en yeni kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
en yeni kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2013 Pazartesi

"J. K. Rowling - Boş Koltuk" Okuma parçası

# "J. K. Rowling - Boş Koltuk" Okuma parçası #

Pazar

Barry Fairbrother akşam yemeği için dışarı çıkmak istememişti. Hafta sonunun çoğunu şiddetli baş ağrısıyla geçirmişti ve yerel gazeteye yazı yetiştirmeye çalışıyordu.

Ama karısı öğle yemeğinde biraz ters ve ketum davranınca, Barry ona verdiği yıldönümü kartının, bütün sabahı çalışma odasında geçirerek işlediği suçu hafifletmediği sonucuna varmıştı. Mary’nin, aksini öne sürse de, hazzetmediği Krystal hakkında bir yazı yazmakla uğraşması da bilakis kötü olmuştu.

Barry buzları eritmek için, “Mary, seni akşam yemeğine çıkarmak istiyorum” diye yalan söylemişti. “Çocuklar, on dokuz yıl! Tam on dokuz yıl oldu ve anneniz eskisinden daha da güzel görünüyor.”

Yumuşayan Mary gülümseyince Barry golf kulübünü aramıştı, çünkü orası yakındı ve masa bulacakları kesindi. Barry karısını küçük şeylerle mutlu etmeye çalışıyordu, çünkü birlikte geçirdikleri neredeyse yirmi yıldan sonra, onu büyük şeyler konusunda genellikle hayal kırıklığına uğrattığını fark etmişti. Bunu kasıtlı yapmıyordu. Hayattaki öncelikleri çok farklıydı o kadar.

Barry ile Mary’nin dört çocuğu, bakıcıya ihtiyaç duymayacak kadar büyümüşlerdi. Barry onlara son kez veda ettiğinde televizyon seyrediyorlardı, sadece en küçükleri Declan, Barry’ye dönüp el salladı.

                                              

Arabayı garaj yolundan geri geri çıkarırken de, evlendiklerinden bu yana yaşadıkları küçük, güzel Pagford kasabasında sürerken de, Barry’nin kulağının arkasındaki zonklama devam etti. Victoria Dönemi’nden kalma gösterişli, sağlam ve en pahalı evlerin bulunduğu Church Row’dan geçtiler; Barry bir zamanlar, köşedeki gotik taklidi kilisede Joseph and the Amazing Technicolor Dreamcoat müzikalinde oynayan ikiz kızlarını izlemişti. Karşıdaki meydandan baktıklarında, tepenin üstünde kapkara bir iskelet gibi yükselerek mor gökyüzüne karışan yıkık manastırı görebiliyorlardı.

Direksiyon kırarak tanıdık köşelerden dönen Barry’nin aklında tek bir şey vardı: Yarvil and District gazetesine az önce e-postayla gönderdiği yazıyı aceleye getirdiği için kesin imla hataları yaptığını düşünüyordu. Sosyal hayatta konuşkan ve sempatik biri olmasına karşın, kişiliğini kâğıda aktarmakta zorlanıyordu.

Golf kulübü Meydan’a sadece dört dakikalık mesafede ve kasabanın eski kulübelerle son bulduğu kısmın hemen ilerisindeydi. Barry kulübün restoranı Birdie’nin önüne park ettiği arabasının yanında durdu, Mary’nin rujunu tazelemesini bekledi. Yüzünde serin akşam havasını hissetmek hoşuna gitti. Alacakaranlıkta uzanan golf sahasına bakarken, üyeliğini neden iptal etmediğini düşündü. Kötü bir golfçüydü; topa yanlış vuruyor ve yüksek avans puanlarıyla oyuna başlıyordu. Hem zaten işi başından aşkındı. Başı da her zamankinden beter zonkluyordu.

Tavan lambasını söndüren Mary, arabadan inip yolcu kapısını kapadı. Barry anahtarlığın uzaktan kumandasına basarak kapıları kilitledi; arabanın kilit sistemi biplerken ve karısının topuklu ayakkabıları asfaltta tıkır tıkır sesler çıkarırken, Barry yemek yiyince mide bulantısının geçip geçmeyeceğini merak etti.

Sonra hayatında hiç hissetmediği kadar büyük bir acı beynini yardı geçti. Barry soğuk asfalta çarpan dizlerinin acısını hayal meyal algıladı; kafatasının içi ateş ve kanla doluydu; dayanılmaz bir ıstırap çekiyordu ama kendinden geçene kadar, bir dakika daha katlanması gerekecekti.

Mary çığlık atmaya başladı. Bardan çıkan birkaç adam koşarak geldiler. Adamlardan biri, kulüp üyesi iki emekli doktorun içeride olup olmadığına bakmak için binaya geri döndü. Barry ile Mary’nin tanıdıkları evli bir çift gürültüyü restorandan duyunca ordövrlerini bırakarak, yardım etmek için telaşla dışarı çıktılar. Kadının kocası cep telefonuyla acil yardımı aradı.

Komşu Yarvil şehrinden yola çıkan ambulansın gelmesi yirmi beş dakika sürdü. Siren lambası mavi ışığıyla sahneyi aydınlattığında Barry yerde, kendi kusmuğunun içinde kıpırdamadan öylece yatıyordu; Mary onun yanında diz çökmüştü, külotlu çorabının dizleri parçalanmıştı, Barry’nin elini tutuyor ve onun ismini fısıldayarak hüngür hüngür ağlıyordu.

J. K. Rowling, Boş Koltuk, Çev. Dost Körpe, Roman, Mart 2013, Doğan Kitap.

Bu alıntı tanıtım amacıyla yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Sylvia Day - Sende Kendimi Buldum

# Sylvia Day - Sende Kendimi Buldum #

                                          

İlk kitap Sana Soyundum'la Amerika'da satış listelerini alt üst eden Crossfire serisinin ikinci kitabı Sende Kendimi Buldum macerayı devam ettirirken heyecan dozunu da bir basamak daha artırıyor.

17 Mart 2013 tarihli Hürriyet Pazar'da Ayşe Arman'ın Sylvia Day'le bir röportajı çıkmıştı.

Sylvia Day erotik roman yazmanın dışarıdan bakınca çok kolay olduğunu; ancak işin aslının böyle olmadığını söylemişti.

Yazdığı 30. kitap olan Sana Soyundum'un başarısı tamamen tesadüfi değil Sylvia Day'e göre. İyi erotik roman yazmanın iki şartını koyuyor ortaya:

1) Bakire olmayacaksın

2) İyi seks deneyimin olacak

                                                 

Sende Kendimi Buldum'da bu sefer Eva ile Gideon arasına ex-aşklar da giriyor.

Sende Kendimi Buldum'da Gideon'un karanlık geçmişi gün yüzüne çıkacak mı?

Sende Kendimi Buldum, sondan bir önceki kitap, kilit kitap; hikâyenin sonuna gelmeden önce son durak.

“Romantik edebiyatta Day’in çok az rakibi var.” - Booklist

Sende Kendimi Buldum, Sylvia Day, Çev. Ayşe Kaya, Roman, Mart 2013, Doğan Kitap.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

8 Mart 2013 Cuma

Benjamin Stein - Beyaz Tuval

# Benjamin Stein - Beyaz Tuval #

Araştırmacı edebiyat okurları bilirler. Bir zamanlar Fransız yazar Daniel Pennac adına "Okurun Hakları" dediği küçük bir manifesto yazmıştı.

Benjamin Stein'ın Beyaz Tuval'i karşısında ister istemez bu küçük manifestoyu anımsadık.

1) Okumama 2) Sayfa atlama 3) Bir kitabı bitirmeme 4) Tekrar okuma 5) Canının istediğini okuma 
6) Bovarizm 7) Canının istediği yerde okuma 8) Çöplenme 9) Yüksek sesle okuma 10) Susma

Daniel Pennac okurun haklarını böyle sıralamıştı. Peki biz bunu niye şimdi hatırladık? Şu yüzden:

Alman yazar Benjamin Stein'ın bir kitabı ilk kez Türkçeye çevriliyor: Beyaz Tuval.

                                           

Jan Weshsler*

* Şubat günü zil çaldığında kapıyı açmak pek âdetimiz değildir. Aile de eş dost da zile basmaz. Önceden haber verirler, kararlaştırılan saatte sokağın karşı kaldırımında beklerle, böylece insan onları pencereden görebilir ve eve buyur etmek için aşağıya inebilir. Rab bunu ustalıkla-

Beyaz Tuval'de, dinlerine bağlı Yahudiler arasında ayrıklaşmış hayatlar anlatılıyor. Kitabı okurken takip edebileceğiniz iki esas yol bulunuyor. Bir de birbirine dolanan tali yollar da mevcut. Kitabı okumaya nereden başlayacağı okura bırakılmış ya da rastlantılara...

Metni kitabın yarısına kadar takip edebilir, ardından tersinden bir giriş yaparak da okuyabilirsiniz. Ya da bir tali yoldan devam etmek için herhangi bir alt metinden sonra kitabın tersine geçip diğer tarafta kaldığınız kısımdan okumaya devam edebilirsiniz. Pek tabii ki bütün bunların dışında kendi yolunuzu da arayabilirsiniz. Seçim sizin.

Merak uyandırıcı öyle değil mi?

Beyaz Tuval, 14 Mart 2013'ten itibaren KitapGalerisi'nde...

Benjamin Stein, Beyaz Tuval, Çev. Fikret Doğan, Edebiyat / Roman, Mart 2013, Metis Yayınları.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

7 Mart 2013 Perşembe

Ayrıntı Yayınları'ndan yeni kitaplar, Mart 2013

# Ayrıntı Yayınları'ndan yeni çıkan kitaplar, Mart 2013 #


Chuck Palanniuk “neyi, niçin, nasıl” yazdığına da değindiği bu kitabında, kendi edepsiz, rahatsız edici, yer yer baştan çıkarıcı üslubundan ödün vermeden, kurgunun gerçeğe, gerçeğin kurguya ne denli yakın durduğunu ve bizzat hayatın kendisinin ne denli şaşırtıcı olabileceğini birbirinden ilginç hikayelerle gösteriyor okura. 

Kurgudan da Garip, yanıltmayan ama son derece şaşırtan bir kitap!

                                              

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.


Ferahlık Anına Övgü, Ömer F.Oyal'ın incelikli ve ironik anlatımıyla şekillenmiş hüzünlü ama hayatı ve bütün ağırlığına rağmen özgürlüğü savunan bir roman. Birbirinden tamamen farklı iki dünyanın ve iki zihniyetin karşılaşmasının hikayesi…

                                             

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.


Bir yazı düşünün; her türlü okumaya davet ederken “Tuhaf Alan sizin okuyacağınız gibi değildir” desin. Bir sessizlik düşünün; yeni bir sessizlik değil diye yazıya çıksın. Bir iletişim düşünün, sahneye çekilsin. Bir sahne düşünün sahneleme diye sahne arkasında kayboluversin...

                                            

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Maceraperest Turan Sözlüğü

# Sabri Gürses'ten Maceraperest Turan Sözlüğü #

Sabri Gürses'in adını meraklı edebiyat okurları bilirler. Bu zamana kadar gerçekleştirdiği birçok çeviri keyifle okunmuştur.

                                              

Everest Yayınları için yapmış olduğu harikulâde Oblomov çevirisi, yine Everest Yayınları'ndan külliyat olarak çıkan Bulgakov kitaplarının dizi editörlüğü ve Üstat ile Margarita çevirisi, en son bu ay Can Yayınları'ndan çıkan İnsancıklar çevirisi ilk aklımıza gelenlerdir.

                                                  

Maceraperest Turan Sözlüğü kalıpların dışında bir roman. Daha doğrusu yarı çizgi roman.

                                     

Sabri Gürses bu kitap için epey emek vermiş.

Çünkü bu kitap hem roman, hem çizgi, hem de çizgi roman.

                                     

Kitabın içinden birkaç sayfayı paylaşıyoruz. Farklı ve yeni bir şeyler okumak isteyen okurlara da şiddetsiz tavsiye ediyoruz.

Maceraperest Turan Sözlüğü, Sabri Gürses, Edebiyat / Roman, Çizgi Roman, Dedalus Kitap, Mart 2013.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

6 Mart 2013 Çarşamba

Engin Ergönültaş - Minare Gölgesi

# Engin Ergönültaş - Minare Gölgesi'nden okuma parçası #

1

KIŞ

Neredeyse üç gündür lapa lapa yağan kar, Zengüle Hacı mahallesini, surlar içine kurulu o tuhaf, unutulmuş mahalleyi, damları, yolları, yokuşları, taşları sessizce, üfleye üfleye, uyuştura uyuştura uyandırmadan birer birer örtüp yutuyordu.

Mahalle gözünü sımsıkı yummuş bir kedi gibi öylece duruyor.

                                                  

Henüz ikindi ezanı okunur okunmaz, ne olduğunu bile anlamadan gökyüzü koyulaşan bir lâciverde dönüyor. Işıklar birdenbire yanıveriyor. Bir vakitten başka bir vakte uyumu kolaylaştıran geçişler olamadan akşam melâli çöküyordu.

Mahalle, şehrin bitimindeki surların içindeydi. Haliç'e uçurum gibi eğilmiş yüksek bir tepenin üzerinde kuruluydu. Bir yanı uçurumdu. Surların etrafındaki eski mezarlıkların arasında gizlenmiş küçük taş kapılardan başka girişi yoktu. Orada yaşayanlardan başka bir kimsenin tesadüfen, öylesine geçip gitmesine izin vermeyen bir kapalı üçgende yer aldığı için sırlanmış bir mahalleydi.

İçinde hâlâ eski zamanların kimi izleri vardı. Kıvrıla kıvrıla inen dar yokuşlar, çıkmazlar, çoğu harab, yanık yıkık da olsa cumbalı kafesli tahta evler, türbeler, selviler, nakışlı mezar taşlarıyla küçük mezarlıklar, aynalı çeşmeler vardı. Kaybolup gitmiş o ahşap âlemin izleri vardı.

Sanki şehir, bu unutulmuş, viran mahallede geçmiş zamanların kalıntılarını biriktirmeye çabalıyordu. Bu haliyle, kendi çürümüş cesedinin üzerinden hâtıra bir parça alıp saklamaya çalışan bir ölüye benziyordu.

Mahallenin küçük camisinin ışıkları yandı. Akşam ezanı, döne döne yağan karların içine dağıldı. Karlarla beraber uçuştu. Başka semtlerin uzak ezan sesleriyle karışıp uçurumun ucundan Haliç'in üzerine savruldu. Kesik kesik duyulur oldu. Ses bir gitti bir geldi.

Kar gecenin karanlığında hiç ara vermeden yağmaya devam etti.

----

Engin Ergönültaş, Minare Gölgesi, Edebiyat / Roman, Mart 2013, İletişim Yayınları.

Bu alıntı tanıtım amacıyla yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

5 Mart 2013 Salı

İletişim Yayınları'ndan yeni kitaplar, Mart 2013

# İletişim Yayınları'ndan yeni çıkan kitaplar, Mart 2013 #

1) Engin Ergönültaş - Minare Gölgesi

Minare Gölgesi, içinde, mahalleye yatır olmuş bir uyuyan adam hikâyesi. İçinde, bu "büyük" dünyadan büyülü kuytulara ve birbirlerine sığınan iki çocuğun hikâyesi- yolu, minarenin şerefesine çıkan... Büyük bir çizer olarak zaten edebiyata peri tozları serpmiş olan Engin Ergönültaş'tan, üzerinde beş sene çalışılmış büyük bir roman.

                                             

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

2) Latife Tekin - Aşk İşaretleri

"Aşk İşaretleri, aslında benim yazarlığımla, yazma durumumla, dille hesaplaştığım bir kitap. Etkileme, büyüleme, dille iktidar kurma, gücü ele geçirme... Hayatı anlamlandırarak başkaları hakkında konuşma önceliğinin insana geçirdiği güç, iktidar... Kimsenin cümle kuramadığı bir yerde, cümle kurup kabile reisi olmak... Bu kitap böyle şeyleri dert edinip deşiyor." -Latife Tekin, Latife Tekin Kitabı, 2005-

                                            

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

3) Yıldız Ecevit - Kurmaca Bir Dünyadan

Yıldız Ecevit bu eserinde '80'li yılların başlarından 2000'li yılların sonlarına kadar gelen süreçte gazete ve dergilerde yayımlanmış makalelerinden bir seçki sunuyor. Goethe-Günter Grass karşılaştırmasından Oğuz Atay'a, Orhan Pamuk'tan Ferit Edgü'ye uzanan geniş bir edebiyat yelpazesini yenilikçi yaklaşımla tartışmaya açıyor.

                                           

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

4) Thomas Lemke - Biyopolitika

Biyopolitika, o kadar sık ve bazen yersiz biçimde kullanılıyor ki neyin kastedildiği, ne kadar isabetle anlatıldığı anlaşılamıyor bile. Thomas Lemke, kavramın çözümleyici ve eleştirel potansiyelini, çıkış noktalarını irdelerken, asıl olarak bu muğlaklığı gidermeyi başarıyor. Biyopolitika kavramının tarihini özetleyerek günümüzün kuramsal tartışmalarıyla ilişkisini keşfe çıkıyor.

                                          

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Ruhi Mücerret için geri sayım başladı...

# Ruhi Mücerret için geri sayım başladı... #

"Benim yaşımda aşk, kimin kollarında öleceğine karar vermektir. Aslında her yaşta öyledir." [Ruhi Mücerret]

Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varım’ın yazarı Murat Menteş’ten doludizgin bir roman daha! Sıkı tutunun! April Yayıncılık'tan... 

                                                   

İstiklal Harbi’nin son gazisi, 100 yaşındaki millî kahraman RUHİ MÜCERRET; bir dünya starına nasıl dönüşüyor? Zaten ecelin menzilindeyken, esrarengiz psikopat MASUM CİCİ’yi haklayabilecek mi?

Mabet filozofu AVNİ VAV'dan daha neler öğrenecek?
NAZLI HİLAL’e, 70 yaş farka rağmen nasıl açılacak?
Ve son nefesinde kelime-i şahadet getirebilecek mi?

Bir gözü mavi, diğeri kahverengi avare CİVAN KAZANOVA; elden düşme ruhunu, şeytana neden satıyor? Depremde yitirdiği SERPİL SİLAHLIPERİ’yi unutmayıp da ne yapacak?
Marifetli afet FUJER FUJİ’den kaçarken neye yakalanacak?
Kan kanseri yeğeni OZAN’ı hangi parayla tedavi ettirecek?
Alınyazısındaki boşlukları neyle dolduracak?
İntiharın eşiğinde tetikte beklerken, kimvurduya mı gidecek?

Ziyadesiyle kahkaha ve bir nebze gözyaşı içeren bu serüvende trenler gemilere çarpıyor.
İstiklal Savaşı, 85 yıl sonra devam ediyor.
Şakaklar matkapla deliniyor.
Uçaklar düşüyor.
Kaybedenler şampiyon oluyor.
Ölüler diriliyor.
Serseri kurşunlar uçuşuyor.
Ve reklamlar, müşterileri ele geçiriyor!

“100 yaşından küçükseniz, bu romanı mutlaka okuyun!” - Emrah Serbes

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Yeni kitap: Sinan Akyüz - Şahika ve Feraye

# Yeni çıkan kitap: Sinan Akyüz - Şahika ve Feraye #

                                               

Şahika ve Feraye, yine Sinan Akyüz'ün vicdanıyla terbiye ettiği kaleminden akıyor sayfalara..

Şahika ve Feraye'de henüz çok gençken Ürdün'e gelin gitmek durumda kalan iki kız kardeşin hikâyesini nefes nefese okuyoruz...

Şahika ve Feraye, harpten sonra bitap düşmüş bir halk, varlıklı bir aile... Edilen bir yemin ve o yeminle içindeki mahkeme arasında neye karar veremeyeceğini bilemeyen bir baba var...

Gün gelir kader zarını atar ve hayatlar savrulur dört bir tarafa...

Şahika ve Feraye'yi elinizden bırakamayacaksanız...

Şahika ve Feraye'de tarih var, kader var, aşk var. Ve hepsinin muhteşem bir karışımı var....

Şahika ve Feraye, Sinan Akyüz, Edebiyat / Roman, Mart 2013, Alfa Yayınları.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Aras Ören - Tuhaf Hikâyeler

# Aras Ören - Tuhaf Hikâyeler #

Tuhaf Bir Hikâye

Baygın, kendini önemseyen bakışlar, baştan çıkaran pozlar. Oynadıkları rolün dışında, kendilerini hayal ettikleri ifadelere bürünmüş yüzler. Kendilerinin olduklarına inanmış göstermelik yüzler. Özenle çekilmiş, rötuşlu, hayalleri ele veren, eski artist resimleri. Diener Birahanesi'nin duvarlarında. Geçmiş artistlerin geçmiş imgeleri.

Geç bir akşamüstü oradayım, tek başıma oturmuş biramı içiyorum, beklediğim birisi yok. Amacım kafayı çekmek de değil. Önünden geçiyordum, uzun zamandır buraya uğramamıştım. Birden işte, geçmişi hatırlamak merakı; burada geçirdiğim, kendimi hayatın içinde sandığım heyecanlı gençlik akşamlarım. Güzel ve kahırlı, şimdi uzaktaki. Onları. Ben de şimdi bu duvarlarda asılı fotoğraflardan biri gibiyim. Onlardan tek farkım, kendi geçmiş imgemi hatırlamaya çalışmak. Fotoğraflar ise, kendilerini hatırlayacak birilerini bekliyorlar. Sessiz, solgun ve sabırlı. Ama hiçbiri küskün değil. Hatta biraz da memnun. Bu sonsuz bekleyişlerinde kim bilir hangi beklentiler gizli.

                                              

"Tanışıyoruz, değil mi?"

Yakınlık dolu bir sesle sormuştu. Yüzüne dikkatle bakıyorum.

"Bilmem. Birden hatırlayamadım."

"Hatırlarsın, hatırlarsın, biraz düşün bakalım."

Hatırlamaya zorlanıp da hatırlayamamanın bilinen müşkül durumu.

"Yani... (Zaman durmadan kayıyor.) Hafızamın bir köşesinde bir resim var, ama..."

"Aması ne?"

"Yani, acaba o musunuz?"

"Hafızanda hangi resim olduğunu bilmem, ama ben seni tanıyorum..."

Sesi inandırıcı. Asıl kuşkularımı gideren, ama aynı zamanda tuhaf olan, bana "Sen" diye hitap etmesi. Oturduğum yerden başımı kaldırmış ona bakarken hafızamdaki uçuk resim de giderek netleşiyor, netleştikçe bana yaklaşıyor, artık şüphe yok.

"Öyleyse siz o resimsiniz... Evet, sizi hatırlıyorum."

Hafızada bu kadar netleşen bir resmi artık inkâr etmek imkânsız. Karşımda duruyor. Burada mı? Yoksa geçmiş bir zamanda mı? İşte bunu hâlâ çıkaramıyorum.

"Gene yalnız oturduğuna göre, pusuya yatmışsın, gözüne kestireceğin dişine dokunur bir av bekliyorsun, değil mi?"

"Bilmem ki..."

"İki kez tuzağına düştüm... İkisi de berbat hikâyelerdi."

Biramdan bir yudum alıyorum. Biraz dalgınım, yani dalgın gibi görünüyorum.

"Av zamanı çoktan geçti... Hikâye falan yok artık..."

Bu bir açıklama değil. Şimdi burada olmamın nedeni de değil. Başka ne diyebilirim?

"Sigara içilecek birahaneler azaldı, restoranları hiç sayma, mecburen geldim buraya..."

----

Aras Ören Tuhaf Hikâyeler, Edebiyat / Öykü, Mart 2013, Everest Yayınları.

Bu alıntı tanıtım amacıyla yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

4 Mart 2013 Pazartesi

Ahmet Altan - Yalnızlığın Özel Tarihi

# Ahmet Altan - Yalnızlığın Özel Tarihi #

Bir kadının terk edişi, âşık olmuş bir erkeği kedere sürükler.

                                                

Ahmet Altan bu romanında aşkı, terk etmeyi, terk edilmeyi, iki vücudun tensel temasını, iki ruhun bir hayatı paylaşmasını işliyor kalemiyle.

"Rosemary gidince, her şey de onunla birlikte gidecekti, geriye büyük bir boşluk kalacaktı. O boşluğu taşımaya gücü yetmeyecekti. Rosemary'nin bir şeyler söylemesini bekliyordu. Onun da aynı üzüntüyü paylaştığınızı söylemesini, yeniden biraz önce yatakta olduğu gibi ağlamasını istiyordu."

Ahmet Altan, Yalnızlığın Özel Tarihi, Edebiyat / Roman, Mart 2013, Everest Yayınları.

Bu kitap Mart 2013 içinde Everest Yayınları tarafından yayımlanacaktır. Yayımlandığında aşağıdaki linkten satın alabilirsiniz.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Ahmet Altan - Ve Kırar Göğsüne Bastırırken

# Ahmet Altan - Ve Kırar Göğsüne Bastırırken #

Ahmet Altan, sadece duygu yüklü romanların değil, alabildiğine gerçekleri haykıran deneme kitaplarının da sahibidir.

                                             

İnsanların tam da umutsuzluğa düştükleri yerde beliren yazıları, Ahmet Altan'ı her zaman ayrıcalıklı kılmıştır.

Ve Kırar Göğsüne Bastırırken adlı deneme kitabında da, çok sevdiğimiz, sarıp sarmaladığımız, tutunduğumuz ve koruma niyetiyle hareket ettiğimiz sevdiklerimizi aslında ne kadar da düşünmeden, bilinçsizce kırıp döküyoruz, bunları anlatıyor...

"Sevdiğimiz her şeyi göğsümüze bastırırken kırıyoruz. Vatan seviyoruz ve sevgiyle bastırırken göğsümüze vatanı, onu parçalara ayırıyoruz; vatanseverler yapıyoruz parçalardan, hainler yapıyoruz, düşmanlar yapıyoruz, kuşkular ve korkular yapıyoruz, sevgimizle bir kezzaba dönüp delik deşik ediyoruz sevdiğimiz şeyi."

Ahmet Altan, Ve Kırar Göğsüne Bastırırken, Deneme Kitapları, Mart 2013, Everest Yayınları.

Bu kitap Mart 2013 içinde Everest Yayınları tarafından yayımlanacaktır. Yayımlandığında aşağıdaki linkten satın alabilirsiniz.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Ahmet Altan - Tehlikeli Masallar

# Ahmet Altan - Tehlikeli Masallar #

Aynı anda kaç kişiyi sevebilirsiniz? İki kişiyi birden sevmenin rahatsız edici huzursuzluğunu yaşadınız mı hiç? Ne kadar yalnız kalmaya dayanabilirsiniz? Yalnızlığınızın sınırları kestirebilir misiniz?

                                               

Ahmet Altan, modern zamanlarda geçen tehlikeli masallar anlatıyor bu romanında...

"Bir fırtınanın içinden geçer gibiydim; o fırtınanın içinde, Berrin'in sevişirken inler gibi sorduğu soru geliyordu aklıma. 'Kimdi o yazdığın kadın? Nerede o?' Yalnızlık ve sessizlik beni boğuyordu; başkalarının yanındayken özlediğim yalnızlık, ona kavuştuğum anda öldürmeye başlıyordu beni. Şimdi çıkıp birilerini bulsam, daha onlarla konuşmaya başladığım an yeniden yalnızlığımı özleyecektim. Bunu geçiren tek şey vardı: Sevişmek."

Ahmet Altan, Tehlikeli Masallar, Edebiyat / Roman, Mart 2013, Everest Yayınları.

Bu kitap Mart 2013 içinde Everest Yayınları tarafından yayımlanacaktır. Yayımlandığında aşağıdaki linkten satın alabilirsiniz.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Ahmet Altan - Kristal Denizaltı

# Ahmet Altan - Kristal Denizaltı #

                                             

Virginia Woolf, "Hasta Olmak Üzerine" adlı denemesine şu uzun cümlesiyle başlar:

"Hastalığın ne kadar yaygın olduğunu düşününce, ne müthiş bir değişime yol açtığını, ne kadar şaşırtıcı olduğunu, sağlığın ışıkları seyreldiğinde, ancak o zaman keşfedilmemiş ülkerin aydınlandığını, hafif bir griple ruhta nasıl harabeler ve çöllerin göründüğünü, ateşin biraz yükselmesi ile nasıl uçurumların ve parlak çiçeklerle bezenmiş çayırların önümüze serildiğini, hastalık olayıyla içimizde ne ihtiyar ve dik başlı meşelerin devrildiğini, bir dişimizin çekilmesiyle ölümün kuyusuna indiğimizi ve kahreden suları hemen başımızın üstünde hissettiğimizi ve kendimizi melekler ve arpçılar arasında bulacağımızı sanarak uyandığımızı ve dişçinin koltuğunda yüzeye çıktığımızı ve onun 'Ağzını çalkala-ağzını çalkala' sözlerini Cennet katından bizi karşılamak için eğilen Tanrı ile karıştırdığımızı düşününce ve ne çok düşünmek zorunda kalıyoruz bunu, o zaman hastalığın edebiyatın ana temaları içinde aşk, savaş ve kıskançlıkla birlikte yerini almamış olması tuhaf geliyor gerçekten."

Ahmet Altan da "Kristal Denizaltı"nda hasta olmak halini işliyor sayfalara. Hastalıklı ilişkilerini, ateşinin yükselmesini, kâbuslarla hayallerinin birbirine karışmasını, en dokunulmaz yerlerinde hissettiği sızıları anlatıyor. Ve ekliyor:

"Ateşlerle yanarak, sancılarla kavrularak, çılgın rüyaların içinde kıvranarak, kristal denizaltıda hastalıklı ilişkilerin içinde seyahatlere çıktım."

Ahmet Altan, Kristal Denizaltı, Deneme Kitapları, Mart 2013, Everest Yayınları.

Bu kitap Mart 2013 içinde Everest Yayınları tarafından yayımlanacaktır. Yayımlandığında aşağıdaki linkten satın alabilirsiniz.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Ahmet Altan - Kılıç Yarası Gibi

# Ahmet Altan - Kılıç Yarası Gibi #

                                            

Osmanlı İmparatorluğu... İmparatorluğun son günlerinin yaşandığı 19. yüzyılın da son zamanları... Feodal beyler, rüşvet skandallarıyla gündeme gelip imparatorluğa zarar verirken, Sultan onları birbirine düşürerek ayakta kalabilir... Şehirde endişe ve panik kol geziyor, muhbirler duydukları, gördükleri her şeyi saraya iletiyor. Böylesine tekinsiz günlerin yaşandığı bir ortamda cazibeli iki kadının yolları bir daha akıllardan çıkmamak üzere birleşiyor...

"Eğer seversen, hissediyorsun," demişti Osman'a, bunu öyle bir söylemişti ki, Osman anlamıştı ne demek istediğini; gerçek bir sevginin hiç bitmediğini, hiç ölmediğini, azalsa da hiç yok olmadığını Osman bu tuhaf, bu manasız cümleden öğrenmişti. Aynı acıyı babasından bir miras gibi tevarüs eden Hikmet Bey ise, ölmeden önce, hatıratına, biraz da edip arkadaşlarının etkisiyle daha edebi yazmıştı bu konudaki duygusunu: 'Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır.'"

Ahmet Altan, Kılıç Yarası Gibi, Edebiyat / Roman, Mart 2013, Everest Yayınları.

Bu kitap Mart 2013 içinde Everest Yayınları tarafından yayımlanacaktır. Yayımlandığında aşağıdaki linkten satın alabilirsiniz.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Ahmet Altan - Karanlıkta Sabah Kuşları

# Ahmet Altan - Karanlıkta Sabah Kuşları #

                                               

Ahmet Altan kaleminin ucunu açıyor ve sivriltiyor yine düşüncelerini. Sorguluyor usanmadan; "Yaşlanmak nedir?", "Bir insan ne zaman yaşlanmaya başlar?", "Öldürenler de ölür mü?", "Beklemekten vazgeçersek ne olur?".. Soruyor ve ekliyor:

"Gün ağarırken, yalnızken hep olduğu gibi, aşkı ve ölümü düşünüyordu insan. Berrak ve neşeli bir fıskiye gibiydi kuş sesleri. Aşklarla yaralanıyorduk ve katiller de ölüyordu öldürmelerine rağmen. Doğan günden beklediğim bir şeyler vardı ve beklediğim bir şeyler olduğu sürece yaşlanmayacağımı biliyordum, yaşlanmak beklemekten vazgeçmekti, sabahın yeni bir şey olduğuna inanmamaktı yaşlanmak."

Ahmet Altan, Karanlıkta Sabah Kuşları, Deneme Kitapları, Mart 2013, Everest Yayınları.

Bu kitap Mart 2013 içinde Everest Yayınları tarafından yayımlanacaktır. Yayımlandığında aşağıdaki linkten satın alabilirsiniz.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Ahmet Altan - İçimizde Bir Yer

# Ahmet Altan - İçimizde Bir Yer #

Ahmet Altan bu denemesinde, hepimizin doğuşumuzdan itibaren içimizde bir başkası için zaten ayrılmış olan bir yeri doldurmak için çabaladığımız gerçeğiyle yüz yüze getiriyor bizi.

                                               

Kimi zaman "bu o" diye ümitlendiğimizi, kimi zamansa "onu" asla bulamayacağımızı; ama yine de bir zaman sonra karşımıza çıkan, bir şekilde hayatımıza girenleri "içimizde bir yer"e yerleştirmek için nasıl da heveslendiğimizi yazıyor ve ekliyor:

"Onun sahip olduğu bir şey, belki kokusu, belki dokunuşu, belki gülüşü, belki zekâsı, belki hayata bakış tarzı, belki zevki, belki aldırmazlığı, belki ihtirası, belki de kötülüğü, içimizdeki boşluğun bütün girinti çıktınlarını dolduruyor. İlk düşündüğümüz, onunla mutlu ve huzurlu olacağımız. İçimizdeki boşluğun ancak 'iyi şeylere' sahip biri tarafından doldurulabileceğini sanıyoruz. Ama gerçek, her zaman böyle değil."

Ahmet Altan, İçimizde Bir Yer, Deneme Kitapları, Mart 2013, Everest Yayınları.

Bu kitap Mart 2013 içinde Everest Yayınları tarafından yayımlanacaktır. Yayımlandığında aşağıdaki linkten satın alabilirsiniz.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Ahmet Altan - Dört Mevsim Sonbahar

# Ahmet Altan - Dört Mevsim Sonbahar #

Ahmet Altan'dan yine farklı bir metin, başka bir dünya, alışılmadık bir roman.

                                         

Dört Mevsim Sonbahar'da yazar kendi kendine konuşuyor, okuru romanın sayfalarından içeri çekerek yaşadıklarına şahit ediyor. Hatta okuruyla beraber yazıyor romanını...

"Dışarıda cıvıltılı bir ilyaz güneşi, tazelenen ve yeniden doğan dünyanın yeşillikleri üstüne, işveli bir salıntıyla sıcacık altın tozları serpiştiriyor. Ben, senin için ey kari, bir roman yazıyorum. Kapı çalınıyor. Kim geldi acaba? Kimi istersem, kimin ismini yazarsam o gelir. Yazmanın bu yararı var işte, küçük bir işaretle, canımın istediğini getiririm. İstersem fikrimi değiştiririm. Kim ne yapabilir? Hadi bakalım, kapının zili çalmadı, gelen giden yok. Tamam mı?"

Ahmet Altan, Dört Mevsim Sonbahar, Edebiyat / Roman, Mart 2013, Everest Yayınları.

Bu kitap Mart 2013 içinde Everest Yayınları tarafından yayımlanacaktır. Yayımlandığında aşağıdaki linkten satın alabilirsiniz.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Doğan Kitap'tan yeni kitaplar, Mart 2013

# Doğan Kitap'tan yeni çıkan kitaplar, Mart 2013 #

1) Ian Almond - İki Din Tek Bayrak

Ian Almond, çeşitli Müslüman-Hıristiyan askeri ittifaklarını inceleyerek iki tarafın da tarihi belleğinden silinmiş işbirliği örneklerini ele alıyor. İspanya’da Hıristiyan imparatorun sancağı altında binlerce Arap askerinin toplandığını; Bizanslılarla Türklerin, ortak düşmanları Sırplara ve Bulgarlara karşı omuz omuza savaştıklarını ve Osmanlıların Viyana’ya on binlerce Macar Protestanı’yla birlikte yürüdüklerini gösteriyor. 

İki Din Tek Bayrak tarihin zenginliklerine dair değerli bir çalışma.

                                               

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

2) Canan Tan - Hasret

Canan Tan'dan Hasret, izleri Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet öncesi döneme uzanan, gerçek yaşamdan alınmış kırık bir aşkın ve ömür boyu süren hasretin öyküsü.

Hasret en büyük esarettir

Gittin...
Bir yemin kaldı aramızda
Yarısı senin
Yarısı benim...

                                           

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

2 Mart 2013 Cumartesi

Metis Yayınları'ndan yeni kitaplar, Mart 2013

# Metis Yayınları'ndan yeni kitaplar, Mart 2013 #


Jullien'ın okuması kendini "problematik" bir okuma olarak ortaya koyuyor, çünkü yazar "süreç" ile Batı'nın anladığı anlamdaki "yaradılış" arasında alternatif bir yol öneriyor. Tuttuğu bu yol, aynı zamanda, Batılı cogito içinde gömülü duran tercihleri de farklı bir bakışla yeniden keşfetmemize olanak tanıyor.

                                           

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.


İktisatçı Frederic Lordon, kapitalizm eleştirisinin en canalıcı sorusunu tekrar soruyor: Ücretli emekçiler, her şeye rağmen, neden kapitalizme boyun eğiyorlar, neden başkalarının "efendi-arzusuna" tabi oluyorlar? Klasik "tahakküm" ve "rıza" yanıtlarını tatmin edici bulmayan yazar, açıklama olarak, Marksist siyasal iktisat ile Spinozacı "duygu antropolojisini" birleştirerek oluşturduğu etki gücü yüksek alaşımı öneriyor.

                                        

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.


Kader Konuk kışkırtıcı bir sav ortaya atıyor. Edebiyat eleştirisi kavramlarını verimli ve yaratıcı bir biçimde kullanarak Türkiye'nin kültürel tarihini kavramamızı sağlayan bu kitap, Doğu-Batı ilişkilerine dair incelemelere de yepyeni bir yaklaşım getiriyor.

                                     

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap