kolektif kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kolektif kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2013 Cuma

Köpek ve Yıldızlar

Köpek ve Yıldızlar

Köpek ve Yıldızlar, yazar Peter Heller'ın Türkçedeki ilk kitabı. http://kitapgalerisi.com'da %20 indirim ve aynı gün kargoya teslim | Kolektif Kitap, Roman, Çeviren İlke Doğan, 288 sayfa, 9786058611900, Eylül 2013.

Köpek ve Yıldızlar, kayıplarla dolu bir dünyada, tüm olanaksızlıklara rağmen aşkı, güzelliği ve yakınlığı yeniden keşfetmek için her şeyini tehlikeye atmaya hazır bir pilotun, hem savaşçı hem de hayalperest bir adamın ağzından anlatılan, insan olmanın anlamı üstüne nefes kesici bir kitap.

            

Köpek ve Yıldızlar'dan;

"Sanki bir ikiliğin içinde yaşıyordum, ölümün farklı tonlardaki griliklerini kaplayan mavileri ve yeşilleriyle hayatın yoğun ısrarından kaynaklanan bir ikilikte, ve ben birini diğerine eklemleyebiliyor, hangarın soğuk gölgesine adım atıp geri çıkmak kadar kolay bir şekilde birinden diğerine girip çıkabiliyordum. Ya da adım atmama gerek yoktu, o gölge, bir bulut gölgesi gibi tüylerimi diken diken ederek geçiyordu üzerimden.

Yaşam ve ölüm birbiriyle iç içe yaşıyordu. Bana öyle geliyordu. Ölüm hepimizin içindeydi, daha sıcak geceleri beklerdi, tehlikeli bir organizma, bir böcek, tıpkı şu an dağlarda ölen karaağaçtaki böcek gibi. Ve yaşam ölümün içindeydi, grip gibi güçlü ve inatçı. Olması gerektiği gibi."

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Edgar ve Allan Poe’nun Gizemli Serüvenleri 1 - Hikaye Başlıyor

Edgar ve Allan Poe’nun Gizemli Serüvenleri 1 - Hikaye Başlıyor

Edgar ve Allan Poe’nun Gizemli Serüvenleri 1 - Hikaye Başlıyor, Gordon McAlpine | Kolektif Kitap, Çocuk Roman, Çeviren Bilge Ceren Şekerciler, 190 sayfa, 9786058611931, Haziran 2013.

Edgar ve Allan Poe’nun Gizemli Serüvenleri, birinci kitapla çocukları selamlıyor. Bu özgün çocuk kitapları serisine tüm çocuklar büyük ilgi gösterecek.

Poe ikizleri, çok sevdikleri kedileri Roderick Usher kaçırılıp evden uzaklara götürülünce, amca ve yengeleriyle birlikte yollara düşerler. Yolculukları sırasında karmaşanın, gizemin ve pek tabii ki soruların ardı arkası kesilmez: İkizler birbirlerinin akıllarını nasıl okumaktadır?

Onlara yol gösteren tuhaf mesajları kim göndermektedir? Öbür Dünya’dan onlarla iletişime geçen Edgar Allan Poe’nun ta kendisi midir? Neden çılgın bir bilim insanı Poe ailesini yıllardır izlemektedir?

Gordon McAlpine, ilk kez çocuklar için yazıyor. Daha önce yetişkinlere pek çok kitap yazıp, kitaplarında büyülü gerçekçiliğe ve gizemli konulara yer vermiş. South California'da eşiyle beraber yaşıyor. 

Poe ikizleri hakkında daha fazla bilgi için www.The-poes.net, yazar hakkında daha çok öğrenmek istiyorsanız da www.gordonmcalpine.net sitelerini ziyaret edebilirsiniz.


- Hikâye Başlıyor: Sıradışı Bir Okul Günü -

Edgar ve Allan Poe sınıfın en arkasındaki sıralarında yan yana oturmuş uyukluyorlardı. Bir gece önce geç saatlere kadar en sevdikleri kitap serisi Gerçek Dehşet Öyküleri'nin son kitabını okuduklarından, şimdi kafa kafaya verip rüyalar âlemine dalmışlardı. Tıpkı uyuyan minik melekler gibi...

Aslında melek yakıştırması pek doğru sayılmazdı.

Poe ikizleri, neredeyse iki yüzyıldan beri okurlarını geceleri uyutmayan korkunç gotik öykülerin yazarı, büyük-büyük-büyük-büyük amcaları ünlü Edgar Allan Poe'ya inanılmaz benziyorlardı. Büyük-büyük-büyük-büyük amcaları ile gurur duyan Edgar ve Allan ona benzemekten memnundu. Üstelik bu benzerlikleri, onların sıradan çocuklarla karıştırılmaları ihtimalini de ortadan kaldırıyordu.

Çocukların büyük-büyük-büyük-büyük amcaları ile paylaştıkları tek şey dış görünüşleri değildi, nefes kesen ve beklenmedik heyecanlara duydukları iştah da ortak noktalardan biriydi.

Entrika, şifreli mesajlar, karanlık sırlar...

Gelgelelim bir açıdan çocukların zihinleri ünlü amcalarınınkinden bile tuhaftı. Eğer şu anda dış görünüşlerini bir tarafa bırakıp uykulu kafalarının içini görme fırsatımız olsaydı, şunu keşfedecektiniz:

Edgar, Allan olduğunu düşünüyordu.

Allan da Edgar olduğunu.

Tam o sırada sınıf öğretmenleri Bayan Rosecrans tel zımbayı masasına vurunca çocuklar sarsılarak uyandılar (Bayan Rosecrans'ın sınıf defterinin yanına bıraktığı şekerli çöreğe ulaşmak amacıyla zorlu bir yolculuğa çıkmış talihsiz bir karınca da bu arada kazaya kurban gitmişti). Şimdi ne Edgar gerçekte Allan olmadığından emindi, ne de Allan gerçekte Edgar olmadığından. Birbirlerine bakınca kendi yüzlerini gördüler. Her zaman başlarına gelirdi bu.

Pek büyütülecek bir şey değil yani.

---

Bu alıntı tanıtım amacıyla yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

11 Temmuz 2013 Perşembe

Kolektif Kitap'tan Murat Oğurlu Röportajı

# Kolektif Kitap'tan Murat Oğurlu Röportajı #

Kolektif Kitap bizim yakından takip ettiğimiz ve çok sevdiğimiz bir yayınevi. Yayımladıkları kitaplara herhangi bir okurun ilgisiz kalması mümkün değil. Yeter ki Kolektif Kitap'ın yayımladığı kitaplardan haberiniz olsun. Bunun için Kolektif Kitap'ın Facebook ve Twitter sayfalarını takip edebilirsiniz.

Kolektif Kitap'ın yayın yönetmeni Murat Oğurlu ile keyifli bir röportaj yaptık. Biz sorduk o içtenlikle cevapladı. Bakın Kolektif Kitap'ta neler oluyor...


1) Merhaba, Kolektif Kitap ilk kitabını 2012'de yayımlayan yeni ve dinamik bir yayınevi. Geçen bu bir yıllık sürede yaşadığınız heyecanları bizimle de paylaşır mısınız?

Uzun zamandır aklımızda olan bir projeydi Kolektif Kitap ve açıkçası işin en heyecan verici tarafı kitapların nasıl bir tepkiyle karşılaşacağıydı. Pek çok yayınevinin “riskli” bulacağı projeleri denemeyi tercih ettik genel olarak. Bunların başında da Grafik Kanon geliyor. 190 edebi eserin çizgi roman uyarlamasından oluşan kapsamlı bir antoloji ve aynı zamanda yoğun emek de isteyen bir çalışma. İlk iki cildini ABD’nin hemen peşinden dört ay gibi kısa bir arayla okurla buluşturabilmek ve teknik olarak orijinalinden daha iyi bir kitap üretmiş olmak (eserin ABD’li yayıncısı Seven Stories Press’in iltifatıdır) oldukça heyecan vericiydi.

2) Kolektif Kitap'ın kuruluşunu, amacını, logonuzu kısaca anlatır mısınız?

Medya araçlarının tamamının bu kadar kolay kontrol edilebildiği bir dünyada farklı fikirlere ulaşabilmenin neredeyse tek yolu kitap. Bizi de yayınevi kurmaya iten temel sebep bu aslında. Anlamlandırmaya çalıştığımız hayata dair “biraz daha bilgi” edinebilmek, kolektif hafıza, bilinç ve kolektif yaşam için gerekli kültürel birikimin oluşmasına katkıda bulunmak.

Bir kitabın okuruyla bir hayatı vardır. Merak ederek, farkında olarak, hatırlayarak, unutmayarak geçen her ömrün tarihi mutlaka kitaplardan oluşur. Ve bunlar kitabı eşsiz kılar... Kolektif Kitap, hem içerik hem de estetik bakımdan kitaba layık olduğu saygıyı göstermek üzere çıktı yola.

Logomuzun ne olacağı ilk karar verdiğimiz şeydi. En başından beri fil olmasını istiyorduk. Karanın en büyük memelisi ama otobur, iletişim özellikleri oldukça gelişkin, empati kurabilen ve büyük topluluklar halinde yaşayan bir canlı türü. Eğer yayınevinizin adı Kolektif ise logonuz fil olmalı.


3) Kolektif Kitap yayımladığı kitapları hangi kriterlere göre seçiyor? Şu ana kadar roman da bastınız, çocuk kitabı da, grafik roman da, felsefe metinleri de, şiir de...

Açıkçası belirli bir bakış açısıyla her alanda kitap yayımlamaya devam edeceğiz. Aslında pek çok yayınevinde bunu görmek mümkün. Yeni bir yayıneviyiz ama uzun soluklu bir planlama yaptık ve “bulaşacağımız” alanları da en başından belli etmek istedik. İlk kitaplarımızı belirlerken de özellikle sosyal bilimler ve bilim alanında iyi başlangıç kitapları üretmeyi hedefledik ve bunu sürdüreceğiz. Modern Dünyaya Yön Veren 50 Düşünür, Dünyayı Değiştiren 100 Fikir, Kayıp Kaşık, Seks ve Ceza, Hayali Söyleşiler (Freud, Picasso, Einstein ve Shakespeare) serimiz bu anlayışla tercih edilen kitaplar oldu. Çağdaş Düşünürlere Yeni Bir Bakış serimizde olduğu gibi biraz daha uzmanlık gerektiren alanlarda da kitap üretmeye devam edeceğiz.

İnsanlığın kendini ifade etme aracı olarak yazıdan da eski olan resim sanatını ise çok önemsiyoruz. Edebiyatla resim sanatı uyumu yakaladığında çok başarılı eserler çıkabiliyor ortaya. Resimli Başyapıtlar ve Grafik Kanon gibi kitaplar bizim için o yüzden çok önemli. Her alanda kitaplarımızı seçerken farklı bir bakışı açısı ve yenilik arıyoruz, özellikle edebiyatta.

4) Yeni bir yayınevi olarak fiyatı oldukça yüksek olan Grafik Kanon serisini basmaya nasıl cesaret edebildiniz? Gerçekten bravo!

Sağolun. Bunda samimiyim, hiç tereddüt etmedik. Ekim ayında seriyi tamamlıyoruz. Grafik Kanon’un neden bu kadar önemli bir çalışma olduğu o zaman daha iyi anlaşılacak sanırım. Levent Cantek Radikal Kitap’taki yazısında “uygarlık tarihi” diye bahsetmişti Grafik Kanon’dan. Gılgamış Destanı’ndan günümüze kadar dünya tarihinin öne çıkan 190 edebi eserinin çizgi roman uyarlamasını yayımlamak bizim için de çok önemli.


5) Türkçe kitaplarda ne durumdasınız? Şu ana kadar Evvel Sevda İçinde ve Yeryüzüne Rest bastığınız Türkçe kitaplar oldu. Kitap dosyasını hazırlayan biri de size başvurabilir mi?

Yeni bir yayınevi olmamıza rağmen epey bir dosya geliyor ve açıkçası çeviriden daha fazla önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemlerde Türkçe eserlerin yayınlarımız arasında daha fazla yer alacağını söyleyebilirim.

6) Kendinize örnek aldığınız yayınevleri var mı, yurt içinde ya da yurt dışında?

Çeşitli özellikleriyle takdir ettiğimiz, beğendiğimiz pek çok yayıncı var, hem yurtiçinde hem de yurtdışında. Ama örnek aldığımız bir yayınevi olduğunu söylemem zor.

7) Ülkemizde kitapların hâlâ istenilen düzeyde bir satış grafiği yakaladığını söyleyemiyor kimse. Siz bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kitap satışlarının istenen düzeyde olmaması biraz kapsamlı bir konu aslında. Pek çok sebebi var ama bizim haliyle kendi eksikliklerimizle ilgilenmemiz gerek. Öncelikle çok fazla kitap yayımlanıyor ve bu durum kitapların yeterince özenle hazırlanmaması, tanıtılmaması, sergilenmemesi ve doğal olarak da satılamamasına yol açıyor. Son 5 yılda 167 bin, sadece 2012’de 42 bin çeşit kitap yayımlandı. Kitap yayımlama çeşitliliğinde dünyada ilk on, okuma oranında doksanıncı sıralardayız. Bu açı farkının kapanması gerek. Daha az ama daha nitelikli kitaplar yayımlamalıyız. Sonuçta asgari ücretin sekiz yüz lira olduğu, insanların en temel ihtiyaçlarını bile karşılarken büyük sıkıntılar çektiği bir ülkede yaşıyoruz. Sektörün yükü çok sınırlı bir okur kitlesinde ve bu durum epey bir zaman değişmeyecek gibi.


8) Kitaplarınızın nitelikli olduğu küçük bir araştırma sonunda hemen anlaşılıyor. Sırf satsın diye kitap basmayacağınız belli, ki bu bizce çok güzel bir yayın politikası. Peki bu nitelikli kitapları okurlarınıza tanıtabildiğinizi düşünüyor musunuz? Yoksa küçük bir kesim tarafından mı biliniyorsunuz?

Yeterli değil ama kitaplarımızın özenli olmasının faydalarını gördük açıkçası. Görece biraz daha farklı fikirler ihtiva eden ve özenle hazırlanmış kitaplar basının da ilgisini çekti. Bir yılda Radikal Kitap’ta iki defa kapak olduk örneğin (Grafik Kanon ve Seks ve Ceza isimli kitaplarımızla). Yeni bir yayınevine göre hiç fena değil aslında ama henüz geniş kitleler tarafından bilinen ya da takip edilen bir yayınevi değiliz. Yayımladığımız kitapların bir kısmı daha iyi tanıtılabilseydi çok ciddi satış rakamlarına ulaşabilirdi; ama bunun için gerçekten “sıkı” bir reklam bütçesi oluşturmanız gerekiyor ki bizim tercih edebileceğimiz bir yol değil. Satışı saman alevi gibi parlayan kitaplar yerine bir kitabevinin rafında sürekli bulunması gereken kitapları tercih etmeye çalışıyoruz; bu durumda da ana akım medyanın dikkatini reklam bütçesi olmadan çekmeniz mümkün olmuyor.

9) İlk yılınızı geride bıraktınız, Kolektif Kitap önümüzdeki yıl hangi kitapları yayıma hazırlama aşamasında?

Yine pek çok farklı türden kitap yayımlayacağız. Grafik Kanon’un üçüncü cildi bu sonbahar çıkacak. Johnny Depp’in başında olduğu Infinitum Nihil’den çıkan Woody Guthrie’nin The House of Earth’ü, Maximillian Ponder’ın Muteber Beyni’nin yazarı J. W Ironmonger’ın ikinci kitabı The Coincidence Authority, Amerikalı yazar Lydia Millet’in My Happy Life adlı romanı ve Love in Infant Monkeys adlı öykü kitabı, Matt Haig’in The Humans’ı, Lars Iyer’in ilki Mayıs ayında çıkan üçlemesinin diğer kitapları Dogma ve Exodus, Rainer J. Hanshe’nin The Abdication’ı, Diane Broeckhoven’ın A Day with Mr. Jules’u, Peter Heller’ın The Dog Stars’ı, Brom’un Peter Pan’in öyküsünü bambaşka bir şekilde aktarıp resimlediği The Child Thief, Chris Beckett’ın bu sene Arthur C. Clarke Ödülü’nü alan Dark Eden’ı, çocuk okurlar için Michael Erb’ün hava durumu dedektifi bir çocuğun öyküsünü anlattığı Kelvin McCloud and the Seaside Storm’u yayın programımızdaki edebiyat kitaplarından.

Edebiyat dışında ise W. J. T Mitchell, Bernard E. Harcourt ve Miachael Taussig’in üç farklı incelemesinin yer aldığı Occupy, Çağdaş Düşünürlere Yeni Bir Bakış serimizde yer alan Baudrillard, Deleuze, Derrida; Philip Ball’un bilim dünyasını keşiflere iten “merak”ı konu eden Curiosity’si, daha önce yayımladığımız Kayıp Kaşık’ın yazarı Sam Kean’in DNA’nın tarihini incelediği The Violinist’s Thumb, David Hendy’nin ses ve gürültünün tarihini kaleme aldığı Noise’u, Stephen Lowenstein’ın önemli yönetmenlerle ilk filmleri üzerine yaptığı röportajlardan oluşan My First Movie’si, Margaret Atwood’un bilimkurgu ve hayal gücü ikilisi üzerine yazdığı In Other Worlds: SF and the Human Imagination’ı, Mason Currey’nin ünlü sanatçılarla yazarların günlük çalışma ritüellerini bir araya getirdiği Daily Rituals’ı, Routledge’ın film türlerinin incelendiği Routledge Film Guide Books adlı yedi kitaplık serisi yayın programımızda yer alıyor.

10) Bu röportajın ulaştığı herhangi bir okur için hiç bilinmediğinizi varsayarsak, sizi hiç bilmeyen bir okura kendinizi nasıl ifade edersiniz?

Kolektif bilinç, kolektif hafıza, kolektif yaşam adına daha çok kitap...

--- KitapGalerisi adına Tuna Bahar



J. W. Ironmonger - Maximilian Ponder’ın Muteber Beyni | Kitaptan okuma parçası

# J. W. Ironmonger - Maximilian Ponder’ın Muteber Beyni | Kitaptan okuma parçası #

J. W. Ironmonger - Maximilian Ponder’ın Muteber Beyni | Kolektif Kitap, Roman, Çeviren Elif Ersavcı, 380 sayfa, Mart 2013.

J. W. Ironmonger, Doğu Afrika'da doğup büyüdü. Zooloji doktorası yaptı, hatta bir zamanlar tatlı su sülükleri konusunda uzmandı. J. W. Ironmonger The Good Zoo Guide kitabını yazdı, takımıyla birlikte Shakespeare'i hızlı okuma alanında dünya rekoru kırdı ve yüz sterlinlik bir külüstürle Büyük Sahra'yı geçti. Günümüzde karısı Sue'yla birlikte Shropshire kırsallarında yaşıyor ve iki yetişkin kızı var. Maximilian Ponder’ın Muteber Beyni yazarın ilk romanı.

Maximilian Ponder, her anısını kaydetmek amacıyla otuz yıl boyunca hayattan elini ayağını çeker. Ama şimdi, insan zihninin haritasını çıkarmaya yardım edecek defterler ve günlüklerden oluşan başyapıtı Katalog’un ortasında ölü halde yatmaktadır. Ancak arkadaşı Adam Last’ın polisi arayıp Max’in öldüğünü haber vermeden önce, projenin tamamlanabilmesi adına yerine getirmesi gereken korkunç bir görevi vardır.

Maximilian Ponder’ın Muteber Beyni, insan zihnini ve anıları anlamak için ömür boyu süren bir arayışa ve hayata dair etkileyici bir roman...


- 1 -

Max

Maximilian Ponder çalışma odasındaki yemek masasının üzerinde sırtüstü yatıyor, kendisi ölü. Bu mutlaka bilmeniz gereken bir şey; en baştan söylemeli.

Max masanın Fransız yapımı, II. Henry dönemi tarzı, sağlam torna ayaklarının ortaları oymalı, zarif abanoz ve sandal kakmalı, ceviz ağacından ve açılır kapanır bir masa olduğunu da bilmenizi isterdi eminim. Fransız mobilyacı Nicholas Rastin tasarımı ve muhtemelen 1900'ler civarından kalma bir masa bu. Rastin'in nezaretinde Paris'te bir atölyede yapıldığı da hemen hemen kesin. İşte böyle. Max bu tip detaylara çok dikkat ederdi.

Max'i masaya taşırken cilalı yüzeyi çizmemeye çok özen gösterdim. Bir çiziğe sebep olmak Max'in hiç hoşuna gitmezdi çünkü. Ayakkabılarıyla metal tokalı devekuşu derisi kemerini (bunların geçmişini bilmiyorum) çıkardıktan sonra paket gibi kaldırıp koydum onu masaya. Max ağır bir adam değildir, doğruya doğru, ama ben de eskisi kadar formda değilim. Önümüzdeki saatlerde kan su gibi akacak burada, bu yüzden birkaç banyo havlusunu ekmek tahtasına dolayıp başının altına koydum. Kan Rastin masaya iyi gelmez diye tahmin ediyorum, elimden geldiğince silsem iyi olacak. Gerçi kim bilir, belki de cilalı ceviz masalar için çok faydalıdır kan. Ama sorun da bu ya, bu tip şeylerde pek deneyimim yok. Ölüm yahut kafa kesme konusunda çok az deneyim sahibiyim; Fransız cilaları konusunda ise koca bir sıfırım doğrusu.


Anlamışsınızdır herhalde, hayatımda ilk kez ceset görüyor değilim; ne var ki sırtlanıp masaya koymak zorunda kaldığım ilk ceset Max'inki. Yerde de bırakabilirdim tabii ama bu biraz saygısızca görünebilirdi. Üstelik, masa konusunda şüphelerim de olsa, kanın halıya iyi gelmeyeceğinden yüzde yüz eminim. Ama asıl sebep bu değil. Yapmam gereken hâlâ çok şey var ve Max yerde kendi kusmuğu içinde yatmaya devam etseydi işler biraz güçleşirdi. Onu salondaki kanepede bıraksam her şey daha kolay olurdu belki, düşünmedim değil; ama en sonunda Rastin masada karar kıldım. Max'in kitaplığındaki, hayatının otuz yılını geçirdiği odadaki masa bu. Sayısız yemekte birlikte oturduğumuz masa; sırmalı ağır perdelerin ardında dünyadan gizlenmiş. Onu burada bırakmak daha münasip geldi kısacası. Üstelik sert ve sağlam bir zemine ihtiyacım olacak.

Polisi henüz aramadım. Önce yapılması gereken şeyler var. Nihayetinde gelmek zorundalar tabii. Hem polisler hem de başkaları. Patologlar mesela. Hatta gazeteciler. Max'in hoşuna giderdi bu. Nasıl olduğunu öğrenmek isteyecekler, bende bütün hikâyeyi anlatmak zorunda kalacağım. Yakın zamanlı olayları anlatmak kolay olacak; bu olay şu zaman oldu, öbürü bu zaman oldu, ben o sıralar şöyle şöyle bir yerdeydim, Max başka bir yerdeydi falan. İsterlerse detaylı bir dosya hazırlayabilirim onlara.

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Francisco Goldman - Sevgiliye Veda | Kitaptan okuma parçası

# Francisco Goldman - Sevgiliye Veda | Kitaptan okuma parçası #

Francisco Goldman - Sevgiliye Veda | Kolektif Kitap, Roman, Çeviren Sevinç Kayır, 360 sayfa, Şubat 2013.

Ünlü roman yazarı Francisco Goldman, Aura Estrada’yla evliliklerinin ikinci yılında gecikmiş balayılarını kutladıkları sırada, genç eşi sörf yaparken boynunu kırarak hayatını kaybeder. Aura’nın ailesi kızlarının ölümünden Goldman’ı sorumlu tutar. Suçluluk duygusuna yenik düşen yazar da ölmek ister. Ne var ki sonra büyük aşkını, tarifsiz kaybını, saf aşkın yerini alan o korkunç kederi anlatacağı Sevgiliye Veda’yı yazmaya karar verir ve hayatının aşkını adeta yeniden hayata döndürür.

                   

- 1 -

Aura 25 Temmuz 2007'de öldü. İlk ölüm yıldönümünde Meksiko'ya gittim, çünkü olayın gerçekleştiği yerde, Pasifik kıyısındaki o kumsalda olmak istedim. Şimdi, bir sene içinde ikinci defa yanımda o olmadan Brooklyn'e geri dönüyorum.

Aura ölmeden üç ay önce, 24 Nisan'da 30 yaşına basmıştı. Evliliğimizin ikinci senesinin dolmasına yirmi altı gün kalmıştı.

Aura'nın annesiyle dayısı onun ölümünden beni sorumlu tuttu. Ben de suçlu olduğumu düşünmüyor değilim. Juanita'nın yerinde olsaydım, kendimi parmaklıklar ardında görmek isteyeceğimi biliyorum. Fakat onun ve erkek kardeşinin sandığı sebeplerden ötürü değil.

"Şu andan itibaren, bana söylemek istediğin bir şey varsa yazarak iletebilirsin." Aura'nın dosyası Leopoldo, telefonda Aura'nın annesinin aleyhime açtığı davada onun avukatlığını üstlendiğini söylerken bana böyle dedi. O günden beri konuşmadık.

Aura. Aura ve ben. Aura ve annesi. Annesi ve ben. Bir sevgi - nefret üçgeni ya da her neyse. Mi amor, bu olanlar gerçek mi?

Ou sont les axolotls? (Aksolotllar nerede?)

Aura ile annesi Meksiko Havaalanı'nda vedalaşırken, Aura gece onun evinden çıkarken ya da restoranda yedikleri yemeğin ardından birbirlerinden ayrılırken, annesi her seferinde elini kaldırıp Aura'nın başının üzerinde bir haç çizer ve Guadalupe Bakiresi kızını korusun diye kısa bir dua mırıldanırdı.

(...)

Kim böyle bir şey için ağlar? diye düşündüğümü hatırlıyorum. Onun gözyaşlarını öpüp tuzlu sıcaklığını içime çektim. Aksolotlların orada olmamasının Aura'yı bu kadar derinden etkilemesinin sebebi her neyse, Cortazar'ın öyküsünün sonunda aksolotlun adamın bir öykü yazarak ortaya çıkarmasını umut ettiği gizemin bir parçası olmalıydı. Aura olmanın nasıl hissettirdiğini öğrenebilmeyi diledim hep.

Defterine, "Ou sont les axolotls?" yazdı. Neredeler?

---

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

KitapGalerisi Facebook / KitapGalerisi Twitter

2 Temmuz 2013 Salı

Lars Iyer - Kuşku | Kitaptan okuma parçası

# Lars Iyer - Kuşku | Kitaptan okuma parçası #

Yazar ve filozof Lars Iyer'in asap bozucu komiklikteki ilk romanı Kuşku düşünememekten muzdarip iki düşünürün hikayesini anlatıyor. W. düşünemiyor, çünkü bir şekilde her şey bir türlü anlayamadığı matematiğe ve bir türlü inanamadığı Tanrı’ya çıkıyor. Lars ise (W.'ye göre) çok daha basit bir sebeple, aptalın teki olduğu ve evinde kendi kendine bir din kuran rutubetin etkisinden kurtulamadığı için düşünemiyor.

                         

W.'nin üzerinde berbat bir etkim var, herkes öyle söylüyormuş. Neden benimle takılıyor? Ne çıkarı var bundan? İnsanlar başlarını sallıyormuş iki yana. W. açıklamaya çalışıyormuş. Ben açıklanması gereken bir şeymişim. Herkese hesap vermesi gerekiyormuş benim yüzümden. Neden böyle?

Ben hesap vermek zorunda hissetmiyorum kendimi. "Sorun da bu zaten," diyor W. Utanma yokmuş benim kitabımda. Hinduizmimle alakalı olabilirmiş bu. "Siz antik bir halksınız, masumsunuz, utancın ağırlığı yok omuzlarınızda." Öte yandan, sebep sadece aptallığım da olabilirmiş. "Sen benden daha özgürsün," diyor W., "ama daha aptalsın. Masum bir aptallık bu, ama yine de aptallık."

Onun hayatındaki büyük rolüm, kürsüden kaçmasına yardım etmemmiş. Kürsüden inmiş şimdi, yerdeymiş, şempanzelerin arasında.

W. gümbür gümbür geldiğim zamanı hatırladığını söylüyor. Eskiden sorduğum soruları soruyor, sorularımın kubbeli tavanlarda nasıl yankılandığını. "O zaman çok zeki görünüyordun," diyor. Omuz silkiyorum. "Ama yazdıklarını okuduğumuzda..." cümlesini bitirmiyor.

Senin gümbür gümbür geldiğin zamanlar oldu mu, diye soruyorum. Olmuş. W.'nin altın çağı. Herkes ona saygı duyuyormuş. Neler bekliyorlarmış ondan! Her sabah uyandıktan sonra, gece yatağa girene kadar okuyup notlar alıyormuş. Odasından yatağından, çalışma masasından, defter ve kitaplarından başka bir şey yokmuş. Dışarı çıkmazmış, içmezmiş, sadece okur ve not alırmış, günlerce. Sonra ne oldu? "İçmeye başladım," diyor. "Çok fazla içki, çok fazla sigara." Neden içiyordun? "Bir kıyamet hissi yerleşti içime," diyor W. "Hiçbir şeyin anlamı yokmuş gibi."

W. kekemeliğimden etkileniyor. "Hem kekeliyor, hem de geveliyorsun konuşurken. Kelimelerin yarısını yutuyorsun." Beni her gördüğünde daha da kötüleşiyormuş durumum. En basit kelimeler bile alt edebiliyormuş artık beni. Belki de mini-felçler geçiriyormuşum. Bu her şeyi açıklayabilirmiş. "Bak şimdi yine oldu, değil mi?"

"Belki de," diye fikir yürütüyor W., "kekemeliğin ve gevelemelerin utanç belirtisidir." Utanma kabiliyetim olduğunu düşünmezmiş hiç, ama yanılıyor olabilirmiş. "İçindeki bir şey durmadan saçma sapan konuştuğunu bildiği için utanıyor belki de, ağzından dökülen sonu gelmez zırvaları engellemeye çalışıyor."

"Aslında içte içe bunu hep biliyordun, değil mi?" diyor W. "Öğretmenlerin karnene öyle yazmamış mıydı? Lars kekeliyor ama bundan rahatsız gibi de görünmüyor." Neden rahatsız olmuyordum? W.'nin merak ettiği şey bu. Kekeleyerek utancımı belli ediyorum diye bu utançtan kurtulabileceğimi mi sanıyordum yoksa? "Utancından utanmıyorsun, mesele bu." Utancım beni düşündürmüyormuş. Hiçbir şeyi değiştirmiyormuşum bu yüzden.

Yahudi yahut Katolik olmamamla ilgiliymiş bu temelde. Sadece Yahudiler ya da kendisi gibi Katolikler (W.'nin ailesi sonradan Hıristiyan olmuş) utançlarından utanabilirmiş.

---

Lars Iyer - Kuşku | Kolektif Kitap, Roman, Çeviren Elif Ersavcı, 212 sayfa, Mayıs 2013.

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

24 Mayıs 2013 Cuma

Eric Berkowitz - Seks ve Ceza | Kitaptan okuma parçası

# Eric Berkowitz - Seks ve Ceza | Kitaptan okuma parçası #

Eric Berkowitz, Seks ve Ceza’da antik çağlardan beri seks dürtüsünün dizginlenmeye çalışılmasını ve bu dürtünün her türlü girişime karşı koyuşunu anlatıyor. Mezopotamya’dan 19. yüzyılın sonuna kadar tecavüz, zina, ensest, kürtaj, eşcinsellik, hayvanlarla seks ve fuhuş gibi günümüzde de hâlâ tartışılan konuların ne şekillerde ele alındığını; dinle şekillenen seks ayinleriyle cadı avlarını; pornografi ve sansürün hangi şartlar altında geliştiğini, kısacası arzuyu yargılamanın dört bin yıllık tarihini gözler önüne seriyor.


- 1 -

Dürtüyü Kanalize Etmek: İlk Seks Yasaları

Mezopotamya'daki dört bin yıllık bir cinayet vakasının kayıtları çarpıcı bir şekilde şimdiye kadar hiç bozulmadan gelmiştir. Yıllarca yapılan arkeolojik kazılar, vakayı ayrıntılarıyla anlatan çeşitli nüshaları ve çivi yazısı kil tabletleri ortaya çıkarmıştır. Kurbanın, bu uygarlığın en önemli tanrılarından Enlil'in başrahiplerinden Lu-İnanna olması ve cinayetin kutsal şehir Nippur'da işlenmesi göz önüne alındığında, kayıtların kopyalanması anlaşılırdır. Davanın açıldığı dönemde Nippur, binlerce yıldır sürekli mesken tutulagelmiş bir yerleşim yeridir.

Asıl mesele seks olsa da suçlama nedeni cinayetti. Suçlananlar azat edilmiş iki eski köle, bir erkek köle, bir de Lu-İnanna'nın dul karısı Nin-Dada'ydı. Suçun ciddiyeti ve kurbanın yüksek konumu göz önüne alındığında dava ilk olarak yakınlardaki Isin'de bulunan krala aktarıldı. Kral davayı iyice inceledikten sonra dokuz üyeli Nippur Meclisi'ne havale etti.

Dava meclise geldiğinde, hiç kimse ne Lu-İnanna'nın üç erkek zanlı tarafından öldürüldüğünden şüphe ediyor, ne de yaptıklarını Nin-Dada'ya anlattıklarından kuşkulanıyordu. Geriye kalan en önemli nokta ise Nin-Dada'nın neden hemen katilleri yetkililere teslim etmediğiydi. Bunun yerine kayıtlar "ağzını açmayıp örtbas etti," diyor. Cinayete o da mı karışmıştı? Eğer öyleyse, kazığa oturtularak infaz edileceği kesindi. Eğer öyle değilse, ağzını açmamış olması nasıl bir suç olabilirdi?

Öncelikle, biraz hukuk: Mezopotamya'da, özellikle de işin içinde seks varsa, başkalarının kötü davranışlarını bildirmemek yasaktı. (Fahişelerin peçe takmasına izin verilmeyen Asur'da da durum darklı değildi; eğer bir adam bir fahişenin peçe taktığını görüp de bildirmemişse kırbaçlanarak, başına at yularına benzer bir ip dolanır ve alay edilsin diye şehirde dolaştırılırdı.) Mezopotamya'da garsonlardan içki içen müşterilerin konuşmalarına kulak misafiri olmaları istenirdi. Şayet suç teşkil eden bir şeyi duydukları halde bildirmezlerse, ölüm cezasına çarptırılırlardı. Zina, en azından kadınların işlediği, ağır ceza gerektiriyordu. Kocasına karşı entrika çeviren sadakatsiz kadın en feci cezaya çarptırılırdı: Uzun bir direğe bağlanarak halkın gözü önünde yavaş yavaş ölüme terk edilmek.

Nin-Dada'nın katillerinden herhangi biriyle cinsel ilişkiye girdiği veya kocasının öldürülmesinde payı olduğuna dair herhangi bir kanıt yoktu. Meclis'in önünde iyi savunulsaydı, davadan kurtulabilirdi. Fakat "sözde" avukatları daha kötü bir iş çıkaramazlardı. "Zayıf kadın" savunması yaparak, Nin-Dada'nın çok çaresiz ve kolayca gözdağı verilen biri olduğu için sessiz kalmaktan başka çaresinin kalmadığını söylediler. Sanki bu sav yeterince beceriksizce değilmiş gibi, daha da ileri giderek cinayete karışmış olsa bile "bir kadın olarak... yapacak başka bir şeyi olmadığı için," masum sayılması gerektiğini savundular.

Aradan dört bin yıl geçtikten sonra, uzun zamandır ölü bir dilden yapılan tercümede, Meclis'in verdiği tepkinin öfkesi tabletlerden kor gibi yükselmektedir:

"Kocasına değer vermeyen bir kadın, kocasının bir düşmanını tanıyor olabilir... O düşman da kadının kocasını öldürebilir. Daha sonra bunu kadına bildirebilir. Bu durumda kocasını öldüren kadın değil midir? Hatta kadının suçu adamı fiilen öldürenlerin suçundan daha ağırdır."

"Tanımak" sözcüğünün Sümercedeki karşılığı aynı zamanda "seks yapmak" demektir ve Nin-Dada'nın kocasının öldürülmesinden sonra sessiz kalması bu bilgiye ne denli aç olduğuna Meclis'in ikna olmasına yetmişti. Meclis, kadını zayıf görmeyi bir yana bırakın, cinayetin intikamını almak için her tür gözdağına cesurca karşı koyması gerektiğine kanaat getirmişti. Nin-Dada ölüm cezasına çarptırıldı.

Sözün kısası, Mezopotamyalı bir karı kocanın hayatları ve ölümlerinde adam bilinmeyen bir nedenle, kadın da kocasının anısına saygısızlıktan öldürülmüştü. Onlar çoğumuzun bilmediği ve üstelik uzmanların da pek anlamadığı bir dünyada yaşıyorlardı.

---

Eric Berkowitz - Seks ve Ceza "Arzuyu Yargılamanın Dört Bin Yıllık Tarihi" | Kolektif Kitap, Çev. Orhan Düz, 428 sayfa.

Bu alıntı tanıtım amaçlı yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

10 Mayıs 2013 Cuma

Lars Iyer - Kuşku

# Lars Iyer - Kuşku #

Lars Iyer'in, düşünememekten müzdarip iki düşünürün yolculuğunu anlattığı "Kuşku" 16 Mayıs'ta...

"Hastalıklı bir şey var bizde, bozulmuş bir şey. Ama sadece bizimle ilgili değil bu, bütün dünyayla ilgili. Sismograf gibiyiz bir bakıma; dünyanın büyük dehşetlerini bağırsaklarımızda hissediyoruz. Bu yüzden sürekli hastalanıyoruz. Bu hastalıklı sistem yüzünden."

                                  
                                             

Yazar ve filozof Lars Iyer'in asap bozucu komiklikteki ilk romanı Kuşku düşünememekten muzdarip iki düşünürün hikayesini anlatıyor. W. düşünemiyor, çünkü bir şekilde her şey bir türlü anlayamadığı matematiğe ve bir türlü inanamadığı Tanrı’ya çıkıyor. Lars ise (W.'ye göre) çok daha basit bir sebeple, aptalın teki olduğu ve evinde kendi kendine bir din kuran rutubetin etkisinden kurtulamadığı için düşünemiyor.

İki adam dünyanın sona ermek üzere olduğundan endişeleniyorlar; kendilerine bir amaç yaratmak, delirmiş bir dünyada aklı başında kalmak ve kendilerine ait bir düşünce bulabilmek tek dertleri. Kitap sonunda bir cevap değil, daha çok soru veriyor bize. Tutunabileceğiniz bir dal bırakmıyor. Ama kitabın cazibesi burada. Yenilmekle ilgili bir kitap bu. Hep daha iyi yenilmekle.

"Ama çok geç olmayacak mı? İş işten geçmeyecek mi? Belki de böyle olması gerekiyordur: Düşünce, onu göremeyenler, çoktan dibe batanlar için yanıyordur sadece. Aynanın öteki tarafındadır belki de, bakanlar yalnızca kendi aptal yüzlerini görüyordur. Peki biz ne görüyoruz tren camlarının yansımalarında?"

Lars Iyer - Kuşku | Kolektif Kitap, Çağdaş Dünya Edebiyatı / Roman, Çev. Elif Ersavcı, 212 sayfa, Mayıs 2013.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

19 Nisan 2013 Cuma

Seks ve Ceza

# Seks ve Ceza #

                                 

Kolektif Kitap çok yakında yepyeni bir diziye başlıyor. İnceleme - Araştırma kitaplarının yayımlanacağı dizinin ilk kitabı Seks ve Ceza adını taşıyor. Kitaptan hemen sıcağı sıcağına bir alıntı paylaşalım dedik:

Kayıtlı tarihin en eski zamanlarından bu yana yasa koyucular, insanların cinsel hazları nasıl yaşayacaklarına dair sınırlamalar getirmeye çalışmışlar ve bunları pekiştirmek için, Mezopotamya’da sadakatsiz kadınların yavaşça kazığa oturtulmasından tutun da, ABD’de mastürbasyon yapanların kısırlaştırılmasına varıncaya kadar bir dizi denetim ve cezaya başvurmuşlardır. Tarihin her döneminde bazı cinsellik biçimleri teşvik edilirken, diğerleri amansızca cezalandırılmıştır. Bir ya da iki asır geriye veya ileriye gittiğimizde ya da bir ülke sınırını geçtiğimizde, bir toplumun zararsız eğlencesinin bir başkasının en ağır sucu olduğunu görürüz. Bu kitap da size bu hikayeyi anlatmayı amaçlıyor."


Tanıtım Bülteni:

Yatak odasından mahkeme salonuna...

- Seks hukukunun hayret verici tarihi... -

Kraliyet metresleri, eşcinsel at arabası yarışları, ortaçağ travestileri, cadılar, keçi seviciler, rahibe fahişeler ve Londralı kiralık oğlanlar gibi aykırı oyuncuların renklendirdiği seks tarihindeki bir çağ ve toplumda hoşgörülen davranışlar bir ötekinde en ağır şekilde cezalandırıldı. Ancak seks dürtüsü antik çağlardan beri kendini dizginlemeye çalışan her türlü girişime karşı koydu. 

Seks ve Ceza, dört bin yıllık cinsellik, din ve mülkiyet üçgeninin açılarının çok da değişmediğini gösteriyor bizlere.

"Elbette tecavüz, zina, ensest ve seks hukuku alanına giren diğer tüm meseleler insanlığın varoluşundan beri vuku bulmuştur. Değişen tek şey, insanların birbirlerinin bedenlerini kontrol etmek için kullandıkları yöntemler ve bu yöntemleri kullanma gerekçeleridir."

Eric Berkowitz Antik Mezopotampa'da zina yapan bir kadının kazığa oturtulmasından başlayıp 1895'te Oscar Wilde'ın "büyük ahlâksızlık" suçuyla hapis cezası aldığı döneme kadarki seks hukukunun uzun tarihini gözler önüne seriyor.

"Seks ve Ceza, seks ve günah üzerine dudak uçuklatan bilgilerle dolu." - Guardian

"Ustalıkla yazılmış aydınlatıcı bir yapıt." - Literary Review

29 Mart 2013 Cuma

Yeni Bir Bakışla Adorno

# Yeni Bir Bakışla Adorno #

                                              

Kolektif Kitap'ın Yeni Bir Bakışla serisinin 2. kitabı geliyor. Bu sefer konuk Theodor W. Adorno!

Yeni Bir Bakışla: Adorno, Geoff Boucher'ın kaleminden, Murat Özbank'in çevisirinden okuyabileceğimiz bir kitap.

Son dönem çok iyi kitaplar çıkaran Kolektif Kitap adını bu kitapla daha geniş kitlelere duyuracaktır.

Yeni Bir Bakışla: Adorno'nun çıkış tarihi 7 Nisan 2013.

Güncelleme: Yeni Bir Bakışla: Adorno 8 Nisan 2013'te çıkmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

21 Mart 2013 Perşembe

Akıl ve mücadelede haklılık

                                              

Modern Dünyaya Yön Veren 50 Düşünür kitabından:

"Salamanca’da oldukça hararetli geçen halka açık bir söyleşide, faşist Jose Millan-Astray y Terreros (1879-1954) 'Entelijansiya’ya ölüm!' diye bağırdığında Unamuno, 'Burası akıl sahibi kimselerin tapınağıdır ve ben de baş rahibiyim. Sen bu tapınağın kutsal varlığını kirletiyorsun. Kazanacaksın çünkü kaba güce sahipsin. Ama inandıramayacaksın. İnandırabilmek için ikna etmek gerekir ve ikna etmek için gereken şeyler sende yok: akıl ve mücadelende haklılık.'


Modern Dünyaya Yön Veren 50 DüşünürStephen Trombley, Çev. Gonca Gülbey, Şubat 2013, Kolektif Kitap.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

28 Aralık 2012 Cuma

Yeni kitap: "Barbara Bolt - Yeni Bir Bakışla Heidegger"


"Barbara Bolt - Yeni Bir Bakışla Heidegger" Kolektif Kitap

“Çağdaş Düşünürlere Yeni Bir Bakış” serisi büyük düşünürlerin fikirlerini, görsel sanatlar, filmler, televizyon programları, mimarlık, moda ve hatta bilgisayar oyunlarından örneklerle gözler önüne seriyor...

Heidegger söz konusu olduğunda, genel olarak onun okunması ve anlaşılması çok zor metinler kaleme aldığı görüşü hakimdir. İşte Barbara Bolt’un bu kitabı Heidegger’e ilgi duyan okurun bu güçlüğü aşmasına yardımcı olacak özgün bir rehber niteliği taşıyor.

Yazar başta sanatçılar ve sanat öğrencileri olmak üzere, sanat ve felsefe ile ilgilenen herkesin onun bakış açısını anlayabileceği bir okuma olanağı sunuyor. Barbara Bolt, Heidegger’in en ünlü çalışması Varlık ve Zaman da dahil olmak üzere, felsefecinin sanata ilişkin en önemli metinlerinin yakın bir okumasını sunarak, günümüzdeki sanat ve sanat endüstrisine nasıl eleştirel bir noktadan yaklaştığını görmemizi sağlıyor. Bunu da Sophie Calle, Anish Cooper ve Anselm Keifer gibi uluslararası sanatçıların işleri üzerinden yapıyor.

Barbara Bolt, Melbourne Üniversitesi Victorian College of the Arts and Music’te dekan yardımcılığı görevini sürdürüyor. Aynı zamanda kendisi de sanatçı olan yazarın diğer kitapları arasında, Art Beyond Representation: The Performative Power of the Image (Tasvirin Ötesindeki Sanat: İmajın Edimsel Gücü – I.B. Tauris, 2004) ve Practice as Research: Approaches to Creative Arts Enquiry (Araştırma olarak Pratik: Yaratıcı Sanat İncelemelerine Giriş – I.B. Tauris, 2007) bulunuyor.

Barbara Bolt, Yeni Bir Bakışla Heidegger, Çev. Murat Özbank, Ocak 2013, Kolektif Kitap.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

4 Aralık 2012 Salı

“Yılın grafik edebiyat olayı Grafik Kanon çıktı"


“Yılın grafik edebiyat olayı Grafik Kanon çıktı"

EFSANEVİ GRAFİK SANATÇILARI VE İLLÜSTRATÖRLER İLE DÜNYA EDEBİYATININ ÖNE ÇIKAN ESERLERİ BİR ARADA!

GILGAMIŞ DESTANI’NDAN SHAKESPEARE ve TEHLİKELİ İLİŞKİLER’E

“Çizgi roman standartlarını yükselteceğe benziyor!” Library Journal

“Gılgamış Destanı’yla başlayan... bu kitap fazlasıyla ince zeka, güzellik, toplumsal eleştiri ve şaşırtmaca barındırıyor.” Kirkus Reviews

“Yılın grafik edebiyat olayı!” Publisher’s Weekly

Okurlara hem görsel hem de edebi bir şölen sunan, görkemli ve eşi benzeri olmayan ÜÇ CİLTlik GRAFİK KANON’da dünyanın öne çıkan 190 EDEBİYAT ESERİ 130’DAN FAZLA SANATÇI tarafından yorumlanıyor.

Çizgi roman severlerin dünyanın önemli illüstratörlerinin işlerini bir arada bulacağı, edebiyat severlerin ise klasik metinlerin çizgilerle buluşmasından mest olacağı ve belki de şimdiye dek fazla haşır neşir olmadıkları çizgi romanlara ilgilerinin artacağı bu yaratımın 1. Cilt’i bizi dünya edebiyatının ilk örnekleriyle görsel bir yolculuğa çıkarıyor. Yalnızca aşina olduğumuz değil, belki de ismini ilk kez duyduğumuz eserlerin çizgilerle dansı insana bambaşka bir bakış açısı sunuyor.

Gılgamış Destanı, İlyada, Gareth Hinds’in suluboya çalışması Odysseia, Aeneis, Beowulf ve 1001 Gece Masalları’na ek olarak sonraki döneme ait İlahi Komedya ve Canterbury Masalları (her ikisi de Seymour Chwast’ın kaleminden) ile Yitik Cennet gibi edebiyat tarihinin en büyük destanlarının yanı sıra Antik Yunan’dan çıkmış iki önemli tiyatro oyunu olan Euripides’in trajedisi Medea ve Aristofanes’in müstehcen komedisi Lysistrata’nın göz kamaştırıcı uyarlamaları bu sanatsal/edebi şölenin konuklarından.

Daniel ve Ester kitapları, Rick Geary’nin Vahiy Kitabı uyarlaması, Dao de Jing, Mevlana’nın Yedi Öğüt’ü, Mayaların kutsal kitabı Popol Vuh gibi dünya dinlerinin edebiyatının yanı sıra Doğu kanonunun önemli yapıtlarından Genji’nin Hikayesi, Hagoromo, Sharon Rudahl’ın uyarladığı ve Çin edebiyatının altın çağına ait üç şiir ve Tibet Ölüler Kitabı da bu külliyata dahil.

Shakespeare’in en önemli yapıtlarından Kral Lear, Bir Yaz Gecesi Rüyası ve iki sonesi, Platon’un Şölen’i, Gulliver’in Gezileri, Candide, Kadın Hakları için Bir Savunma, Rönesans dönemine ait aşk ve tutku şiirleri ile efsanevi Will Eisner’ın Don Quijote uyarlaması da burada. Bir Kızılderili halk masalı, İnka oyunu, Sappho’nun şiirlerinden parçalar, Benjamin Franklin’in denemeleri, Robert Crumb’ın pek fazla bilinmeyen, felsefi tartışmalar ve kaba saba zamparalıklarla dolu Londra Günlüğü uyarlaması, Abelard ile Heloise’in aşk mektupları, Molly Crabapple’ın resimlediği Tehlikeli İlişkiler ve daha fazlası şölenin diğer konukları arasında.

Russ Kick editörlüğündeki Grafik Kanon’un 2. Cilt’i Bronte Kardeşler’den Dorian Gray’in Portesi’ne, 3. Cilt’i ise Joseph Conrad’ın Karanlığın Yüreği adlı romanından Hemingway’e ve David Foster Wallace’ın Infinite Jest’ine kadar uzanıyor.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

8 Kasım 2012 Perşembe

"Einstein ile söyleşiye davetlisiniz..."


"Einstein ile söyleşiye davetlisiniz..."

Ancak başkaları için yaşanan bir hayat, yaşamaya değer bir hayattır

Bilimin gizemleri sonsuz. Hep böyleydi, böyle olmaya da devam ediyor. Bu gizemlere en fazla yaklaşan insanlardan biri olan Albert Einstein uzay, mekan ve zaman kavramlarımızın algısını tamamen değiştirdi. Hayali Söyleşiler serisinin bu kitabıyla, Nobel Fizik Ödüllü bu olağanüstü zihin, şimdi de geçmişten günümüze sesleniyor.

Dağınık saçları, çorapsız giydiği ayakkabıları ve dil çıkardığı ünlü fotoğrafı ile hafızamıza kazınan Einstein, barış yanlısı politik görüşleri ile olduğu kadar, evrendeki eşsiz uyuma hayranlık duyan özgür ve yaratıcı kişiliği ile de yaşadığımız dünyayı renklendiren eşsiz bir düşünür. Önsözünü, Wolf Vakfı Fizik Ödülü’nü Stephen Hawking’le paylaşan Roger Penrose’un yazdığı bu söyleşi kitabı daha önce okuduğunuz hiçbir bilim kitabına benzemiyor. Einstein’ın çocukluğundan okul hayatına, hayatına giren kadınlardan çocukları ile olan ilişkisine, müzik ve yelkencilik sevdasından, bilim dünyasında çığır açan teorilerine ve din anlayışına kadar Einstein ile yeniden tanışmanın tam zamanı!

İnsanlar kendileri karşı çıkmadıkça, hiçbir şey savaşları ortadan kaldıramaz.”

Okuyucuya not:

Hayali Söyleşiler, dünyayı değiştiren, onu anlamamızı sağlayan önemli isimlerle tanışmak veya onları yeniden keşfetmek isteyenlere keyifli bir okuma sağlamak amacıyla hazırlandı. Bu söyleşiler tamamen hayal ürünü olsa da biyografik gerçeklere göre hazırlandı.

Söyleşiler, kurgu bir Alfred Einstein ile hayali bir muhabir arasında geçiyor. Serinin devamında ise Freud, Picasso ve Shakespeare okuyucusu ile buluşuyor. Kolektif Kitap'tan...

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

8 Ekim 2012 Pazartesi

Edgar Allan Poe...


"Bütün gördüğümüz ve göründüğümüz
Yalnızca bir düşün içinde bir düş.
"

Egdar Allan Poe

7 Ekim, ölümsüz yazar Edgar Allan Poe'nun (d. 19 Ocak 1809 - ö. 7 Ekim 1849) ölüm yıl dönümüydü.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap