlerin… ve tüm bu insanların arasında, silinmiş geçmişiyle hayatta kalmaya çalışan bir hijranın hikâyesini anlatıyor.


New York’ta belaya bulaştığımda düzelmem için beni Bombay’a geri yollamalarının nasıl bir şey olduğunu, Raşid’in yerini nasıl bulduğumu ve nasıl olup da bir akşamüstü çöplerle, insan ve hayvan atıklarıyla ve yoksullarla dolu, her yerde yoksulların ve meczupların eski püskü giysileriyle gezindikleri ya da öylece durup bakındıkları sokakların arasında bir taksi tuttuğumu ve onların çıplak ayaklarında ve salaş hallerinde hiçbir olağandışılık görmediğimi, bir pipo içip bütün gün hasta hissettiğimi, taş gibi ağır uykumda geceleri şehirde çalışan, yoksulların hakkında söylentiler yaydıkları, Sion ve Koliwada’nın işçi sınıfı varoşlarını gezen ve onları uykularında öldüren, yalnız uyuyanlara yanaşan, onlara hissettirmeden sokulan ve onları öldüren ama kurbanları yoksuldan da öte oldukları, isimsiz, belgesiz, ailesiz görünmez varlıklar oldukları için kimsenin fark etmediği ve onları, katledilmiş yarım düzine kadın ve erkeği, sokakları atık ve çamur ve yağlı yeşil ışıklarla çevrili merkez kuzey banliyölerindeki kaldırım insanlarını dikkatle öldüren ve manşet olana dek bunca yıldır yalnızca yeraltından gelen bir fısıltıdan ibaret olan, şehrin daha üst sınıflarınca bilinmeyen amansız katil Pathar Maar hakkında söylenenleri duyduğumu ve hayalimde onun acıma hissini ve dehşetini anladığımı, onu merhametli bulduğumu, başarısız bir deneyimin, Hindistan Sosyalist Devleti Planı’nın kurbanlarının gerçek kurtarıcısı olarak gördüğümü düşündüğümü hatırlamaya çalışıyorum. Bu hikâyenin başrolünde bir kent var; anlatıcıysa yazar değil, bir afyon piposu.

Jeet Thayil - Narkopolis | Ayrıntı Yayınları, Yeraltı Edebiyatı, 304 sayfa, Haziran 2013.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Ernst Bloch - Hıristiyanlıktaki Ateizm

# Ernst Bloch - Hıristiyanlıktaki Ateizm #

İlk Almanca baskısı 1968’de gerçekleşen “Hıristiyanlıktaki Ateizm” (Ateismus im Christentum) Umut İlkesi’nin 3. cildinin yanında, Ernst Bloch’un din felsefesine en önemli katkısı olarak kabul edilmektedir. Marksist teori ile reel sosyalizm(ler) arasına kalın duvarların çekildiği geçen yüzyılın ortasında teoloji, özellikle Batı’dan başlayarak “ortada kalmış çocuğu”, “devrimi”, “kurtuluş teolojisi” içine almış, Marx ile İsa arasındaki “karşıtlık” yerini “dayanışmaya” bırakmıştır.

                

Ernst Bloch, teologları bile kıskandırabilecek bir din-metinleri yorumcusu “da” olarak teolojiyi önemli ölçüde etkilemiştir. Bloch’un özellikle Yahudilik ile Hıristiyanlık alanındaki derin bilgisi, onun Marksizminin fonunda kaynaşıp özgün, örneksiz bir eleştiri ve değerlendirmenin aracına dönüşür. Hıristiyanlığın hiyerarşik yapılarını, alttakileri, ezilenleri ve yük altındakileri “hizada” tutagelen devlet Kilisesini hedef alan Bloch eleştirisi, müdahalelerle gizlenmiş “asıl”, derindeki metin bölümlerini kerpetenle çekip alır; Kutsal Kitapları alttan, ezilenlerin adına yorumlayıp kadim efendiler Kilisesine darbe üzerine darbe indirir. Yorum adına, gizliyi ortaya çıkarma adına, salt bu amaçla sınırlı bir “ikinci teoloji” arayışı değildir bu çalışma. Statik metafiziğin o bir kerede verilip tamamlanmış insan kavrayışı karşısına, Marx’ın özgürlük âlemine/krallığına yönelttiği, tamamlanmamış insanı koyar. Umut-devrim-ütopya yolculuğu davetiyesidir de bu metin. Çağırmadır. Verili, bitmiş olmadığımızı hatırlatıp durur. Egemen sınıflar devletinin Kilisesi, “İsa”yı “Tanrının Oğlu” ilan edip “efendi” unvanıyla “göğe” yollamıştır. Bloch, onun “Tanrının Oğlu” değil, bir “İnsanoğlu” ve Tanrı ile özünde bir olduğunu belirtip kilisenin elinden geri alır onu. Kiliseyi de tanrısız bırakır; çünkü İnsanoğlunun/insanın özüyle aynılaşmış Tanrı insana tahvil edilmiştir. O nihai uğrakta, insan “kendisi ile yüz yüze gelecektir”. Sadece kendisi ile, özü ile.

Bloch astral mitolojinin kutsal metinlerdeki mirasından, bilgiye/akla, Tanrı gibi olmaya çağıran cennet “Yılanı” mitine, tarikatlardan mistik akımlara, Stoa’dan Gnostiklere, Aydınlanma eleştirisinden Marksizme vb ateizmin peşine düşerken damıtılmış metinler oluşturma ustası olduğunu kanıtlar. Kitabın amblemi gibi işleyen “Sadece bir Hıristiyan iyi bir ateisttir ve sadece bir ateist iyi bir Hıristiyandır” sözü, büyük dinlerin kurumlaşmış, egemenlerle ittifak içindeki “yapılarına karşı” uyarının damıtılmış halidir. Öyleyse bu kitabın da. Öyle bir ustalık ki bu, en yoğun, sıkıştırılmış bilgiyi, tadına doyulmaz bir ironinin ambalajıyla sunuyor. Havai fişek şelalesi gibi renkli metaforlar yağıyor insanın üzerine, sesler “patlıyor”…

Ernst Bloch - Hıristiyanlıktaki Ateizm | Ayrıntı Yayınları, Çev. Veysel Atayman, 448 sayfa, Mayıs 2013.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

2 Mayıs 2013 Perşembe

Ayrıntı Yayınları'ndan yeni kitaplar, Mayıs 2013

# Ayrıntı Yayınları'ndan yeni kitaplar, Mayıs 2013 #

1) Hubert Selby Jr. - Bekleme Dönemi

Hubert Selby Jr. diğer kitaplarında olduğu gibi doğrudan, hiçbir süsleme yapmaksızın, sözü dolandırmadan, yüzünüze karşı haykırarak anlatıyor hikâyesini yine. Bekleme Dönemi’ni okurken, amaçsız bir adamın hezeyanlarında dolandığınızı zannedeceksiniz başlarda. Ama sonra göreceksiniz ki bu kitap, toplumda şu ya da bu nedenle oy hakkından yoksun bırakılanlar, ezilenler, sömürülenler, taciz edilenler ; çoğu kez güçlüler tarafından sesi kısılanlar; kendilerini halsiz mecalsiz hissedenler, gerçekten elden ayaktan kesilmiş, görülmeyen, ihmal edilenler adına bağırmakla, çığlık atmakla kalmıyor, gayet anlamlı, mantıklı gerekçeler ileri sürerek onları ayağa kalkmaya, karşı çıkmaya, isyana çağırıyor.

                                               

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

2) Parvus Efendi - Cihan Harbine Doğru Türkiye

Cihan Harbine Doğru Türkiye adlı bu derlemenin yazarı Alexander Israel Helphand Parvus (1867-1924), namı diğer Parvus Efendi 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarının en ilginç sosyalistlerinden biridir. Daha 1894’te yazdığı bir makaleyle Lenin’in dikkatini çekmiş, Rosa Luxemburg’un yakın arkadaşı olmuş, Troçki’nin 1905 Devrimi arifesinde “sürekli devrim” kuramını geliştirmesine önemli katkılarda bulunmuş, 1905 Rus Devrimi’nde rol almış, dönemin sosyal demokrat dünyasının Kautsky ve Rosa Luxemburg gibi önde gelen simalarıyla kişisel ilişki kurmuş, hayatının son döneminde de Weimar Cumhuriyeti’nde başkanın danışmanı olmuş Parvus örgütsel veya kurumsal herhangi bir görevi olmamasına rağmen dönemin sosyalist çevrelerinin yakından tanıdığı bir simaydı.

                                           

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

3) Ernst Bloch - Hıristiyanlıktaki Ateizm

Bloch’un yeryüzündeki cenneti, programatik olmaktan çok süreçsel bir ütopyadır. Marksizmin bu bağlamda bir distopya olmayıp sahici, somut olarak dolayımlaştırılmış ve süreç olarak ucu açık bir ütopya olduğunu belirtir. Bloch cennete bu dünyada sahip olmaya yönelik apaçık metafiziksel soruları, evrensele yönelik dini kararlarda ve açıklamalarda doğru, hakiki bir dünyevi mesajın bozulmuş, çarpıtılmış halini gören bir Marksist ve ateist pozisyonundan ortaya atar.

                                              

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

4 Nisan 2013 Perşembe

Ayrıntı Yayınları'ndan yeni kitaplar, Nisan 2013

# Ayrıntı Yayınları'ndan yeni çıkan kitaplar, Nisan 2013 #

1) Nilnur Tandaçgüneş - Ütopya: Antik Çağdan Günümüze Mutluluk Vaadi

İnsanlığın mutlak mutluluğa dair beslediği umudu ve bunun yanı sıra değişime ve gelişime duyduğu özlemi temsil eden ütopya gibi tüm çağlara direnme pahasına antikiteden beri varlık gösteren bir kavramın sınırları nerede başlar, nerede biter; ya da sınırlanabilir mi? Düşünce praksisi olarak taşıdığı değer nedir? Elinizdeki kitap, bu soruların yanıtını ütopya metinleri ve kültür kuramları ışığında siyasetten edebiyata, felsefeden sosyolojiye, iletişimden antropolojiye, sanattan psikolojiye metinler arası bir yolculuk izleğinde cevaplamaya çalışıyor. Ayrıca, ütopya külliyatına olduğu kadar kültür sosyolojisine de ilgi duyan okur için zihin açıcı bir perspektif sunuyor.

                                             

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

2) Friedrich Engels - İngiltere'de Emekçi Sınıfların Durumu

"Frederick Engels, İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu’nu yazdığında yirmi dört yaşındaydı. Fakat şaşırtıcı olan, onun bu görevi yerine getirmek için son derece nitelikli olmasıdır. (...) Bu kitap, vazgeçilmez bir çalışma ve insanlığın kurtuluşu için verilen mücadelede bir referans noktası olarak varlığını sürdürüyor." - Eric Hobsbawn

                                         

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

28 Mart 2013 Perşembe

Ayrıntı Yayınları'ndan yeni kitaplar, Nisan 2013

# Ayrıntı Yayınları'ndan yeni çıkan kitaplar, Nisan 2013 #

1) Andrea G. Pinketts - Kuzunun Kusuru

Saatlerce orada kalabilirdik. Ama gerek kalmadı buna. Dükkânın arka tarafından sallana sallana yürüyen, tembel bir intikam meleği belirdi. Kuzunun Kusuru’nda Andrea G.Pinketts'in tuhaf detektifi Lazzaro yine işbaşında. Yine işsiz ve yolsuz.

                                              

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

2) Halime Yücel - İmgeden Yoruma

İmgeden Yoruma tükettiğimiz imgeleri daha iyi anlayarak yöntemsel bir biçimde yorumlamanın, ona edilgen olarak maruz kalmamak için gerekliliğini savunuyor.

                                              

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

3) Laura Restrepo - Hezeyan

Kolombiyalı yazar, gazeteci ve aktivist Laura Restrepo Hezeyan adlı romanında bir kadının hezeyanlarla darmadağınık olmuş bilincinden ülkesi Kolombiya'nın tarihine bakıyor.

                                           

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

4) Hüseyin Kıran - Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır

Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır'da, Ruhi Bey'in felsefi, dini ve siyasi dogmalarla yoğrulmuş, toplumla çatışmalı bilincini yansıtırken kutsal kitaplara, ayetlere, surelere göndermelerle zengin bir dil evreni kuruyor ve şiirsel olduğu kadar travmatik, akıcı olduğu kadar kekeme diliyle kötülüğün, karanın, tiksindirici olanın, dışarıda bırakılmışların, kapatılanların izini sürüyor...

                                           

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

5) Mevlana Celaleddin Rumi - Mesnevi Cilt 1-2-3-4-5-6

Mevlana’yı en iyi ancak elimizde doğru, aslına en çok yaklaşan bir çeviri varsa anlayabileceğimiz düşüncesinden hareketle, Türkçe’de ilk defa, Farsça asıllarının Latin harfleriyle yazılmış halini yan sayfada vererek, bütün Mesnevi’yi nazım olarak yayımlıyoruz.

                

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

13 Mart 2013 Çarşamba

Ayrıntı Yayınları'ndan yeni kitaplar, Mart 2013

# Ayrıntı Yayınları'ndan yeni çıkan kitaplar, Mart 2013 #


Müslüman Kültürü kitabıyla Barthold, tarihyazımı ve tarih, coğrafya, kültür ve sıra dışı kişilikler arasındaki bağlantı ve dinamikleri araştırma tutkusuyla sadece zamanı için yeni bir bakış açısı değil, çağdaş araştırmalar için bugün bile geçerli bir yöntem sağlıyor. Barthold bu anlamıyla tarih ve kültürel tarihte, bugün “çok disiplinlilik” dediğimiz bir yaklaşımın öncülerindendir de.

                                              

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

2) Enzo Traverso - Savaş Alanı Olarak Tarih

Enzo Traverso, Savaş Alanı Olarak Tarih kitabında, günümüzdeki tarihyazımsal tartışmaların merkezinde yer alan büyük ve hızlı dönüşümleri ustalıkla ve bir o kadar da eleştirel bir tarzda ele alıyor. Yine bu kitapta, büyük yorumsal kategoriler, eskiler (devrim, faşizm) kadar yeniler (biyoiktidar) de irdeleniyor ve böylece bu kategorilerin hem verimlilikleri hem de sınırlılıkları gözler önüne seriliyor.

                                             

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

7 Mart 2013 Perşembe

Ayrıntı Yayınları'ndan yeni kitaplar, Mart 2013

# Ayrıntı Yayınları'ndan yeni çıkan kitaplar, Mart 2013 #


Chuck Palanniuk “neyi, niçin, nasıl” yazdığına da değindiği bu kitabında, kendi edepsiz, rahatsız edici, yer yer baştan çıkarıcı üslubundan ödün vermeden, kurgunun gerçeğe, gerçeğin kurguya ne denli yakın durduğunu ve bizzat hayatın kendisinin ne denli şaşırtıcı olabileceğini birbirinden ilginç hikayelerle gösteriyor okura. 

Kurgudan da Garip, yanıltmayan ama son derece şaşırtan bir kitap!

                                              

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.


Ferahlık Anına Övgü, Ömer F.Oyal'ın incelikli ve ironik anlatımıyla şekillenmiş hüzünlü ama hayatı ve bütün ağırlığına rağmen özgürlüğü savunan bir roman. Birbirinden tamamen farklı iki dünyanın ve iki zihniyetin karşılaşmasının hikayesi…

                                             

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.


Bir yazı düşünün; her türlü okumaya davet ederken “Tuhaf Alan sizin okuyacağınız gibi değildir” desin. Bir sessizlik düşünün; yeni bir sessizlik değil diye yazıya çıksın. Bir iletişim düşünün, sahneye çekilsin. Bir sahne düşünün sahneleme diye sahne arkasında kayboluversin...

                                            

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

30 Ocak 2013 Çarşamba

Ayrıntı Yayınları'ndan yeni kitaplar, Şubat 2013

                                   # Ayrıntı Yayınları'ndan yeni kitaplar, Şubat 2013 #

1) Tahir Musa Ceylan - Nesne Benliği / Psikofelsefi Bütünleşme

Tahir M. Ceylan, elinizdeki kitabında, insan yavrusunun insanlaşması veya ruhsal doğum sürecinde, “nesne benliği” olarak tanımladığı benlik parçasının ve dolayısıyla “kendini bilen” olarak benlik’in nasıl ortaya çıktığını inceliyor. Bebeğin, “varsanısal nesneler”den gerçek nesnelere doğru yönelen doyum arayışının, nesne benliği’ni dolayısıyla “gerçeklik hissi”ni geliştirirken nasıl bir iç ve dış dünyayı ürettiğini anlatıyor.


2) Daniel Alarcon - Kayıp Kentin Radyosu

Vahşi ormanların ve kentin, devletin ve gerillaların, yoksulların ve zenginlerin birbirinden farklı dünyalarını çok ustalıkla canlandıran Daniel Alarcon savaşın yol açtığı ahlaksal, psikolojik ve duygusal kayıpların ürpertici, sıcak, güçlü atmosferin de katmış masalına.

Ne yazık ki hiç yabancılık çekmeyeceksiniz.

Danel Alarcon’a uluslarası ün kazandıran “Kayıp Kentin Radyosu”, sadece okunmak için değil, yaşanmak için de yazılmış bir roman…


3) Uğur Küçükkaplan - Arabesk / Toplumsal ve Müzikal Analiz

Bu kitap, her şeyden önce, yarım yüzyılı aşkın bir zamandır varlığını sürdüren ve Türkiye’de en çok dinlenen müzik olarak kitleleri peşinden sürükleyen arabeski, önyargılardan uzak ve doğrudan müziğin içerisinden inceleyen bilimsel bir çalışma niteliği taşıyor.


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

16 Aralık 2012 Pazar

"Ayrıntı Yayınları milletvekillerine 'ders kitabı' gönderdi"


"Ayrıntı Yayınları milletvekillerine 'ders kitabı' gönderdi"

Nelson Mandela’nın yaşamının bir bölümünü anlatan ve John Carlin’in yazdığı “Düşmanla Oynamak” adlı kitap, Ayrıntı Yayınları tarafından, milletvekillerine yeni yıl hediyesi olarak gönderildi.

Yayınevi, milletvekillerine bu kitapla birlikte bir de mektup iletti. Mektupta, barış çağrısı olarak da okunabilecek kitabın gönderilme amacı şöyle anlatılıyor:

Sayın Milletvekili,

Ülkemizde ve dünyada barış, demokrasi ve kardeşlik duygularına en çok gereksinim duyduğumuz şu günlerde, tam da yeni bir yılın eşiğindeyken sizlere bir mesajımız, bir de armağanımız var. Cumhurbaşkanı Nelson Mandela’nın yaşamından bir kesiti anlatan ‘Düşmanla Oynamak’ adlı kitabımızı Mandela’nın sağlık sorunları nedeniyle hastanede olduğu bir dönemde sizlere gönderiyor olmamız ayrı bir önem taşıyor. Meclis’te Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana gerek ülke sınırları içinde var olan, gerekse komşu ülkelerle ülke sınırlarında meydana gelen sorunlara çözüm ararken, ilk akla gelen savaş, tek alternatif olmadığı gibi doğru alternatif de olamaz. Dünya tarihi, çözümü savaşta aramanın yanlışlığını gösteren acı örneklerle doludur. Bununla birlikte dünya tarihinde barışçıl çözümlerin de güzel örnekleri vardır. Örnekse: Mandela ve Güney Afrika.

(…) İşte bu nedenle, Mandela’nın, iktidara geldiğinde, ırkçı bir rejime karşı verilen uzun ve kanlı bir iç savaşın biriktirdiği muazzam acıların, öfkelerin ve intikam duygularının üstesinden nasıl geldiğini ve Güney Afrika’yı barış yoluna nasıl soktuğunu anlatan ‘Düşmanla Oynamak’ı gönderiyoruz.

(Kaynak: Edebiyat Haber)

"Düşmanla Oynamak" tanıtım bülteni...

"İnsanlığın Lideri" Nelson Mandela'yı 27 yıllık hapis hayatında ayakta tutan hayal, Martin Luther King'inkiyle aynıydı: Gün gelip, ülkesindeki insanların ten rengiyle değil, diğer kişilik özellikleriyle değerlendirilmesi.

İşte bu kitap, hayatı bu hayalin peşinde sürekli mücadeleyle geçen Mandela'yı merkez alıyor. Güney Afrika'da, Mandela'nın henüz hapishanedeyken hükümetle temas kurduğu 1985 yılından başlayıp, bunu izleyen 10 yıllık zaman diliminde, iktidarın beyazların yönetiminden çoğunluk siyahların yönetimine barışçıl bir şekilde geçişini anlatıyor.

John Carlin, hakkında çok şey yazılmış "Güney Afrika mucizesi"ni esas alarak, çok sayıda siyah ve beyaz karaktere ve onların hikâyelerine yer vererek kuruyor anlatısını. Siyah çoğunluğun intikam naraları atmak yerine Mandela'nın yolundan gidip dünyaya bilgelik dolu bir bağışlayıcılık dersi verdiği bir ülkeyi buluyorsunuz satır aralarında.

Ve tabii ki bu hikâyenin başaktörü Mandela'nın nasıl bir politik deha olduğunu her adımda daha iyi kavrıyor ve onun insanların doğasındaki iyi meleği ortaya çıkarma yeteneğine hayran kalıyorsunuz.

Şiddet dolu politik bir ortamda gerçek hayattaki kahramanların hayatını mercek altına alıyor olmasına rağmen, bir peri masalı algısı yaratan bu kitap aslında hissettirmeden politik ve gündelik hayata ilişkin dersler veriyor; kulağa küpe olacak deneyimler sunuyor.

Tüm bunlar, Mandela'nın hayatı boyunca çabaladığı, uğruna acı çektiği her şeyi birleştiren bir spor olayı, 1995 Ragbi Dünya Kupası ekseninde sunuluyor okura. Kupa finalinde öyle bir maç oynanıyor ki, bu maç sporun dünyayı değiştirme ve insanları birleştirme gücüne iyi bir örnek olmakla kalmayıp, iç savaşa yol açacak bütün koşulların var olduğu bir ülkede, beyazlarla siyahları kalıcı bir barışın inşası için uzlaştırıyor da.

İnsanların kafalarındaki bariyerler tek bir maçla yerle bir oluyor. Yakın zamanda Clint Eastwood tarafından çekilen ve başrollerini Morgan Freeman'la Matt Damon'ın paylaştığı bir filme uyarlanan Düşmanla Oynamak, Mandela'dan aldığı ışığı yansıtan insanların kitabı. Daha doğrusu, Mandela'nın ışığını yansıtma çabası.

John Carlin, Düşmanla Oynamak, Çev. Elif Ersavcı, Ayrıntı Yayınları, 2011.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

7 Aralık 2012 Cuma

"Joseph Heath / Andrew Potter - İsyan Pazarlanıyor"


"Joseph Heath / Andrew Potter - İsyan Pazarlanıyor"

Tüketim dünyasında yaşıyoruz. Kapitalizm var olmak için sınırsız, hedefsiz ve insafsız bir tüketimi körüklüyor. Kültürel gıdalarını, arzuları yönlendiren, hatta yoktan var eden, reklam sektöründen alan kitleler aynı giysileri giyip, aynı müzikleri dinleyerek, aynı turistik mekânlarda sürüler halinde dolaşarak özgürlüğün tadını çıkarıyor!

Sözde çeşitlilik sunan günümüz büyük şirketler dünyasının insanları soktuğu tek-tip giyim ve yaşam tarzına karşı durmak amacıyla kimileri ayrıksı saç şekilleri, giysiler, duruşlar ve tarzlar benimsedi. Kimileri el değmemiş müziklerin peşine düştü, kimleri ayak basılmamış yerlerin. İçlerindeki isyanı gösterdiler böylece. Bir karşı-kültür yaratarak sistemin dışına çıktıklarını düşündüklerinden, dünyayı değiştirmek için politik eylem çağrılarına kulak vermediler. Renkliydiler, heyecanlı ve yaratıcıydılar.

Şimdiye kadar girdiği her çağa, her toprağa ve yaşam tarzına uyum sağlamada olağanüstü bir yetenek sergileyen kapitalizm bu meydan okumayı da kendi lehine çevirmeyi başardı, başarıyor. Bir isyan piyasasının oluştuğunu bile söyleyebiliriz. Artık isyankârlar için her tür tüketim malı, ayakkabılar, giysiler, takılar, müzikler, bakir topraklara alternatif turlar bulmak kolay. Bohem muhitler “in” oldu…

Sonunda gelip şu sorulara takılıyoruz: Hakiki isyan, mücadele, direniş ve devrim imkânı kalmadı mı artık? Kapitalizm her karşı çıkışı piyasanın yeni bir metası haline dönüştürüp yine bize mi satacak? Bu kısır döngüden kurtulmanın bir yolu yok mu? Buraya kadar mıydı yani? İşte Joseph Heath ve Andrew Potter İsyan Pazarlanıyor’da hem hikâyenin devamını anlatıyor bize hem de bu sorulara yanıt bulmaya çalışıyor.

Joseph Heath / Andrew Potter, İsyan Pazarlanıyor, Çev. Tamer Tosun, Ayrıntı Yayınları, Aralık 2012.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

9 Ekim 2012 Salı

Ayrıntı Yayınları...


Ayrıntı Yayınları’nın ilk kitabı 1988’de yayımlanan Şenlikli Toplum’du. Yayınevinin tasarımı yıllar öncesine dayansa da, kuruluş çalışmaları yaklaşık bir yıl sürdü. İlk yıllar ayda bir kitap yayımlanabilirken son yıllarda ayda 3/4 kitap ortalamasına ulaşıldı…

Kuranlar sol bir gelenekten gelen, kendilerine/hayata soru sormayı sürdüren, hayal kurmayı seven kişilerdi. Başka işler yaparak kazandıkları paranın bir kısmını vicdani bir sorumluluğun ifadesi olarak Ayrıntı’ya ayırdılar. Kurulurken ne “miras” kullanıldı, ne “borç” ne de “bağış” alındı. Ayrıntı sıfırdan, evet sıfırdan, artık “out” bir kavram olan “emek”le var oldu. Yayın politikasında bağımsız davranabilmesini buna borçlu.

Yayın programı hazırlanırken, “yol”a çıkarken saptanan “duruş” noktası zamanla kendini çoğalttı. Kabaca, şöylesi bir “yol rehberi”nden söz edebiliriz:

-“Güç ilişkileri üretmeyen” bir toplumsallığın izleri sürülecekti...

-Otoriter/totaliter toplumsal tasavvurlar reddedilerek; “zor”a değil, kendini sürekli sorgulayan yeni bir “etik” anlayışa dayanan “gönüllü birliktelikler” savunulacaktı...

-Hayatın “tinsel” boyutu ıskalanmayacak, Sol’un modernlikle ilişkisi sorgulanacaktı...

- “İktisadi aklı” dışlayan; kültüre, sanata, oyuna ve aşka özel vurgular yapan bir anlayışın serpilmesine çaba gösterilecekti...
Kimi hatalarımız olsa da, esas olarak bu “duruş” noktasına bağlı kaldığımızı sanıyoruz.

Bu hayali düşlemeye başladığımızdan bu yana geçen 20 yılda 500’den fazla kitap yayımladık. 500. kitabımız Agnes Heller’ın ahlâkın muhafazakârlara bırakılamayacak kadar önemli olduğu gerekçesiyle kaleme aldığı ve dünyada tek cilt olarak ilk kez Türkçe’de yayımlanan Bir Ahlâk Kuramı adlı devasa çalışması oldu. 832 sayfalık bu kitabın hazırlıkları yaklaşık 10 yıl sürdü. Günümüzde sosyolojik araştırmalara da konu olmaya başlayan “karakter aşınması”nı göz önünde bulunduracak olursak ne denli isabetli bir tercih yaptığımız ortaya çıkar.


Hazır okuru olmayan “riskli” bir “duruş” noktası saptamış; batmayı da göze almıştık. Batmadık! Bu noktaya gelmemizde bu “duruş”u benimseyen ve katkıda bulunanların, yani sizlerin payı çok büyük...
Sizler: editörler, çevirmenler, yayıma hazırlayanlar, düzeltmenler, öneride bulunanlar, eleştirenler, kadeh kaldıranlar, gülümseyenler, görünmez/tanımlanamaz birçok konuda yardımcı olan kısa ve uzun yol arkadaşları…
Başka türlü bir şeylerin de yapılabileceğini beraberce gösterdik...

21. yıla girerken Gorz’un son kitabı olan Son Mektup-Bir Aşk Hikâyesi’ni yayımladık. Yazdıkları ve yaşadıklarıyla önümüzü aydınlatan Gorz, Marksizmi varoluşçu bir yaklaşımla benimsemiş, kuramsal çalışmalarında özellikle yabancılaşma ve özgürlük konularına eğilmiştir. Kapitalizme özgü işbölümünü, dünya kaynaklarının akıldışı kullanımını eleştirerek siyasi ekolojinin ve özgürlükçü sosyalizmin en önemli düşünürlerinden biri haline gelmiştir.

Hayatları boyunca yeryüzündeki haksızlıklar karşısında sessiz kalmayıp, mücadele etmeyi seçen Gorz ve hayat arkadaşı Dorine, Dorine’in uzun yıllar süren acı verici, onulmaz hastalığının ardından radikal bir karar almak zorunda kalırlar: kendi hayatlarına son verme haklarını kullanmak...

Böylece, yaşamda olduğu gibi ölümde de ayrılmayacak, “diğerinin ölümünden sonra yaşamak” zorunda kalmayacaklardır...

Her şey gibi aşk, sevgi kavramlarının da içinin boşaltıldığı, çabucak tüketildiği günümüzde bir umut, hatta bir isyan çığlığı gibi karşımıza çıkıyor Gorz’un mektubu.
Sarsıcı ve ta yüreğimize işleyen bir çığlık...

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

2 Ekim 2012 Salı

Günün kitap önerisi: Yves Lacoste - İbn-i Haldun Tarih Biliminin Doğuşu


Hak ettiği ilgiyi ne Doğu’da ne de Batı’da gören, 14. yüzyılda yaşamış Arap düşünür İbni Haldun’un önemini A.Toynbee şu sözlerle dile getiriyor:

Ibni Haldun öyle bir tarih felsefesi tasarlamış ve ortaya koymustur ki, bugüne kadar hiçbir yetenek, hiçbir dönemde, hiçbir ülkede böylesine büyük bit yapıt yaratamamıstır.

İbni Haldun’un, tarihin bilim olarak doğuşunu simgeleyen yapıtı Mukaddime, Ortaçağ Arap uygarlığının sönmeye yüz tuttuğu bir sırada kaleme alındığından, İbni Haldun’u ve düşüncelerini doğrudan izleyen bir akım ortaya çıkmadığı gibi, bu düsünce daha sonraki yüzyıllarda unutulmaya yüz tuttu.

Yakın tarihte yeniden keşfedilen Ibni Haldun’un tarih biliminin kurucuları arasında sayıp hakkını teslim etmekle kalmayıp, düşüncesinin de derinlerine inme çabasına girersek, yalnızca geçmişin olaylarından ve düşüncelerinden dersler çıkarmakla kalmayacak aynı zamanda bugünümüzü anlamaya ve geleceği kurtarmaya adım atmış da olacağız.

İbni Haldun, 14. yüzyılda toplumların iktisadi, sosyal ve siyasi koşullarının bilimsel bir çözümlemesini yaparken, bir takım temel tarihsel sorunları ortaya koyuyordu. Ortaçag’a ilişkin yapıları, iktisadi, toplumsal ve siyasal evrimi yavaşlatan ya da engelleyen yapıları betimliyordu.

İşte bu gecikme, yabancı güçlerin etkileriyle birleserek birkaç yüzyıl sonra sömürgeciliği olanaklı kılacak; sömürgecilik de azgelişmişlik olgusunun ortaya çıkışını getirecekti.

İbni Haldun, Kuzey Afrika tarihini yüzyıllar boyunca kesintiye uğratan siyasal (daha sonra iktisadi ve toplumsal) başarısızlıklar dizisini son derece yöntemli bir biçimde irdeleyen ve durgunluk nedenlerini bir tanrısallıkta ya da dış güçlerin etkisinde değil, yaşadığı toplumun iç yapısında arayan bir düşünür oldu.

Onun tarih anlayışı, Avrupa’da iktisadi ve toplumsal alanlarda yürütülen araştırmalar sayesinde ancak XIX. yüzyılın sonuna dogru gelişecekti.

Ancak Aziz Augustinus, Machiavelli ya da Montesquieu ile kıyaslanabilecek bir düşünür olan İbni Haldun’un yapıtını, yaşadığımız dönemin sorunlarıyla bağlantılandırıp bugünün kavramlarıyla ele almak, onun düşüncesini aşırı ölçüde modernleştirmek ya da çarpıtmak değil, tam tersine onun düşüncesinin gerçek zenginliğini ortaya çıkarmaktan.

Yves Lacoste da İbni Haldun’da bu yoldan ilerliyor. Ayrıntı Yayınları'ndan...

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

21 Eylül 2012 Cuma

Tom Robbins - Ağaçkakan


"Pozitif kişinin dünyasında, çırpılıp yağda pişirilmiş yumurtanın etkileyici yanı, ne tarafa çevrilirse çevrilsin sarı rengin baki kalmasıdır. Varoluşçunun dünyasında çırpılıp tavada pişirilmiş yumurtanın ümitsiz yanı, ne tarafa çevrilirse çevrilsin çırpılmış olmasıdır."


Görsel: Kate Spade, Umbrellas in New York City

Bir Camel paketine bakarak neler söyleyebilirsiniz?

Âşık değilseniz, o da her nesne kadar anlamsızdır. Ama, "azılı" bir bombacı aklınızı başınızdan almışsa ve aylarca Camel paketi dışında hiçbir şey "okumamışsanız", siz de Prenses Leigh-Cheri gibi kâinatın sırlarını çözebilirsiniz belki.

Ağaçkakan, sıra dışı kahramanların yaşadığı tutkulu bir aşk hikâyesi...

Tahttan sürülmüş bir kraliyet ailesinin Prenses kızı ile göğsüne bantlanmış dinamit lokumlarıyla dolaşan meşhur bombacı Bernard, nam-ı diğer Ağaçkakan, Hawaii'de karşılaşır.

Ağaçkakan bir kanun kaçağıdır ama sıradan bir suçlu değildir; şerefli bir davası ve saygı değer bir felsefesi vardır.

Prenses ise seksin "arsız" çağrısına doğru dörtnala koşturan soylu vücudunu ıslah etmeye karar vermiştir.

Yüksek toplumsal ve çevresel duyarlılığı Ağaçkakan'ın romantik bireyciliğine toslayınca, Prenses bambaşka bir davanın peşinden koşmaya başlayacaktır:

Aşk... Aşk bazen gelir; ama sonra geldiği gibi gider.

Robbins'in hınzır, dalgacı, hiperaktif dünyasında renkli ve hareketli bir aşk turu atarken, ezeli bir soruya cevap bulma arayışındaki Prenses ile Ağaçkakan'a eşlik ediyoruz: Aşkı kalıcı kılmanın yolu nedir?

Bu arayış sırasında, piramitler, kızıl saçlılar, uzaylılar, Ay'ın ve Güneş'in misyonu ve tabii Camel paketi arasındaki esrarlı ilişkileri keşfetmek de onlara kısmet olacaktır.

Robbins aşkı mı "ti"ye alıyor; yoksa aşk karşısındaki çaresizliğimizi mi?

Kendiniz karar verin.

Tom Robbins, Ağaçkakan, Çev. Fatma Taşkent, Ayrıntı Yayınları.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap