kitap galerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap galerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2013 Cuma

Prolog: Danların Yükselişi

# Beowulf / Prolog: Danların Yükselişi #

                                      

"Evet. Mazide yaşayan Mızraklı Danlar ve kralları gözü pek adamlardı, görkemliydiler. Hep dinledik onların destanlarını. Başta Shield Sheafson, şimşek hızıyla dağıtırdı şölenleri, hışımla dalıp, salonlara korku salardı. Terk edilmiş bir çocuk olarak başladıysa da açıldı sonra bahtı, kudret kazandı, kendini kanıtladı. Boyun eğdirdi balina yolunun öte kıyısındaki kavimlere. Tam bir kraldı.

Sonraları bir oğlu oldu Shield’in, huzur bulsunlar diye bağışladığı bir hediye, başsız geçen günlerde uzun süren sıkıntılarını gören Tanrı’nın. Çok şöhret kazandı Shield’in oğlu: Beow adı bilindi koca Kuzey’de. Her prens, onun gibi, görmeli geleceği, hediyeler dağıtmalı babası sağken daha ki sonra yaşlanınca bir savaşa girerse sadık dostlar bulsun saflarında.

Dört yanında dünyanın, böylesi takdir gören davranışlar götürür başarıya. Shield gücünün doruğundayken çattı ecel, Tanrı çağırdı onu yanına. Askerleri yaptılar sağken dediğini, her kelamı kanunken Danlar arasında: Sırtlanıp sahile taşıdılar bedenini, hürmetle bunca yıllık hükümdarlarına. Kıvrık burunlu, kırağı kaplı bir tekne hazır duruyordu demir almaya."

Beowulf, Seamus Heaney, Çev. Nazmi Ağıl, Mart 2013, Yapı Kredi Yayınları.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

21 Mart 2013 Perşembe

Hasan Ali Toptaş - Heba

# Hasan Ali Toptaş - Heba #

                           

Hasan Ali Toptaş'ın yeni romanı Heba, 5 Nisan 2013'te yine İletişim Yayınları etiketiyle çıkıyor.

Şubat 2013 tarihli Agos röportajında editör Levent Cantek Heba ile ilgili "Hasan Ali Toptaş'ın son romanını okudum, vay dedim bu adam daha önce böyle bir şey yazmadı, iyi ki okuyorum. Dünyanın en zevkli işi hikâye konuşmak. Bunun kadar olabilir ama bundan daha şahane başka bir şey bilmiyorum." demişti.

Hasan Ali Toptaş - Heba'nın teaser'ı da hazırlandı ve bu bağlantıdan izleyebilmek mümkün.

Hasan Ali Toptaş - Heba:

Sise benzemeyen tuhaf bir sisin içindeydi şehir. On dokuzuncu katın hizasında ben gerçeğim diyen bir güvercin kanat çırpıyordu. Binnaz Hanım'ın tombul elleri vardı. Ucu bucağı görünmeyen bir boşluğa düştü Ziya. Hışır hışır öten naylon şeritler. Te ilerde Suriye! Kaldır başını! Huoop! Yüzü çilli bir çocukluk. Efil efil tüten bir pişmanlık. Hiç işte, hiç bir şey olmadı. "Şikâyetçi misin" "Değilim Komutanım". Kolonya, limontuzu ve su. Bakma öyle karanlıkta Mensur. Aynalı kahve. Güzel Nefise. Kim o uzaktaki adam? Tufana emanet bir dünya.Her kötülük, bir iyiliğin içine akıyor işte.

Heba, göz gözü görmez insafsızlığın, doğruya benzemeye muvaffak olan yalanın, utanmazlığın, linçin, kıstırılmışlığın romanı. Edebiyatın kirişlerini çatlatan büyük bir yazardan yalnızlığın, pişmanlığın, askerliğin, heder olmuş bir ömrün romanı. İpek kadar yumuşak ve ipek kadar sağlam.

(Dikkat: Kitap sitemize yüklendiğinde aşağıdaki linke tıklayarak kitabı satın alabilirsiniz.)

Güncelleme: Kitap sitemize eklenmiştir, dağıtım tarihi 5 Nisan 2013'tür. 

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Akıl ve mücadelede haklılık

                                              

Modern Dünyaya Yön Veren 50 Düşünür kitabından:

"Salamanca’da oldukça hararetli geçen halka açık bir söyleşide, faşist Jose Millan-Astray y Terreros (1879-1954) 'Entelijansiya’ya ölüm!' diye bağırdığında Unamuno, 'Burası akıl sahibi kimselerin tapınağıdır ve ben de baş rahibiyim. Sen bu tapınağın kutsal varlığını kirletiyorsun. Kazanacaksın çünkü kaba güce sahipsin. Ama inandıramayacaksın. İnandırabilmek için ikna etmek gerekir ve ikna etmek için gereken şeyler sende yok: akıl ve mücadelende haklılık.'" 


Modern Dünyaya Yön Veren 50 Düşünür, Stephen Trombley, Çev. Gonca Gülbey, Şubat 2013, Kolektif Kitap.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

20 Mart 2013 Çarşamba

Ruhi Mücerret - Azrail'in penaltıları

# Ruhi Mücerret - Azrail'in penaltıları #

                                                 

100 yaş bunalımı nedir bilir misiniz?

Ergenlik sorunlarına benzemez. Hoplayıp zıplayarak yatıştırılamaz.

30 yaş depresyonundan tamamiyle farklıdır. Muğlak bir iltifatla ["Kilo mu verdin?"] dağılmaz.

Orta yaş kriziyle karıştırılmamalıdır. 'İkinci bahar' tesellilerinden yoksundur.

Zaman daima aleyhimize işler. Fakat benim yaşımdaysanız, her nefes bir muharebe tadı verir. Gençlerin tabiriyle 'uzatmaları oynuyorum': Azrail'in penaltılarından kaçını daha kurtarabilirim?

Yine de, geleceği değiştirmeye çalışmam. Onun şimdiki halini seviyorum.


Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

"Person of Interest" dizisi hayal değilmiş

# "Person of Interest" dizisi hayal değilmiş #

                                                 

“Şu anda pek çok ülkede, ülkeye giren ve çıkan iletişim trafiği stratejik dinlemeye tabi, ama bunun sonucunda girişilecek hamleler, örneğin banka hesaplarının otomatik olarak iptali, veya polisin devreye girmesi, veya belli grupları toplum dışına itmek, başka bazı grupları özgür bırakmak vb. — bu tür bir sistemin henüz başlangıcındayız. Gerçi Siemens daha şimdiden istihbarat kuruluşlarına buna benzer otomatik eylemleri devreye sokan bir platform satıyor. Yani, hedef A ile hedef B seyyar izleme kayıtlarına göre birbirine şu kadar metre yaklaştığında, hedef A belli bir anahtar sözcüğü ihtiva eden bir e-posta alacak olursa, istihbarat merkezinden belli bir hareket için komut verilecek. Gidişat bu yönde.”

                                              



Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

18 Mart 2013 Pazartesi

"J. K. Rowling - Boş Koltuk" Okuma parçası

# "J. K. Rowling - Boş Koltuk" Okuma parçası #

Pazar

Barry Fairbrother akşam yemeği için dışarı çıkmak istememişti. Hafta sonunun çoğunu şiddetli baş ağrısıyla geçirmişti ve yerel gazeteye yazı yetiştirmeye çalışıyordu.

Ama karısı öğle yemeğinde biraz ters ve ketum davranınca, Barry ona verdiği yıldönümü kartının, bütün sabahı çalışma odasında geçirerek işlediği suçu hafifletmediği sonucuna varmıştı. Mary’nin, aksini öne sürse de, hazzetmediği Krystal hakkında bir yazı yazmakla uğraşması da bilakis kötü olmuştu.

Barry buzları eritmek için, “Mary, seni akşam yemeğine çıkarmak istiyorum” diye yalan söylemişti. “Çocuklar, on dokuz yıl! Tam on dokuz yıl oldu ve anneniz eskisinden daha da güzel görünüyor.”

Yumuşayan Mary gülümseyince Barry golf kulübünü aramıştı, çünkü orası yakındı ve masa bulacakları kesindi. Barry karısını küçük şeylerle mutlu etmeye çalışıyordu, çünkü birlikte geçirdikleri neredeyse yirmi yıldan sonra, onu büyük şeyler konusunda genellikle hayal kırıklığına uğrattığını fark etmişti. Bunu kasıtlı yapmıyordu. Hayattaki öncelikleri çok farklıydı o kadar.

Barry ile Mary’nin dört çocuğu, bakıcıya ihtiyaç duymayacak kadar büyümüşlerdi. Barry onlara son kez veda ettiğinde televizyon seyrediyorlardı, sadece en küçükleri Declan, Barry’ye dönüp el salladı.

                                              

Arabayı garaj yolundan geri geri çıkarırken de, evlendiklerinden bu yana yaşadıkları küçük, güzel Pagford kasabasında sürerken de, Barry’nin kulağının arkasındaki zonklama devam etti. Victoria Dönemi’nden kalma gösterişli, sağlam ve en pahalı evlerin bulunduğu Church Row’dan geçtiler; Barry bir zamanlar, köşedeki gotik taklidi kilisede Joseph and the Amazing Technicolor Dreamcoat müzikalinde oynayan ikiz kızlarını izlemişti. Karşıdaki meydandan baktıklarında, tepenin üstünde kapkara bir iskelet gibi yükselerek mor gökyüzüne karışan yıkık manastırı görebiliyorlardı.

Direksiyon kırarak tanıdık köşelerden dönen Barry’nin aklında tek bir şey vardı: Yarvil and District gazetesine az önce e-postayla gönderdiği yazıyı aceleye getirdiği için kesin imla hataları yaptığını düşünüyordu. Sosyal hayatta konuşkan ve sempatik biri olmasına karşın, kişiliğini kâğıda aktarmakta zorlanıyordu.

Golf kulübü Meydan’a sadece dört dakikalık mesafede ve kasabanın eski kulübelerle son bulduğu kısmın hemen ilerisindeydi. Barry kulübün restoranı Birdie’nin önüne park ettiği arabasının yanında durdu, Mary’nin rujunu tazelemesini bekledi. Yüzünde serin akşam havasını hissetmek hoşuna gitti. Alacakaranlıkta uzanan golf sahasına bakarken, üyeliğini neden iptal etmediğini düşündü. Kötü bir golfçüydü; topa yanlış vuruyor ve yüksek avans puanlarıyla oyuna başlıyordu. Hem zaten işi başından aşkındı. Başı da her zamankinden beter zonkluyordu.

Tavan lambasını söndüren Mary, arabadan inip yolcu kapısını kapadı. Barry anahtarlığın uzaktan kumandasına basarak kapıları kilitledi; arabanın kilit sistemi biplerken ve karısının topuklu ayakkabıları asfaltta tıkır tıkır sesler çıkarırken, Barry yemek yiyince mide bulantısının geçip geçmeyeceğini merak etti.

Sonra hayatında hiç hissetmediği kadar büyük bir acı beynini yardı geçti. Barry soğuk asfalta çarpan dizlerinin acısını hayal meyal algıladı; kafatasının içi ateş ve kanla doluydu; dayanılmaz bir ıstırap çekiyordu ama kendinden geçene kadar, bir dakika daha katlanması gerekecekti.

Mary çığlık atmaya başladı. Bardan çıkan birkaç adam koşarak geldiler. Adamlardan biri, kulüp üyesi iki emekli doktorun içeride olup olmadığına bakmak için binaya geri döndü. Barry ile Mary’nin tanıdıkları evli bir çift gürültüyü restorandan duyunca ordövrlerini bırakarak, yardım etmek için telaşla dışarı çıktılar. Kadının kocası cep telefonuyla acil yardımı aradı.

Komşu Yarvil şehrinden yola çıkan ambulansın gelmesi yirmi beş dakika sürdü. Siren lambası mavi ışığıyla sahneyi aydınlattığında Barry yerde, kendi kusmuğunun içinde kıpırdamadan öylece yatıyordu; Mary onun yanında diz çökmüştü, külotlu çorabının dizleri parçalanmıştı, Barry’nin elini tutuyor ve onun ismini fısıldayarak hüngür hüngür ağlıyordu.

J. K. Rowling, Boş Koltuk, Çev. Dost Körpe, Roman, Mart 2013, Doğan Kitap.

Bu alıntı tanıtım amacıyla yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

16 Mart 2013 Cumartesi

Okuma parçaları listesi

Bu zamana kadar birçok kitaptan alıntı yaparak sizler için kitaplardan okuma parçaları hazırlamıştık. Zor bir işe kalkarak bütün okuma parçalarını bir araya toplayalım dedik.

1) Selim İleri - Mel'un

2) Aleksandar Hemon - Lazarus Projesi

3) Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna

4) Aimee Bender - Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü

5) Buket Uzuner - İki Yeşil Susamuru

6) Julian Assange - Şifrepunk

7) Jo Nesbo - Nemesis

8) Daniel Frampton - Filmozofi

9) Ahmet Mithat - Musullu Süleyman

10) Howard Zinn - HHBTTO

11) Vladimir Nabokov - Rus Edebiyatı Dersleri 

12) Kader Konuk - Doğu Batı Mimesis

13) Sheila Rowbotham - Yeni Bir Çağ Hayali

14) Engin Ergönültaş - Minare Gölgesi

15) Aras Ören - Tuhaf Hikâyeler

16) Baskın Oran - Türk Dış Politikası Cilt 3: 2001-2012

17) Murathan Mungan - Mutfak

18) Seval Şahin - Ne Güzel Suçluyuz Biz Hepimiz

19) Amelie Couture - Kiraz'ın Şarkıları

20) Serazer Pekerman - Film Dilinde Mahrem

21) Alfredo Gomez Cerda - Miguel

22) James Patterson - Alex Cross

23) Ece Temelkuran - Düğümlere Üfleyen Kadınlar

24) Sedat Ölçer - Evrim Serüveni

25) Raymond Chandler - Playback

26) Ali Yılmaz - Kara Arşiv

27) Richard P. Feynman - Fizik Yasaları Üzerine

28) Raymond Chandler - Göldeki Kadın

29) Selim İleri - İstanbul'un Sandık Odası

30) Uğur Yücel - Yağmur Kesiği

31) Herta Müller - Tek Bacaklı Yolcu

32) Mehmet Gündem - Lüzumsuz Adam İshak Alaton

33) Dücane Cündioğlu - Sanat ve Felsefe 

34) Erendiz Atasü - Taş Üstünde Gül Oyması

35) Feyza Hepçilingirler - Nasıl "Pop-Yazar" Olunur?

36) İpek Ongun - Yoksa Hayat Gençken Daha mı Zor?

37) Javier Vasconez - Capelo Bahçesi

38) Ursula K. Le Guin - Yerdeniz Serisi

39) İskender Pala - Efsane - Bir "Barbaros" Romanı

40) F. Scott Fitzgerald - Buruktur Gece

41) Jonathan Lee - Bay Satoshi de Kim?

42) Müge İplikçi - Civan

43) Metin Kaçan - Ağır Roman

44) Zadie Smith - Bugün Farklı Düşünüyorum

45) F. Scott Fitzgerald - Uçarı Kızlar ve Filozoflar

--- KitapGalerisi ---

14 Mart 2013 Perşembe

Çeviri ve Editörlük Söyleşisindeydik

# Çeviri ve Editörlük Söyleşisindeydik #

13 Mart 2013 akşamı birçok kitapseverin isimlerini sıklıkla duyduğu iki editörün söyleşisi vardı. Yapı Kredi Yayınları'nın katkısıyla organize edilen etkinlik Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi'nde gerçekleştirildi.

Selahattin Özpalabıyıklar uzun yıllardan beri devam eden çevirmen ve editör kimliklerine sahip birisi. 16 yıl Yapı Kredi Yayınları'nda çalıştıktan sonra 2010'da Doğan Kitap'a geçmişti. Oradaki görevine hâlâ devam ediyor.

Levent Cinemre, son 20 yıldır çevirmen ve editör olarak çalışmakta. Daha önce başka işler yapsa da şu an Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nda editörlük görevini sürdürüyor.

Söyleşiyi yöneten Birsen Talay Keşoğlu, "Editör kime denir? Editörlük nedir ya da ne olmalıdır?" sorusuyla başladı.

                                    

                    (Soldan: Selahattin Özpalabıyıklar, Birsen Talay Keşoğlu, Levent Cinemre)

Selahattin Özpalabıyıklar tersten bir tanım yaparak editörün ne olmadığını anlattı, bunu anlatırken kullandığı mizahi dil de söyleşiyi izleyenlerin sempatisini kazandı.

Özpalabıyıklar konuşmasına şöyle devam etti: "Siz kitabı çevirdiniz mi? Hayır, onu çevirmen yapıyor. Yazdınız mı? Hayır, onu yazar yapıyor. Yayımladınız mı? Hayır, onu yayınevi yapıyor. Bastınız mı? Hayır, onu matbaa yapıyor. Dağıttınız mı? Hayır, onu dağıtımcı yapıyor. Peki siz ne yapıyorsunuz? Bu saydıklarınızın dışında kalan her şeyi yapıyorum."

Özpalabıyıklar, editörün önünde duran metne hem yüzde yüz imânla hem de yüzde yüz imânsızlıkla bakması gerektiğini ekleyerek, editörün bir paranın yazı turası gibi değişebilen konumuna da dikkat çekti. Bunun ardından Umberto Eco'dan bir alıntı yaparak, okurun metinle arasında yaşanan karşılaşma için şunu ekledi: "İnançsızlığın geçici olarak askıya alınması." Yani, okur bir metin karşısında şöyle der: Sen şimdi bana yalan söyleyeceksin, bunu biliyorum. Şimdi beni bu yalana inandır bakalım.

                                       

Levent Cinemre, söyleşinin odak noktası olan çevirmen editörlüğü konusunda şunu belirtti: "Çevirmene önce şunu söylerim: Yazar tanrıdır, sen de onun peygamberisin. Onun cümlelerini okura sen ileteceksin."

Levent Cinemre, editörün her şeyden önce "seçen" kişi olduğunu ekleyerek, yaptığı ya da yapmak istediği işleri sürekli "kollayan" kişi olması gerektiğini sözlerinde özellikle belirtti. Editörün işinin hep devam ettiğinin, kitap çıktıktan sonra bile ve hatta yıllar sonra dahi kitabının arkasında durabilmek için kitabın sağlam, dikkatli ve özenli hazırlanması şartını gözetmenin doğru olacağını savundu.

Selahattin Özpalabıyıklar, bir editörün her şeyi bilemeyeceğini ve dolayısıyla doğru bilgiye ulaşması da şart olduğundan bu konuda herkesten daha dikkatli davranması gerektiği üzerine, kendi sözlüğünü hazırlayan Johnson'dan bir alıntı yaptı: "İki tür bilgi vardır: Biri konuyu gerçekten bilmektir; diğeri o konuyu kimin en iyi bildiğini bilmektir."

Levent Cinemre, odasının duvarına astığı bir yazıyı söyleşiye katılanlara da gösterdi. Yazının altındaki imza çok tanıdık bir isimdi: Stephen King. Cinemre'nin King'in "On Writing" isimli kitabından yaptığı alıntı şöyleydi: "The editor is always right. (...) Put the way, to write is human, to edit is divine." Cinemre bu cümleyi "Editör her zaman haklıdır. Yazmak insanidir, editlemek (yayıma hazırlamak) ilâhi..." olarak çevirdi.

Selahattin Özpalabıyıklar, editörün çok şey bilen / bilmesi gereken insan olması gerektiğini belirtirken şunu da unutmadı: "Editör haddini de bilmek zorunda." Editör, yazarların ya da şairlerin bir kelimeyi farklı biçimlerde yazmasını hemen "yazım hatası" olarak değerlendirmeden önce mutlaka yazara ya da şaire danışmalıdır. "Metni yazan kişi özgürdür ve editör müdahale etmeden önce metni yazana mutlaka danışmalıdır, çünkü editörün önündeki metni istediği gibi kesip biçmeye hakkı yoktur. Bazı metinlerde yazar tarafından 'bilinçli yanlışlar' yapılabilir, editör bu durumda uzlaşan kişi de olmalıdır."

Yaklaşık 90 dakika süren söyleşi katılımcılar açısından çok keyifli ve bilgilendiriciydi. Ancak söyleşi için tahsis edilen oda çok küçüktü, odanın içindeki insan sayısı kadar kişi de koridora atılan sandalyelere oturmak zorunda kaldı. Havalandırmanın da çalışmadığı bir ortamda bu iki önemli editörü kan ter içinde kalarak dinledik. Bir dahaki sefere teknik donanım da yerinde olursa daha güzel olur.

Bu etkinliği düzenleyen Yapı Kredi Yayınları'na ve onca işleri arasında gelip boğaz patlatan Selahattin Özpalabıyıklar ve Levent Cinemre'ye kendi adımıza çok teşekkür ederiz...

(Etkinlik fotoğrafı: Ayşe Müge Gerdan)

--- KitapGalerisi adına Tuna Bahar ---

13 Mart 2013 Çarşamba

Hemingway'in Aile Fotoğraf Albümü Satışa Çıkıyor

# Hemingway'in Aile Fotoğraf Albümü Satışa Çıkıyor #

                                                

Fine Books Magazine'in haberine göre, Amerikan tarihinin gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından biri olarak kabul edilen Ernest Hemingway'in aile fotoğraflarını içeren fotoğraf albümü satışa çıkıyor.

                                                 

Ernest Hemingway'in kız kardeşi Usrula Hemingway'e ait, yaklaşık 121 aile fotoğrafının olduğu albümün tahmini değeri 10.000 ile 15.000 dolar arasındaymış.

                                     

Hemingway ailesinin normal bir aile tablosu çizdiği -en azından fotoğraflarda- rahatlıkla görülebiliyor. Birçok yazar ve eleştirmene göre Ernest Hemingway'in pek de normal biri olmadığı biliniyor. Maço tavırları ve erkeksi yanları onu Amerika'nın girdiği savaşlarda gönüllü olarak savaşa katılmaya kadar götürmüştü. Ölümü ise 1961 yılında Ketchum / Idaho'da kendini av tüfeğiyle vurması sonucu gerçekleşmişti.

                                   

Hemingway'in birçok eseri Amerika'da klasik sayılır. Başlıcaları ise Güneş de Doğar, Silahlara Veda, Çanlar Kimin İçin Çalıyor ve 1952'de basılan, gerçek başyapıtı olarak kabul edilen Yaşlı Adam ve Deniz'dir.

--- KitapGalerisi ---

12 Mart 2013 Salı

Londra'da Odak Ülke Türkiye

# Londra'da Odak Ülke Türkiye #

Daha önce duyurmuştuk, Londra Kitap Fuarı 2013'ün odak ülkesi Türkiye.

Türkiye'nin birçok yazar ve yayınevini ağırlamaya hazırlanıyor Londra Kitap Fuarı...

                                           

British Council tarafından Kültür Programı'na katılmak üzere desteklenen yazarlar şunlar: İnci Aral, Oya Baydar, Fethiye Çetin, Fatih Erdoğan, Murat Gülsoy, Hakan Günday, Müge İplikçi, Ayşe Kulin, Mario Levi, Perihan Mağden, Bejan Matur, Murat Menteş, Murathan Mungan, Barış Müstecaplıoğlu, Aslı E. Perker, Elif Şafak, Ece Temelkuran, Ayfer Tunç, Ahmet Ümit ve Mehmet Yaşin.

Uluslararası Kitap Fuarları Organizasyon Komitesi tarafından desteklenen yazarlar ve gazeteciler ise Beyazıt Akman, Filiz Aygündüz, Nazan Bekiroğlu, Esmahan Aykol, Faruk Şüyün, Turhan Günay, Buket Aşçı, Cem Erciyes, Tarık Tufan, Şavkar Altınel ve Salih Zengin.

--- KitapGalerisi ---

Ned Beauman - Işınlanma Kazası

# Yeni kitap: Ned Beauman - Işınlanma Kazası #

Siz alkolle sabahı sabah ederken, tarih yazılmaya devam eder...

Yer: Almanya

Tarih: 1930'lar...

Ve bu tarihlerde yaşayanların en büyük derdi uzun bir dönem seks yapamamak değildir...

                                            

Tabi bu tarihi realiteler Egon Loeser için çare olmadı. Cinsellik anlamında şanssızlıkları onu Berlin'in eksperimental tiyatro mekânlarından Paris'in absent mekânlarına, buradan Melekler Şehri Los Angeles'ın fizik deneylerinin yapıldığı laboratuvarlarına ışınlarken başkişimiz iki sırrı çözümlemenin peşindeydi: Rönesans döneminin en büyük sahne tasarımcısı ve aynı zamanda Loeser’ın idolü olan Adriano Lavicini, Şeytan’la girdiği işbirliği sonucu mu ölmüştü ve Loeser gibi yakışıklı, akıllı, hoş, mütevazı biri neden, kırk yılda bir de olsa, biriyle yatmayı beceremiyordu?

Daha önce yine Domingo Yayıncılık tarafından kitabı basılan yazar Ned Beauman'dan farklı bir roman.

Boksör Böcek ile 2010 Guardian İlk Roman Ödülü finalisti olan yazar Ned Beauman, şu an İngiltere'nin en iyi yazarlarından biri olarak gösteriliyor.

Işınlanma Kazası, Ned Beauman, Çev. Sabri Gürses, Roman, Mart 2013, Domingo Yayıncılık.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

8 Mart 2013 Cuma

KitapGalerisi'nde geçen hafta en çok satan kitaplar (1-7 Mart 2013)

# KitapGalerisi'nde geçen hafta en çok satan kitaplar (1-7 Mart 2013) #

Günümüzde kitap satışları oldukça değişken bir hale geldi. Çok satan yazarların yeni bir kitabı çıktığında hemen ve hatta çıkmadan önce ürün ön siparişteyken bile satmaya başlıyor. Çok sayıda kitabın çıktığı günümüzde geçen hafta çıkan bir kitabı bu hafta vitrinlerde göremeyebiliyoruz. Durum böyle olunca çıkan kitapları da takip etmek epey zorlaşıyor.

Bizim sitemiz KitapGalerisi'nin listesi de bu şartlar altında oluşuyor ve çoğunlukla "edebiyat" kategorisinden kitap satışı yapıyoruz biz. 

Tıbbi Terminoloji gibi ders kitapları siparişleri ya da Nasuh Mahruki'nin Kendi Everest'inize Tırmanın gibi kitapların toplu siparişlerini alsak da, edebiyat kitaplarının satışları azımsanacak gibi değil.

Listemize baktığınızda Alfa Yayın Grubu'na bağlı yayınevlerinin (Alfa, Everest, Kapı) kitaplarının diğer yayınevlerine göre daha çok sattığını göreceksiniz. Bunun sebebi Alfa Yayın Grubu'na bağlı yayınevlerinin kitaplarını %30 gibi önemli ve büyük bir indirimle satıyor oluşumuzdur. 

Lafı daha fazla uzatmadan 1-7 Mart 2013 tarihleri arasında sitemizden en çok sattığımız kitaplara buyurun:

1) Sinan Akyüz - Şahika ve Feraye

2) Ahmet Altan - Aldatmak

3) Ahmet Altan - Kılıç Yarası Gibi

4) Selim İleri - Mel'un

5) Yunus Emre Akkor / Zennup Pınar Çakmakcı - Osmanlı Deniz Mutfağı

6) Aras Ören - Tuhaf Hikâyeler

7) Buket Uzuner - İki Yeşil Susamuru (Ciltli ve Özel Baskı)

8) Ömür Akkor - Selçuklu Mutfağı

9) İskender Pala - Efsane

10) Howard Zinn - Hareket Halindeki Bir Trende Tarafsız Olamazsınız

11) Ece Temelkuran - Düğümlere Üfleyen Kadınlar

12) Gündüz Vassaf - Mostari

13) Muzaffer Tayyip Uslu - Şimdilik

14) Sylvia Day - Sana Soyundum

15) Kevin Dutton - Olağan Psikopatlar

16) Baskın Oran - Türk Dış Politikası Cilt 3

17) Sedat Ölçer - Evrim Serüveni

18) Aimee Bender - Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü

19) Can Dündar - Birand

20) Mehmet Gündem - Lüzumsuz Adam İshak Alaton

--- KitapGalerisi ----

7 Mart 2013 Perşembe

İyi ki doğdun Georges Perec!

                                        

Çocukluk hatıram yok. Aşağı yukarı on ikinci yaşıma kadar, kişisel tarihim birkaç satırdan ibaret: Babamı dört yaşında, annemi altı yaşındayken kaybettim; savaş süresince Villard-de-Lans'taki çeşitli pansiyonlarda kaldım. 1945'te babamın ablası ve kocası beni evlat edindiler.

Bu tarih yokluğu beni uzun süre rahatlattı: Nesnel kuruluğu, ilk bakıştaki aşikârlığı, masumiyeti beni koruyordu, ama neye karşı koruyordu, tam da kendi tarihime, yaşanmış tarihime, gerçek tarihime, bana ait olan ve tahmin edilebileceği gibi, ne kuru, ne nesnel, ne aşikâr, ne de masum olan tarihime karşı değilse, neye karşı koruyordu?

"Çocukluk hatıram yok": Bu iddiayı kendimden emin bir şekilde, neredeyse meydan okurcasına ortaya koyuyordum. Bu mesele üzerinde bana soru sormaları boşunaydı. Ders programımda yoktu. Bundan muaftım. Bir başka tarih, Büyük olanı, büyük tırpanıyla Tarih, çoktan benim yerime cevap vermişti: savaş, kamplar.

On üç yaşındayken bir hikâye uydurdum, anlattım ve çizdim. Daha sonra, bu hikâyeyi unuttum. Yedi yıl önce bir akşam, Venedik'te, birdenbire bu hikâyenin adının "W" olduğunu ve bir anlamda, çocukluğumun tarihi değilse de en azından çocukluğumun bir hikâyesi olduğunu hatırladım.

W ya da Bir Çocukluk Hatırası, Georges Perec, Çev. Sosi Dolanoğlu, Edebiyat / Roman, 2. Baskı Haziran 2012, Metis Yayınları.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Maceraperest Turan Sözlüğü

# Sabri Gürses'ten Maceraperest Turan Sözlüğü #

Sabri Gürses'in adını meraklı edebiyat okurları bilirler. Bu zamana kadar gerçekleştirdiği birçok çeviri keyifle okunmuştur.

                                              

Everest Yayınları için yapmış olduğu harikulâde Oblomov çevirisi, yine Everest Yayınları'ndan külliyat olarak çıkan Bulgakov kitaplarının dizi editörlüğü ve Üstat ile Margarita çevirisi, en son bu ay Can Yayınları'ndan çıkan İnsancıklar çevirisi ilk aklımıza gelenlerdir.

                                                  

Maceraperest Turan Sözlüğü kalıpların dışında bir roman. Daha doğrusu yarı çizgi roman.

                                     

Sabri Gürses bu kitap için epey emek vermiş.

Çünkü bu kitap hem roman, hem çizgi, hem de çizgi roman.

                                     

Kitabın içinden birkaç sayfayı paylaşıyoruz. Farklı ve yeni bir şeyler okumak isteyen okurlara da şiddetsiz tavsiye ediyoruz.

Maceraperest Turan Sözlüğü, Sabri Gürses, Edebiyat / Roman, Çizgi Roman, Dedalus Kitap, Mart 2013.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

6 Mart 2013 Çarşamba

Kitaplardan Yapılmış Şirin Minyatür Evler

# Kitaplardan Yapılmış Şirin Minyatür Evler #

Hiç bir kitabın içinde yaşamak istemiş miydiniz?

                                     

Flavorwire'daki haber bugün KitapGalerisi ofisine renk kattı.

                                     

Hollandalı sanatçı Frank Halmans'ın bir çalışması tüm kitapseverleri etkileyecek gibi görünüyor. 

Halmans bu minyatür kitap evleri serisini "Built of Books" adıyla My Modern Met'te sergiliyor.

                                      

Halmans'ın bu şirin mi şirin kitap binalarıyla ilgili daha fazla bilgiyi ve görseli websitesinden öğrenebilirsiniz.

Bize de bakıp bakıp hayal kurmak kalıyor...

--- KitapGalerisi ---

Engin Ergönültaş - Minare Gölgesi

# Engin Ergönültaş - Minare Gölgesi'nden okuma parçası #

1

KIŞ

Neredeyse üç gündür lapa lapa yağan kar, Zengüle Hacı mahallesini, surlar içine kurulu o tuhaf, unutulmuş mahalleyi, damları, yolları, yokuşları, taşları sessizce, üfleye üfleye, uyuştura uyuştura uyandırmadan birer birer örtüp yutuyordu.

Mahalle gözünü sımsıkı yummuş bir kedi gibi öylece duruyor.

                                                  

Henüz ikindi ezanı okunur okunmaz, ne olduğunu bile anlamadan gökyüzü koyulaşan bir lâciverde dönüyor. Işıklar birdenbire yanıveriyor. Bir vakitten başka bir vakte uyumu kolaylaştıran geçişler olamadan akşam melâli çöküyordu.

Mahalle, şehrin bitimindeki surların içindeydi. Haliç'e uçurum gibi eğilmiş yüksek bir tepenin üzerinde kuruluydu. Bir yanı uçurumdu. Surların etrafındaki eski mezarlıkların arasında gizlenmiş küçük taş kapılardan başka girişi yoktu. Orada yaşayanlardan başka bir kimsenin tesadüfen, öylesine geçip gitmesine izin vermeyen bir kapalı üçgende yer aldığı için sırlanmış bir mahalleydi.

İçinde hâlâ eski zamanların kimi izleri vardı. Kıvrıla kıvrıla inen dar yokuşlar, çıkmazlar, çoğu harab, yanık yıkık da olsa cumbalı kafesli tahta evler, türbeler, selviler, nakışlı mezar taşlarıyla küçük mezarlıklar, aynalı çeşmeler vardı. Kaybolup gitmiş o ahşap âlemin izleri vardı.

Sanki şehir, bu unutulmuş, viran mahallede geçmiş zamanların kalıntılarını biriktirmeye çabalıyordu. Bu haliyle, kendi çürümüş cesedinin üzerinden hâtıra bir parça alıp saklamaya çalışan bir ölüye benziyordu.

Mahallenin küçük camisinin ışıkları yandı. Akşam ezanı, döne döne yağan karların içine dağıldı. Karlarla beraber uçuştu. Başka semtlerin uzak ezan sesleriyle karışıp uçurumun ucundan Haliç'in üzerine savruldu. Kesik kesik duyulur oldu. Ses bir gitti bir geldi.

Kar gecenin karanlığında hiç ara vermeden yağmaya devam etti.

----

Engin Ergönültaş, Minare Gölgesi, Edebiyat / Roman, Mart 2013, İletişim Yayınları.

Bu alıntı tanıtım amacıyla yapılmıştır.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Minare Gölgesi'nden alıntılar...

# Engin Ergönültaş'ın 8 Mart 2013'te çıkacak Minare Gölgesi adlı romanından alıntılar... #

"Sokaktan gelen sesler Sultan Abla'nın soğuk odasının içinde çınladı. Kedilerin kuyrukları sinirli sinirli kıpırdanıyordu. Odada kuyruklardan başka kımıldayan bir şey yoktu. Sadece bakışlar vardı. Boşluğu seyreden onlarca göz... Camdan bakan kediler dışarı değil, nefeslerinin camda yaptığı minik buğunun bir belirip bir kayboluşuna bakıyorlardı."

                                                  

"Sultan Abla havanın kararmasını bekledi, akşama doğru evinden çıktı. Merdivenleri sessizce bir hırsız gibi indi, işe gidiyor."

"Mum ışığının titreşip durduğu yarı karanlık odada alıp verilen nefes seslerinden başka hiçbir ses yoktu. Sokaktan da hiçbir ses duyulmuyordu. Yattığı yerin yanıbaşında kıpırtısız öylece uyuyan adama bakar vaziyette diz çökmüş bir yaşlı adam, yanında ondan biraz daha genç başka bir adam, bir yeniyetme oğlan çocuğu ve bir yaşlı kadın sessizce bekliyorlardı. Ara ara üzerine oturdukları ayakları sızlamaya başlayınca hafif doğrulup, üst üste binen ayaklarının düzenini değiştirip tekrar diz çökerlerken küçük çıtırdılar, hışırtılar duyuluyor, duvardaki gölgeleri oynaşıyordu."

Engin Ergönültaş, Minare Gölgesi, Edebiyat / Roman, Mart 2013, İletişim Yayınları.

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

Can Yayınları'ndan yeni kitaplar, Mart 2013

# Can Yayınları'ndan yeni çıkan kitaplar, Mart 2013 #

1) Arthur Conan Doyle - Tekinsiz Hikâyeler

Dünyanın en ünlü dedektifi Sherlock Holmes’u yaratan Sir Arthur Conan Doyle’un, aynı tadı veren kısa öyküleri bunlar. Okuru alacakaranlık kuşağının gizemlerinin içine çeken, bunu edebî bir tat katarak yapan Doyle, gerçeklik takıntısını da sürdürüyor.

                                             

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

2) Heinrich Böll - Palyaço

Palyaço 1963 yılında yayımlandığında Almanya’da büyük tartışmalara yol açmış, Heinrich Böll din karşıtı olmakla suçlanmıştır. Oysa yazar, İkinci Dünya Savaşı sonrası burjuva toplumunun dar kafalılığı ve çarpık ahlakı yüzünden “ayrıksı” bir bireyin o toplumda kendine yer bulamayışının altını çizer.

                                             

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

3) Fatih Balkış - Fars

Fatih Balkış’ın Fars’ı, sık dokunmuş, göndermelerle dolu bir metin. Gençlik hayalleri insanı ne zaman terk eder? Yoksa bir yumruk gibi tıkanır mı boğazına? Sanatın insana kapılarını açması neden bu kadar zordur? Ve yaşamın her alanına yayılmış haksızlık, sanat ideallerinin içinde de yok mudur? 

Fatih Balkış, Fars’ta, kısıtlı bir alanda çok derinlikli bir hikâye anlatıyor. Dikkatli iç gözlemler, çarpıcı yaklaşımlarla, umutsuz da olsa çıkışı yine sanatın içinde arıyor.

                                             

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

4) Raymond Carver - Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz

Yaşamın acı yüzüyle bu kadar erken tanışmasaydı, kuşkusuz yine yazar olurdu ama hiçbir zaman okurları tarafından böyle sahiplenilmezdi Raymond Carver. Gençlerin haytalık yapıp havai aşklar kovaladığı yaşlarda o evli ve iki çocuk babasıydı. Hayatı öğrenmenin yolu, bulduğu her işte çalışmaktı. Benzincide çalıştı, hademelik, garsonluk yaptı. Yaşananlar, kâğıda döküldüğünde bazen Çehov tadındaydı, bazen Kafka...

                                            

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap

5 Mart 2013 Salı

Yazarlardan kendi portreleri

# Yazarlardan kendi portreleri #

Sevdiğimiz bir mecra olan Flavorwire kendi portrelerini yapan yazarları derlemiş. Seçkiye 20 yazarın kendi kendine yaptığı portrelerini alan site, yazarların sadece yazarak mı kendilerini ifade edebilecekleri üzerine düşünüyor. İyi de yapıyor.

                                                   

                                                             Jorge Luis Borges

Birçok yazarın sadece roman ya da öykü değil; şiir, senaryo, şarkı sözü, tiyatro oyunu da yazdığı biliniyor. İçlerinde müziğe ve sinema sektörüne bulaşanlar da yok değil. Ancak buradakiler tuvalin karşısına geçerek çizim marifetlerini konuşturanlar.

                                              

                                                            Charles Baudelaire

Bizim favorimiz Jorge Luis Borges'in çalışması oldu. İlk bakışta sürreal özellikler taşıdığını düşünsek de bu çalışmasını görme yetisini kaybettikten sonra çizmiş yazarımız. Bu sayede anlamı daha da derinleşiyor. Sizin favoriniz hangisi?

                                         

                                                             Charles Bukowski

                                                                        ----

                                              

                                                             Cormac McCarthy

                                                                        ----

                                             

                                                        David Herbert Lawrence

                                                                       ----

                                    

                                                             Edgar Allan Poe

                                                                       ----

                                         

                                                         Flannery O'Connor

                                                                     ----

                                        

                                                           Henry Miller

                                                                  ----

                                           

                                                         Hermann Hesse

                                                                   ----

                                        

                                                           Jack Kerouac

                                                                    ----

                                          

                                                           Kurt Vonnegut

                                                                   ----

                                       

                                                            Sylvia Plath

                                                                  ----

                                         

                                                      Truman Capote

                                                                 ----

                                       

                                                     William S. Burroughs


                                                     ---- KitapGalerisi ----

İletişim Yayınları'ndan yeni kitaplar, Mart 2013

# İletişim Yayınları'ndan yeni çıkan kitaplar, Mart 2013 #

1) Engin Ergönültaş - Minare Gölgesi

Minare Gölgesi, içinde, mahalleye yatır olmuş bir uyuyan adam hikâyesi. İçinde, bu "büyük" dünyadan büyülü kuytulara ve birbirlerine sığınan iki çocuğun hikâyesi- yolu, minarenin şerefesine çıkan... Büyük bir çizer olarak zaten edebiyata peri tozları serpmiş olan Engin Ergönültaş'tan, üzerinde beş sene çalışılmış büyük bir roman.

                                             

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

2) Latife Tekin - Aşk İşaretleri

"Aşk İşaretleri, aslında benim yazarlığımla, yazma durumumla, dille hesaplaştığım bir kitap. Etkileme, büyüleme, dille iktidar kurma, gücü ele geçirme... Hayatı anlamlandırarak başkaları hakkında konuşma önceliğinin insana geçirdiği güç, iktidar... Kimsenin cümle kuramadığı bir yerde, cümle kurup kabile reisi olmak... Bu kitap böyle şeyleri dert edinip deşiyor." -Latife Tekin, Latife Tekin Kitabı, 2005-

                                            

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

3) Yıldız Ecevit - Kurmaca Bir Dünyadan

Yıldız Ecevit bu eserinde '80'li yılların başlarından 2000'li yılların sonlarına kadar gelen süreçte gazete ve dergilerde yayımlanmış makalelerinden bir seçki sunuyor. Goethe-Günter Grass karşılaştırmasından Oğuz Atay'a, Orhan Pamuk'tan Ferit Edgü'ye uzanan geniş bir edebiyat yelpazesini yenilikçi yaklaşımla tartışmaya açıyor.

                                           

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

4) Thomas Lemke - Biyopolitika

Biyopolitika, o kadar sık ve bazen yersiz biçimde kullanılıyor ki neyin kastedildiği, ne kadar isabetle anlatıldığı anlaşılamıyor bile. Thomas Lemke, kavramın çözümleyici ve eleştirel potansiyelini, çıkış noktalarını irdelerken, asıl olarak bu muğlaklığı gidermeyi başarıyor. Biyopolitika kavramının tarihini özetleyerek günümüzün kuramsal tartışmalarıyla ilişkisini keşfe çıkıyor.

                                          

Bu kitabı KitapGalerisi'nden bu linke tıklayarak satın alabilirsiniz.

kitap