fantastik romanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fantastik romanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2013 Salı

Sarışın Vampir 4, Ölümün Gölgesi

Sarışın Vampir 4, Ölümün Gölgesi

Sarışın Vampir 4 - Ölümün Gölgesi, yine Christopher Pike'tan nefes kesici bir kitap. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim | Pegasus Yayınları, Fantastik Roman, Çeviren Sevinç Seyla Tezcan, 448 sayfa, 9786053431206, Eylül 2013.

Sarışın Vampir 4, serinin ilk üç kitabından farklı olarak hiç görülmemiş bir mücadeleye tanık ediyor okurlarını.


Sarışın Vampir 4, Ölümün Gölgesi çarpıcı bir alt başlığa ve hikâyeye sahip. Çünkü bu sefer beş bin yaşındaki vampir Alisa, bütün düşmanlarından çok daha güçlü ve çok daha kurnazdır, yaşının ve gücünün beraberinde getirdiği tecrübenin karşısında onunla savaşmak neredeyse imkânsızdır. Ve Alisa tabii ki bu avantajlarının farkındadır. Ancak bu sefer yeni doğmuş bir vampirin vücudunda hapistir. Yapabilecekleri kısıtlıdır. Tam da bu sırada düşmanları harekete geçer ve onun da bir şeyler yapması lazımdır.

Sarışın Vampir 4'te Alisa böyle bir durumdayken onun düşmanlarından olan ölümsüz Telar ırkı, insanlığın önemli bir bölümünü ortadan kaldıracak bir virüsü yayma hazırlığındadır. Alisa var olan durumu nedeniyle Telar ırkıyla baş edemeyeceğinin farkındadır ve bu yüzden mistik ve gizemli bir birlik olan SYK'dan yardım ister. Ancak Alisa'nın bilmediği şey SYK'nın da kendi çıkarlarını korumak için sakladığı sırlardır...

                       

Sarışın Vampir 4, karşısındaki düşmanlara karşı kendi tarafında tereddütsüz güvenebileceği kimsesi olmayan Alisa'nın mücadele hikâyesidir. Ancak Alisa'nın mücadele hikâyesi düşmanlarını yenmek için içinde var olduğunu bildiği ama henüz kullanmadığı karanlık tarafını kullanmasıyla başlar. Alisa yoksa hep karanlık tarafında mı kalacaktır?

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

Gece Nöbeti

Gece Nöbeti

Gece Nöbeti, Sergey Lukyanenko'dan muhteşem bir fantastik şölen. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve 1 iş günü içinde kargoya teslim | Pegasus Yayınları, Fantastik Roman, Çeviren Ferda Yaraş, 528 sayfa, 9786053431213, Eylül 2013.

Gece Nöbeti, karanlığı ışıktan ayırmamıza yaran tek eylem!

Gece Nöbeti, fantastik edebiyat severlere unutulmaz bir şölen hazırlıyor. Birçok edebiyat eleştirmeni ve okura göre Dostoyevski, Ölüler Şafağı, Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi serileriyle eşdeğerde görülüyor.

Gece Nöbeti Rus yazar Sergey Lukyanenko, ülkesinde alışılmadık bir başarıya imza atarak 1 milyonun üstünde kopya sattı.

                    

Gece Nöbeti'nde uzun dönemlerden beri bizimle birlikte yaşayan "Diğerleri" denilen yaratıklar var. Bunlar arasında vampirler, cadılar, ak ve kara büyücüler, şekil değiştirenler de dahil. Fizikötesi güçleriyle içimizde yaşıyorlar, bu dünyanın paralel bir realizme, gölgeler içinde saklı kalan Alacakaranlık'a girip çıkabiliyorlar ve Karanlık ile Aydınlık arasındaki bozulmaması gereken dengeyi koruyorlar. Bu yüzden sürekli tetikteler.

Gece Nöbeti'nde gece ile gündüzün daimi bekçilerinin görevi yaklaşık bin senedir süregelen ateşkesi muhafaza etmek, bu ateşkesi alt üst edebilecek her türlü ihlali cezalandırmak... Ve rivayet odur ki, kehanete göre "Diğerleri"nin arasından çok güçlü biri ortaya çıkacak ve iyi ile kötü arasındaki bu hassas dengeyi ebediyen değiştirecek. Eğer bu kişi kötülerin yanında yer alırsa bütün dünya daha önce hiç görülmemiş bir kargaşaya sahne olacak.

Gece Nöbeti, iyi düşünülmüş, iyi hesap edilmiş, üzerine çok kafa patlatılmış muhteşem bir fantastik kitap.

"Gece Nöbeti, sıra dışı gücün destanı." -Quentin Tarantino-

"Bram Stoker'ın Drakula'sından sonra okunabilecek en ustaca kurgulanmış ve büyüleyici kitap." -Süddeutsche Zeitung-

"Eşsiz! Dostoyevski ve Ölülerin Şafağı'nın olağanüstü karışımı!" -New Statesman-

"Sergey Lukyanenko'yu tanımıyorsanız, hemen tanımaya başlamalısınız! Günümüz Rusyası'nın en popüler yazarlarından. Ve en iyilerinden!" -New York Times-

"Gece Nöbeti, özgün ve alaycı. Zengin ve yenilikçi anlatımıyla okuyucuyu şaşırtıyor." -The Independent -

"Gorki Park'ta geçen bir Harry Potter için kendinizi hazırlayın... Romanda, büyüleyici sahnelere ve olağanüstü, özenli her tür detaya yer verilmiş. Vampirlerin ergen bir çocuğu baştan çıkarması tüyler ürpertici; Lukyanenko, Alacakaranlık'tan her bahsettiğinde içine doğru çekildiğimi hissettim. Anton ve arkadaşlarının sahip olduğu fantastik güçler dehşete düşürecek kadar güzel." -Ron Charles, The Washington Post Book World-

"Rusya'nın soğuğundan çıkma tüyler ürperten bir gerilim romanı..." -Sunday Sport-

"J. K. Rowling'in Rus versiyonu... Muhteşem bir kitap... Şaşırtıyor, bağımlısı oluyorsunuz... Şiddet yerine gerilim, psikolojik dram ve bir doz da espri var." -Daily Telegraph-

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Yara

Yara

Yara, ödüllü yazar China Mieville'in kaleminden Türk okurlarla buluştu. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve aynı gün kargoya teslim... | Yordam Kitap, Fantastik Roman, Çeviren Güler Siper, 672 sayfa, 9786055541934, Temmuz 2013.

Yara, 2003 yılında Britanya Fantazi Ödülü'nü kazandı, Arthur C. Clarke Ödülü'ne aday gösterildi.

Yara, sonsuz olasılıklara açılan bir gerçeğin ve hiç bitmeyecek bir gücün arayışındaki Armada'nın, tıpkı Bellis'in mektupları gibi bilinmeze uzanan yolculuğunun keskin bir zekâ ve yaratıcı bir dille kurgulanmış hikâyesi.

               

- Birinci Kısım -

Kanallar

Şehrin sadece on beş kilometre dışında, nehir hızını yitiriyor, Demir Körfez'i besleyen tuzlu halice akıyor.

Yeni Crobuzon'dan çıkarak doğuya doğru giden tekneler daha aşağıda bir alana giriyorlar. Güneyde barakalar ve tarım işçilerinin, tekdüze besinlerine katkı olsun diye balık tutmaya çalıştıkları, çürümüş küçük iskeleler var. Çocuklar, yolculara çekinerek el sallıyor. Arada sırada kaya çıkıntıları ya da bir karaağaç koruluğu gibi ekime direnen yerler de göze ilişiyor, ama toprak genellikle taşsız.

Güvertelerden baktıklarında denizciler, tarlaların sınırını oluşturan çitlerin, ağaçların ve böğürtlen çalılıklarının ötesini görebiliyorlar. Burası Tahıl Ambarı'nın anızlarla kaplı ucu, şehri besleyen çiftliklerin uzun kıvrımı. Mevsime göre, ekinlerin arasında dolaşan, kara toprağı süren ya da anız yakan kadınları ve erkekleri görmek mümkün. Mavnalar tarlaların arasında, toprak ve bitkilerin sakladığı kanallarda gizemli gizemli dolaşıyor. Hiç durmadan büyük şehirlerle tarlalar arasında gidip geliyor, kırsal bölgeye, kimyasal maddeler, yakıt, taş, çimento ve lüks tüketim malları taşıyorlar. Yanlarında çuvallar dolusu tahıl ve etle, üzerinde mezralar, malikaneler ve değirmenlerin olduğu dönümlerce ekili alanın ötesindeki şehre geri dönüyorlar.

Taşıma hiç bitmiyor. Yeni Crobuzon hiç doymuyor.

(...)

Kurukafagünü, 26 Rinden, 1779. Terpsikor

Tarmuth'tan demir almamızdan bu yana neredeyse bir hafta geçti. Ayrıldığıma memnunum. Çirkin ve öfkeli bir kasaba orası.

Gecelerimi, tavsiye edildiği gibi, bana ayrılan bölümde geçirdim ama gündüzlerim bana aitti. Nasıl bir yer olduğunu gördüm. Halicin kuzeyine ve güneyine doğru yaklaşık bir buçuk kilometre uzanan, suyun ikiye bölündüğü, kurdele gibi ince bir sanayi şeridi. Birkaç bin kişilik nüfusuna, her gün şafak vakti şehirden gelip, Yeni Crobuzon'dan tıka basa dolu teknelerle ve arabalarla işlerine giden büyük bir kalabalık da katılıyor. Barlar ve genelevler, kısacık kara izinlerine çıkan yabancı denizcilerle dolu.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

15 Ağustos 2013 Perşembe

Kuralsız

Kuralsız

Kuralsız, Veronica Roth | Artemis Yayınları, Fantastik Roman, Çeviren Uğur Mehter, 516 sayfa, 9786051423555, Ağustos 2013.

Kuralsız, Uyumsuz kitabıyla başlayan Uyumsuz serisinin ikinci romanıdır. Serinin üçüncü romanı Allegiant da yine Artemis Yayınları'ndan çıkacak...

Tek Bir Seçim Seni Yok Edebilir...

                

- Birinci Bölüm -

Onun ismini sayıklayarak uyanıyorum.

Will.

Gözlerimi açmadan önce, onun kaldırıma yığılışını tekrar seyrediyorum. Ölüyor.

Ben öldürüyorum.

Tobias önümde diz çöküyor, elini sol omzuma koyuyor. Tren vagonları demir raylar üzerinde takırdarken Marcus, Peter ve Caleb eşikte duruyor. Derin bir nefes çekip çektiğim nefesi içimde tutuyorum ve göğsümde biriken basıncın en azından bir kısmını bu nefesin rahatlatacağını umuyorum.

Bir saat önce yaşananların hiçbiri bana gerçek gelmiyor.

Nefesimi salıyorum ama basınç hâlâ orada.

"Tris hadi," diyor Tobias, gözleriyle yüzümü incelerken. "Artık atlamamız lâzım."

Nerede olduğumuzu göremeyeceğimiz kadar karanlık bir yerdeyiz ama inmeye karar verdiğimize göre muhtemelen çitlere yakın bir noktadayız. Tobias ayağa kalkmama yardım ediyor ve bana kapıya kadar eşlik ediyor.

Diğerleri teker teker vagondan atlıyor Önce Peter, sonra Marcus, ardından Caleb. Tobias'ın elini tutuyorum. Vagonun açık kapısında dururken rüzgâr hızlanarak bir el gibi beni geriye, güvenli mesafeye itiyor.

Kendimizi karanlığa atıyoruz ve sertçe yere konuyoruz. Yere çarpma anı omzumdaki kurşun yarasını acıtıyor. Çığlık atmamak için dudağımı ısırıyorum ve ağabeyime bakınıyorum.

"İyi misin?" diye soruyorum, onu birkaç metre ötede otların arasında otururken gördüğümde. Dizini ovuşturuyor.

Başını sallıyor. Gözyaşlarını bastırıyormuş gibi burnunu çektiğini duyunca sırtımı dönmek zorunda kalıyorum.

Çitin yakınındaki otluk alanda, şehre yiyecek taşıyan Dostluk kamyonlarının kullandığı delik deşik yoldayız ve çıkış kapısı bize çok uzak değil. Kapı şu anda kapalı olduğundan içeride tutsağız. Üzerimizde yükselen çit kuleleri tırmanmak için fazlasıyla yüksek ve esnek, yıkılamayacak kadar sağlam.

"Cesurluk nöbetçilerinin burada olması gerekiyordu," diyor Marcus. "Neredeler?"

"Muhtemelen simülasyonun etkisi altındaydılar," diyor Tobias. "Şimdiyse..." Susuyor. "Kim bilir nerede, neler yapıyorlar?.."

Arka cebimdeki sabit diskin ağırlığıyla simülasyonu kapattığımızı tekrar hatırlıyorum. Sonrasını görmek için beklemiştik. Arkadaşlarımıza, akranlarımıza, liderlerimize ve topluluklarımıza neler olduğunu bilmenin hiçbir yolu yok.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

%30 indirim ve aynı gün kargoya teslim avantajıyla

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

Sisteki Yakut

Sisteki Yakut

Sisteki Yakut, Philip Pullman | İthaki Yayınları, Fantastik Roman, Çeviren Nesli Türk, 216 sayfa, 9786053753056, Ağustos 2013.

Sisteki Yakut, televizyona da uyarlanan ve BBC’nin en popüler filmlerinden birine dönüşen Sally Lockhart maceralarının ilk kitabıdır.

                   

Sisteki Yakut'ta Altın Pusula dizisinin bol ödüllü yazarı Philip Pullman, okurlarıyla birlikte yepyeni bir gizemin peşine düşüyor.

Sally Lockhart, silahlı olmasına rağmen silah kullanmadan sadece üç kelimeyle, boğulan babasının ortağını korkudan öldürmeyi nasıl başardı? "Yedi Kutsal İşaret" ne anlama geliyor da bir insan ölebiliyor?

Sisteki Yakut, karanlık ve ıssız sokaklar, izbe köşeler, bilenlerin bilmemezlikten geldikleri bir sır ve tüm bunların arkasında kana bulanmış bir mücevher...

Sisteki Yakut için Observer soruyor: “Philip Pullman. Tüm zamanların en iyi hikâye anlatıcısı mı?

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

13 Ağustos 2013 Salı

Tanrıçanın Mirası

Tanrıçanın Mirası

Tanrıçanın Mirası, Aimee Carter | Ephesus Yayıncılık, Fantastik Roman, Çeviren Gökçe Çiçek, 336 sayfa 9786055358402, Temmuz 2013.

Tanrıçanın Mirası, kıskanç bir tanrıçanın dokuz ay esaretinin altında kalıp aniden oluşan bir gebelik... Çocuğu ya da yaşamı arasında tercih yapmak zorunda kalan Kate için tam bir savaş... Tanrıçaların kraliçesi Kate'in çocuğunu elinden almak istiyordu ve Kate bundan korkuyordu. Çünkü Kate'in onunla mücadele etmesi imkânsızdı ve bunu bildiği için tam bir pazarlık konusu olan yaşamların, incinen gururların, incinen hayatların hepsi Titanlar'ın Kralı Kronos'un elindeydi. Artık pazarlık başlasın...

               

Tanrıçanın Mirası, Titanlar'ın Kralı Kronos acaba Kate'in çocuğunun kendisinde kalmasına izin verecek mi? Eğer çocuğu verecekse şartlar ne olacak? Kate doğmamış olan çocuğunu vermezse neler olacak? Kate'in çocuğunu vermeden başka bir anlaşma yapması mümkün mü? Yoksa Kate için imkânsız olan, Titan Kralı Kronos'a savaş mı açmak? Tüm sevdiklerinin ve tüm dünyanın etkileneceği anlaşmanın şartları neler olacak? Bütün bunları merak ediyorsanız neden halen duruyorsunuz? Bu kitabı okumalısınız...

Tanrıçanın Mirası ile ilgili bir kaç tanıtım alıntısı...

"Okuyucular şaşırtıcı ve bazen de zorlu yeni gerçekliği ile yüzleşen; yaşam, ölüm ve saplantıların oluşturduğu tehlikeler ve sevginin gücü hakkında yepyeni ve yürek parçalayıcı fikirler edinen Kate ile aralarında bir bağ kurmakta zorlanmayacaklar." -Booklist-

"Anlatım gayet başarılı ve Kate açıklanamayan durumlarla yüzleşmek ve onların üstesinden gelmek konusunda çoğu karakterden daha yetenekli bir kahraman." -Publishers Weekly-

"Tanrıça, hikâyeyi özüne döndürülmüş Yunan mitleri ile donatarak paranormal içerikli gençlik kitaplarına yepyeni bir soluk getiriyor." -Renee C. Fountain, New York Journal of Books-

"Carter'ın eserini okumak tam bir zevk -kısa ve öz, temiz, açıklayıcı. Tanrıça'nın Savaşı kesinlikle elinizden bırakamayacağınız kadar sürükleyici, insanı sürekli merak, ıstırap, şaşkınlık, hayal kırıklığı ve evet, romantizmin doruklarında bırakan bir yapıt." -YA Reads-

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Sonsuz Dokunuş

Sonsuz Dokunuş

Sonsuz Dokunuş, Corrine Jackson | Dex Kitap, Fantastik Roman, Çeviren Deniz Başkaya, 372 sayfa, 9786050916171, Ağustos 2013.

Sonsuz Dokunuş, farklı ve özgün konusuyla dünyada olduğu gibi Türk fantastik roman okurlarının da kitaplığına bir yıldız gibi girecek bir kitap...

Sonsuz Dokunuş'ta Remy var. Remy, hasta insanlara dokunarak onları tedavi edebiliyor. Ancak iyileştirdiği her hastalık artık onun oluyordu. Daha genç yaşında iyileştirdiği hastalıkların sayısını bile hatırlayamaz hale gelmişti. Üstelik annesinden ve üvey babasından şiddet görüyordu. Korkunç olduğuna inandığı yeteneğini ve hayatını herkesten saklayarak yaşıyordu. Derken bir gece üvey babası işi çığırından çıkarmıştı..


Sonsuz Dokunuş'ta Remy hayatında yepyeni bir sayfa açmaya karar verir. Yıllar önce onu bırakan babası hastaneye onu ziyarete gelir ve beraber yaşamayı önerir. Bu teklifi zevkle kabul eden Remy'nin artık çok yakın bir arkadaşı daha olacaktır: Babasının yeni evliliğinden olan cana yakın kızı Lucy ve onun arkadaşları... Remy yeni taşındığı bu yerde limanda karşılaştığı ürkütücü yakışıklı Asher'dan gözlerini alamıyordu. Bunu fark eden Lucy Remy'ye ondan uzak durmasını söyledi...

Sonsuz Dokunuş'ta işler bundan sonra bir karnaval havasına bürünecek. Çünkü Asher da ölümsüzlük uğruna duygularından vazgeçmişti. Ancak hastalıkları tedavi eden bir şifacıyı öldürürse duygularını geri kazanabilirdi. Bu iki farklı türün birbirine âşık olması elbette yasak. Peki aşk yasak dinler mi?

Sonsuz Dokunuş, 15 Ağustos'ta okurların beğenisine sunulacak, heyecan bir an bile düşmeyecek... Remy, Asher gibi duygularını kaybetmiş koruyucuları tekrar insan yapabilme gücüne sahipken eğer onun bu gücü taşıdığını koruyucular öğrenirse hemen Remy'nin peşine düşeceklerdir. Tabii Asher, hepsinden önce davranıp Remy'yi öldürmezse...

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

6 Ağustos 2013 Salı

Mekanik Prenses

Mekanik Prenses

Mekanik Prenses, Cehennem Makineleri serisinin üçüncü kitabı. Ölümcül Oyuncaklar serisinin müthiş yazarı Cassandra Clare'den harikulade bir fantastik roman... Artemis Yayınları'ndan...

İlk iki kitapta neler olmuştu?

Mekanik Prenses: İlk kitap Mekanik Melek'te on altı yaşındaki Tessa, ağabeyini bulmak için Kraliçe Viktorya'nın hüküm sürdüğü Londra'ya gidiyordu. Burada onu bekleyen kötü sürprizler vardı. Londra'daki Aşağıdünya'nın ıssız sokaklarını vampirler, büyücüler ve diğer doğaüstü varlıklar ele geçirmişti.


Pandemonium Kulübü'nde çalışan Kara Kardeşler tarafından kaçırılan Tessa, sonunda kendisinin de bir Aşağıdünyalı olduğunu öğrenecekti.

Üstelik Tessa, ender bulunan bir yeteneğe sahipti: İstediği zaman bir başkasına dönüşebiliyordu. Kulübün kendini sır gibi saklayan yöneticisi Magister'ın niyeti ise, Tessa'yı ve gücünü ele geçirmekti.

Mekanik Prenses: İkinci kitap Mekanik Prens'te, Londra Enstitüsü’ndeki dengeler hiç bu kadar hassas olmamıştı. Konsey, Charlotte’ın gücünü elinden almak ve bu gücü, ahlak değerlerinden yoksun, gözünü iktidar hırsı bürümüş Benedict Lightwood’a vermek istiyordu. Will, Jem ve Tessa, Enstitü’yü ve Charlotte’ı kurtarma umuduyla Mortmain’in geçmişiyle ilgili sırları araştırmaya karar verdi.

Ancak tek keşfettikleri düşmanın amacı değildi. Aynı zamanda Tessa’yla ilgili huzursuz edici Gölge Avcısı bağlantısını da öğrendiler. Zaten Will ve Jem’in ilgisi arasında kalan Tessa, kendisinin bizzat bir “canavar”a dönüşmesine Gölge Avcıları’nın yardım ettiğini öğrenince başka bir seçimle daha yüz yüze gelecekti.

Mekanik Prenses, Cehennem Makineleri serisinin bu çok beklenen üçüncü kitabı iki hafta içinde çıkmış olacak.

Mekanik Prenses sitemize yüklendiğinde aşağıdaki linke tıklayarak hem %30 indirimle hem de aynı gün kargo imkânıyla satın alabilirsiniz.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

En Karanlık Zevk - Karanlığın Efendileri Serisi 3. Kitap

En Karanlık Zevk - Karanlığın Efendileri Serisi 3. Kitap

En Karanlık Zevk - Karanlığın Efendileri Serisi 3. Kitap, Gena Showalter | Pegasus Yayınları, Fantastik Roman, Çeviren Cemre Akkartal, 464 sayfa, 9786053431145, Ağustos 2013.

Karanlığın Efendileri Serisi 3. Kitapla devam ediyor: En Karanlık Zevk, 13 Ağustos'ta serinin meraklı okurlarıyla buluşacak.


En Karanlık Zevk'te, içinde Acı iblisiyle yaşayan Reyes, zevkten mahrum bırakılmıştır. Ama çılgınca arzuladığı ölümlü Danika Ford'a sahip olabilmek için gerekirse tanrılara karşı koymaya hazırdır. İstediğini elde etmek için savaşmak zorundadır, aksi takdirde Danika'yı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

Danika kaçak hayatı yaşamaktadır. Onu ve ailesini öldürmeyi kafalarına koymuş olan Yeraltı Dünyasının Efendileri'nden aylarca kaçmayı başarmıştır. Rüyalarındaysa ateşli dokunuşlarını unutmadığı savaşçıyı, Reyes'i görmektedir. Ama bu birliktelik, sevdikleri insanların ölümüne sebep olabilir...

Sonsuza dek lanetlenmiş, karşı konulamaz bir şekilde baştan çıkarıcı ve kesinlikle çok ateşli savaşçılar... Karanlığın Efendileri...

En Karanlık Zevk serinin takipçilerini mutlu etmenin yanı sıra mutlaka yeni takipçiler de kazanacaktır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

1 Ağustos 2013 Perşembe

Ejderhaların Dansı - Kısım 2

Ejderhaların Dansı - Kısım 2

Ejderhaların Dansı - Kısım 2, George R. R. Martin | Epsilon Yayınları, Fantastik Roman, Çeviren Sibel Alaş, 624 sayfa, 9789944826983, Haziran 2013.

Ejderhaların Dansı - Kısım 2'de macera soluk soluğa devam ediyor. Aynı zamanda Akılçelen Kitaplar'ın bastığı Taht Oyunları çizgi romanlarının da ikinci kitabı çıktı, yeri gelmişken duyuralım.


Ejderhaların Dansı - Kısım 2'de kötülüğün yükseldiği bir vakitte olaylar; kanunsuzların, rahiplerin, askerlerin, derideğiştirenlerin, asillerin ve kölelerin büyük roller oynadığı bir sahnede geçmektedir. En zorlu dans, Ejderhaların Dansı başlamaktadır.

Daenerys Targaryen, toz ve ölüm dolu topraklar üzerinde hüküm sürmektedir. Tyrion Lannister, yeni müttefikler edinmiş, bilinmezlerle dolu bir serüvene çıkmıştır. Donmuş kuzeyde Jon Kar, Sur’un ötesinden gelen buzdan düşmanlarla ve en yakınları arasından hasımlarla karşı karşıyadır.

Yedi Krallık’ın akıbeti, uçurumların kenarındadır…

- BRAN -

Ay hilâldi, bir bıçağın ağzı kadar ince ve keskindi. Solgun bir güneş doğdu, battı ve tekrar doğdu. Kırmızı yapraklar rüzgârda fısıldadı. Kara bulutlar gökyüzünü doldurdu ve fırtınalara dönüştü. Şimşekler çaktı, gök gürlemeleri haykırdı. Siyah elli ve mavi gözlü ölü adamlar yamaçtaki yarığın etrafında dolaştılar ama içeri giremediler. Kırık çocuk tepenin altında, büvet ağacından yapılmış tahtta oturuyordu, kollarında kuzgunlar dolaşırken karanlıktaki fısıltıları dinliyordu.

"Bir daha asla yürüyemeyeceksin," demişti üç gözlü karga, "ama uçacaksın." Ara sıra, epey aşağıdan bir yerden şarkı sesi geliyordu. Yaşlı Dadı şarkıcılara ormanın çocukları, derdi ama onların adı, hiçbir insanın konuşamadığı Hakiki Dil'de, toprağın şarkısını söyleyenler idi. Ama kuzgunlar o dili konuşabiliyordu. Küçük siyah gözleri sırlarla doluydu. Şarkıları duyduklarında, kırık çocuğa gaklıyor ve onun derisini gagalıyorlardı.


Ay şişman ve yuvarlaktı. Yıldızlar siyah gökyüzünde dolaştı. Yağmur düştü, dondu, ağaç dalları buzun ağırlığıyla kırıldı. Bran ve Meera, toprağın şarkısını söyleyenler için isimler uydurdu: Kül, Yaprak, Terazi, Siyah Bıçak, Karlı Pelerin ve Kara Elmas. Yaprak, şarkıcıların gerçek isimlerinin insan dili için çok uzun olduğunu söyledi. Ortak Dil'i sadece o konuşabiliyordu. Bu yüzden Bran, diğer şarkıcıların yeni isimleriyle ilgili ne düşündüklerini hiç öğrenemedi.

Sur'un ötesindeki toprakların kemik dondurucu soğuğundan sonra mağaralar kutsal bir surette sıcaktı ve kayaların içine ayaz girdiğinde şarkıcılar ateş yakıp soğuğu tekrar geri gönderiyorlardı. Aşağıda rüzgâr yoktu, kar yoktu, buz yoktu, seni tutmak için ellerini uzatan ölü yaratıklar yoktu. Sadece rüyalar, kuru sazdan yapılmış mumların ışığı ve kuzgunların öpücükleri vardı. Ve karanlıkta fısıldayan adam.

Şarkıcılar ona son yeşilgören diyordu ama Bran'ın rüyalarında o hâlâ üç gözlü kargaydı. Meera Reed ona gerçek adını sorduğunda, adam kahkaha sayılabilecek korkunç bir ses çıkardı. "İçimde hayat varken pek çok ismim oldu, hatta bir vakitler bir annem bile vardı ve onun bana verdiği isim Brynden idi."

"Brynden isimli bir amcam var," dedi Bran. "Aslında annemin amcası. Ona Brynden Karabalık derler."

"Amcan bana ithafen isimlendirilmiş olabilir. Kimilerine hâlâ benim ismim verilir. Eskisi kadar çok değil. İnsanlar unutur. Sadece ağaçlar hatırlar." Adamın sesi o kadar hafifti ki Bran duymakta zorlanıyordu.

Meera'nın Yaprak adını verdiği şarkıcı, "Son yeşilgörenin bedeninin büyük bölümü ağacın içine karıştı," diye açıkladı. "Fani hayatının ötesinde yaşadı ama hâlâ burada. Bizim için, sizin için, diyarların insanları için. Etinde sadece azıcık kuvvet kaldı. Bin bir göze sahip ama izlenecek çok şey var. Bir gün anlayacaksın."

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

25 Temmuz 2013 Perşembe

Ateş Laneti, Gece Prensi Serisi 1

Ateş Laneti, Gece Prensi Serisi 1

Ateş Laneti, Gece Prensi Serisi 1, Jeaniene Frost | Artemis Yayınları, Fantastik Roman, Çeviren Bilge Gündüz, 392 sayfa, 9786051423494, Temmuz 2013.

Ateş Laneti, fantastik romanların yetkin yazarı Jeaniene Frost'un yeni kitap serisi olan Gece Prensi serisinin ilk kitabıdır. Gece Avcısı roman serisiyle tüm dünyada çok sevilen yazarın bu yeni serisi de ülkemizde Artemis Yayınları tarafından basılıyor...

Ateş Laneti, yaşamını altüst eden trajik bir kazadan sonra bir tür değişime uğrayan Leila'nın hikâyesiyle başlıyor. Bu kazadan sonra fark ettiği ilk gerçek de elektriği kontrol edebilme yeteneğiydi. Leila artık yapayalnız kalmak zorunda olduğunu düşünürken gecenin yaratıkları onu kaçırır ve dünyanın en meşhur vampiri Vlad Tepesh'e ulaşması için zorlarlar...

Ateş Laneti'nde, Vlad'ın ateşi kontrol edebilme yeteneği onu diğer vampirlerden ayırıyor ve bolca düşman kazanmasına neden oluyordu. Düşmanları ona karşı Leila'yı kullanmayı düşünmüşler; ancak Leila ve Vlad'ın arasında bambaşka bir hikâye doğacak...

Gece Prensi serisinin bu birinci kitabı Ateş Laneti'ni okuduktan sonra serinin devamını soluk soluğa bekleyeceksiniz...

Ateş Laneti, Gece Prensi Serisi 1'den tadımlık bir okuma parçası sunuyoruz...

               

- Bir -

Bisikletimi restoranın önüne park ettim ve üst dudağımdaki teri sildim. Hava, içinde bulunduğumuz ocak ayında mevsim normallerinden daha sıcaktı ama bir Florida kışında ter dökmek, kuzeyde olup da donmaktan daha iyiydi. Saçımı büküp topuz yaptım ve uzun, siyah saçlarımdan kurtulan ensem serinledi. Alnımı son bir kez silip restorana girdim ve masalara hiç bakmadan dikkatimi bardaki müşterilere yönelttim. Tek bir bakışta, müşterilerin çoğunun boyunun, birkaç istisna dışında ortalama uzunlukta olduğunu gördüm. Kahretsin! Marty burada değilse takılmayı en çok sevdiği ikinci mekana gitmem gerekecekti ve yağmur yağacak gibi görünüyordu. Masaların arasından geçerken kimseye sürtünmesin diye sağ elimi bacağıma yapışık tutmaya dikkat ettim. Ya öyle yapacak ya meraklı yabancıların soru sormasına sebep olan, hantal, elektrik geçirmeyen eldiveni takacaktım. Bara ulaştığımda, bana yer açmak için kayan, piercingli, dövmeli adama gülümsedim.

"Marty'yi gördün mü?" diye sordum.

Dean başını iki yana sallayınca, burun deliklerinden kulaklarına dek uzanan zincirler şıngırdadı. "Henüz değil. Ama zaten yeni geldim."

"Raquel?" diye seslendim. Barmen kız dönünce, turistlerin çaktırmadan ya da çaktırarak baktıkları güzel ama sakallı yüzünü gördüm.

"Her zamankinden mi Frankie?" diye soran kız, bir şarap kadehine uzandı.

Bu benim gerçek adım değildi ama bugünlerde onu kullanıyordum. "Bu sefer değil. Marty'yi arıyorum."

"Daha gelmedi," dedi kız.

Raquel, neden aynı soruyu sormak için bizzat gelmek yerine telefon etmediğimi sormadı. Kışı Gibsonton'da geçiren karnaval çalışanları, durumumu bilmiyormuş gibi davransalar da Marty dışında hiçbiri bana dokunmaya yeltenmezdi ve hava nasıl olursa olsun beni bisikletimle gördüklerinde arabalarına almayı teklif etmezlerdi.

İçimi çektim. "Gelirse onu aradığımı söyler misin?" Alıştırma yapmaya iki saat önce başlayacaktık. Ölü sezon, Marty'yi katı, disiplinli bir partnerden sık sık tembellik yapan birine dönüştürürdü. Onu bir an önce bulmazsam laftan anlamaz hale gelecek, bütün geceyi dışarıda geçirip içki içecek, millete karnavalların eski, güzel günleriyle ilgili hikayeler anlatacaktı.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

%30 indirimle;

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Yaratıcı, Gennifer Albin

Yaratıcı, Gennifer Albin

Yaratıcı, Gennifer Albin | Dex Kitap, Fantastik Roman, Çeviren Talin Ataman, Crewel, 348 sayfa, 9786050915310, Haziran 2013.

Yaratıcı kitabı Dex Kitap tarafından yayımlandı.

Yaratıcı, nefes kesici yepyeni bir serinin ilk kitabıdır.

Zamanı geriye alabilseydin, neyi değiştirirdin?

                      

- Bir -

Yazın bitmeye yüz tutup sonbaharın kızıla ve kırmızıya boyanan yapraklarıyla kendini göstermeye başlamasına kadar geçen günleri sayabilirdim. Şimdi, öğleden sonranın alacalı ışığında, her taraf zümrüt yeşiliydi ve yüzüm sıcacıktı. Güneşi üstümde hissettiğimde, her şeyin mümkün olduğunu biliyordum. Kaçınılmaz bir şekilde yok olduğunda, mevsimler programlanmış şekilde başlayıp bitecek ve hayat önceden kararlaştırılmış yolunu çizecekti. Tıpkı bir makine gibi. Tıpkı benim gibi.

Kız kardeşimin okulunun önü oldukça sakindi. Dışarı çıkacak kızları bekleyen tek kişi bendim. Deneme sürecim başladığı gün Amie serçe parmağını havaya kaldırıp her gün işim biter bitmez yanına gelmem için bana yemin ettirmişti. Tutması zor bir sözdü çünkü beni herhangi bir anda Sürgün Kulelerine götürmek için çağırabileceklerini biliyordum. Ama bugün bile sözümü tutup buraya gelmiştim. Onu neyin beklediğini, ne umut edeceğini bilmesi gerektiğini düşünüyordum. Aylık erzakta son çikolata parçasını ya da Yayın Birliği'nin bir programının sona ereceği zamanı bilmesi gerektiği gibi. Şu an yaz sıcağını şiddetle hissediyor olsam da, küçük kız kardeşimin tatlı bir hayatı olacağına güvenebilmesini istiyordum.

Zil çaldı ve ekoseli eteklerini giymiş kızlar, sessizliği bozan bağırışlarıyla kendilerini okuldan dışarı atmaya başladılar. Her zaman benden daha çok arkadaşı olan Amie, çevresi birkaç kızla sarılı halde dışarı fırladı. Ergenliğin ilk zamanlarındaki o tuhaf görüntüye sahiptiler. Ona el sallayınca bana doğru koşup elimi yakaladı ve beni eve doğru çekiştirmeye başladı. Her öğleden sonra beni coşkuyla selamladığı için pek fazla arkadaşım olmamasını umursamıyordum.

“Yaptın mı?” dedi nefes nefese, birkaç adım önüme geçerek.

Bir an tereddüt ettim. Hatam konusunda mutlu olacak bir varsa o da Amie idi. Ona gerçeği söylesem haykıracak ve el çırpacaktı. Bana sarılacak ve ben de belki bir an için bile olsa onun mutluluğunun tadını çıkaracak ve her şeyin düzeleceğine inanacaktım.

“Hayır,” dedim yalan söyleyerek ve suratını astığını gördüm.

“Sorun değil,” dedi başını kararlı bir şekilde sallayarak. “En azından bu durumda Romen’de, benim yanımda kalabilirsin.”

Başıma gelecek olanla yüzleşmektense, onun haklı olduğunu varsayarak mutluluk oyunu oynayabilirdim. Bir Dokumacı olmak için önümde tüm hayatım vardı ama onun ablası olmak için yalnızca bir gecem kalmıştı. Verdiğim kısa yanıtlarla onu dinlediğime inandı. Daha dikkatli bir insan olmasını ve ben yanında olmadığımda bocalamamasını diliyordum.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

24 Haziran 2013 Pazartesi

Zombi Savaşı, Dünya Savaşı Z adıyla vizyona girdi

# Zombi Savaşı, Dünya Savaşı Z adıyla vizyona girdi #

Max Brooks'un kaleme aldığı ve 2010 yılında Türkçede de yayımlanan Zombi Savaşı, Brad Pitt'in hem başrolünde oynadığı hem de yapımcılığını üstlendiği Dünya Savaşı Z adıyla vizyona da girdi.

Dünya Savaşı Z'nin dört farklı versiyonu sinema salonlarında şu günlerde izleyicilerini bekliyor. Size tavsiyemiz alt yazılı ve 3D'li versiyonuna gitmenizdir.

                   

Dünya Savaşı Z'de anlatılan hikâye gerçekten çok etkileyici: Bir virüs hızla tüm dünyaya yayılmaktadır, bu virüsün bulaştığı insanlar on iki saniye ile on dakika arasında zombiye dönüşmektedirler. Zombiye dönüştükten sonra da insanlara saldırıp, onları ısırarak beslenmektedirler ve ısırdıkları her insan da zombiye dönüşmektedir.

Brad Pitt'in rolü (Gerry Lane) BM Genel Sekreter Yardımcılığı'dır; ancak Gerry ailesiyle ilgilenmek için görevini bırakmıştır.

Virüsün hızla Amerika'da da yayılması üzerine Gerry'nin eski çalışma arkadaşları onu ve ailesini bir helikopterle kurtararak henüz virüs bulaşmamış insanların toplandığı bir gemiye alırlar.

Gemide virüsün tedavisini arayan genç bir doktor vardır ve o doktorun gerekli bitkileri bulup tedaviyi uygulayabilmesi için bir uzak doğu ülkesine gitmesi gerekmektedir. Saha deneyimi olmayan doktoru koruma görevi Gerry'ye verilmiştir (aslında Gerry'ye başka bir seçenek bırakılmamıştır) ve Gerry bir uçak, doktor ve özel bir ekiple ailesini geride bırakıp yola koyulmuştur. Hikâyenin bundan sonrası ise heyecandan bir dakika bile yerinizde duramadan geçer.

Dünya Savaşı Z'nin senaryo ekibinde Zombi Savaşı kitabının yazarı Max Brooks da bulunmaktadır.

Bilimkurgu ve Fantastik romanlar okumayı seven biriyseniz Zombi Savaşı'nı mutlaka okuyun.

Max Brooks - Zombi Savaşı | Doğan Kitap, Bilimkurgu / Fantastik Roman, Çeviren Alican Karakaya, 326 sayfa, Ağustos 2010.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap